Ercan KUTLU

Tarih: 26.01.2026 17:46

İyilik Neden Bu Kadar Zorlaştı?

Facebook Twitter Linked-in

BU ÜLKEDE ARTIK “İYİ İNSAN” OLMAK CESARET İSTİYOR

Bazen kendi kendime soruyorum:
Ne oldu bize?
Ne zaman bu kadar sertleştik?
Ne zaman iyilikten rahatsız olur hâle geldik?

Eskiden iyi insan olmak övülürdü.
Şimdi iyi insan olmak, neredeyse saflık sayılıyor.
Hatta daha kötüsü:
Hedef hâline geliyorsun.

Bakıyorum etrafıma…
Sessiz kalan, görmezden gelen, susup kenara çekilen daha rahat yaşıyor.
Ama birine dokunsan, bir çocuğun başını okşasan, bir yoksulun derdiyle dertlensen, bir haksızlığa ses yükseltsen…
Bir anda “sorunlu adam” oluveriyorsun.

İyilik artık risksiz bir erdem değil.
İyilik cesaret istiyor.

Ve çok acı bir cümle ama doğru:

Geçen gün Balıkçı Kenan’ın çocuklarla olan görüntülerini izledim.
Yüzlerce çocuğu sofrasında ağırlıyor.
Kahkahalar, masum bakışlar, dua gibi tebessümler…

Bir insan, bir sofra, yüzlerce çocuk…
Bu kadar saf bir iyilik.

Ama ne oluyor?
Bu güzel yürek, hâlâ birilerinin hedefinde.
Hâlâ rahatsız olanlar var.
Hâlâ “neden yapıyor” diye sorgulayanlar var.

İşte tam burada durup şunu sormak gerekiyor:
Bir insanın iyiliği neden bu kadar batıyor?

Çünkü iyilik, kötülüğün maskesini düşürür.
Çünkü iyilik, susan vicdanları rahatsız eder.
Çünkü iyilik, konfor alanlarını bozar.

Bu ülkede artık iki tür insan var gibi geliyor bana:
Susarak yaşayanlar ve bedel ödeyerek yaşayanlar.

Susmak kolay.
Görmemek kolay.
Duymamak kolay.
Kafanı çevirip yoluna bakmak çok kolay.

Ama biri düşüyorsa,
biri ağlıyorsa,
biri eziliyorsa
ve sen buna sessiz kalıyorsan…

İşte asıl zor olanla yüzleşmekten kaçıyorsun.

İyi insan olmak tam da burada başlıyor.
Ve tam da burada zorlaşıyor.

Eskiden “iyi ki varsın” denirdi.
Şimdi “neden karışıyorsun?” deniyor.

Eskiden merhamet alkış alırdı.
Şimdi merhamet şüpheyle karşılanıyor.

Eskiden yardım eden baş tacı edilirdi.
Şimdi yardım eden sorgulanıyor.

Bu, toplumun ruh sağlığının bozulduğunun en net göstergesidir.

Çünkü bir toplumda iyilik sorgulanmaya başlamışsa,
orada ahlaki pusula şaşmış demektir.

“Kötülük artık sıradan, iyilik ise istisna muamelesi görüyor.”

Bakın…
Bu topraklar iyilikle mayalandı.
Bu millet merhametle büyüdü.
Bu bayrak, sadece savaş meydanlarında değil;
yetimin başında, yoksulun sofrasında, mazlumun duasında yükseldi.

Biz ne zaman merhameti zayıflık sandık?
Ne zaman vicdanı safdillik diye küçümsedik?

Bugün en çok ihtiyacımız olan şey:
Daha fazla yasa değil.
Daha fazla nutuk değil.
Daha fazla slogan hiç değil.

Daha fazla iyi insan.

Ama bunun için cesaret lazım.
Çünkü iyilik yapan bedel ödüyor.
Çünkü doğru duran yalnız kalabiliyor.
Çünkü vicdanlı olan, çoğu zaman hedef tahtasına oturtuluyor.

Şuna bütün kalbimle inanıyorum:

Bu ülkeyi ayakta tutan;
yüksek binalar, büyük projeler, kalabalık mitingler değil…

Tam da bu yüzden, insanın en çok sevdiklerine karşı nasıl bir dönüşüm yaşadığını anlatan şu yazı, hepimize derin bir vicdan muhasebesi yaptırıyor:
Ev Büyüdükçe Yürek Küçülürmüş – Bir Babanın Sessiz Kırgınlığı

Sessizce iyilik yapan, karşılık beklemeden el uzatan, kimse görmese de doğruyu yapan insanlardır.

Balıkçı Kenan gibi…
Adını bilmediğimiz binlerce güzel yürek gibi…

O yüzden diyorum ki:
Evet, bu ülkede artık iyi insan olmak cesaret istiyor.

Ama ne olursa olsun…
İyi olmaktan vazgeçmeyelim.

Çünkü bir toplum, kötülükle değil;
iyilikle ayağa kalkar.

Kategori: Toplum & Vicdan


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —