HAYATIN İÇİNDEN (Medya90) - |

ŞİDDETİN BAŞTAN ÇIKARDIĞI YARI FELÇLİ AYDIN (!)

 

ŞİDDETİN BAŞTAN ÇIKARDIĞI YARI FELÇLİ AYDIN (!)

Tabiiki sadece ve sadece yakın, dost, akraba, eş, tanıdık ile de olmayınca soluğu konsoloslukta alırlar.
NESİBE TÜKEL Kim ne derse desin. Konuştuğumuz... ve fikirlerimizi medeni kalıplar içerisinde ifade ettiğimiz taktirde herkesin konuşma, yazma, yazdıklarını yayınlama özgürlüğüne sahip. Dediğimiz gibi hakarete, küfüre, tevessül etmemek kaydı ile. Oysa ne hikmetse karşı düşüncede olmak insanımızı ne hikmetse âdeta vahşileştiriyor. Kan kokusu almış vahşi yaratıklar gibi saldırmaktan, küfretmekten,  değer verdiğimiz nice güzelliklere hakaret etmekten bir nebze geri atmamakta da oldukça rahatlar. Geçen günlerde ulusal bir gazetenin ilk sayfasında "EVEREST'TE HELİKOPTER TUZAĞI"  başlığı altında çıkan bir haber vardı. Haberi ilk anda okuduğumda namussuz her yerde namussuz, demek ki sadece bizim memlekette yokmuş, dedim. Lâkin haberin detaylarını okuyunca namussuzları bıraktım ülkesine ve yüce dinimize hakaret eden ifadeleri kullanan eğitimli, aydın diye tabir edeceğimiz hanımefendiye takıldım. Mevzu şöyle: Avukat Merve Bakdur, Everest'e tırmanırken yükseklik nedeniyle fenalaşır. Gözünü Nepal’in başkenti Katmandu’daki bir hastanede açan Bakdur’a uyandığında 7 bin 500 dolarlık helikopterle hastaneye taşıma faturası çıkartılır. Bu parayı ödeyemeyince hastanede rehin kalır. Sonra. Devam edelim hanımefendinin beyanlarından: Yaşadığı kâbusu, “Seni hastaneden çıkartmayız, bu ülkeden bu parayı ödemeden gidemezsin’ gibi sözler söylediler. Bankamdaki son parayla önce faturamın daha da artmaması için hastane faturasını ödedim. Geriye sadece 100 dolarım kaldı.  Katmandu’da ilk gece kaldığım otele geri döndüğümde, helikopter yetkilileri tur yetkililerinden buranın yerini öğrenmiş. Burada da otel odamın kapısına dayandılar. Olay fiziki müdahaleye kadar vardı, telefonuma el koydular.  Bir süre sonra ‘Ailemi arayacağım onlardan para isteyebilirim’ diyerek telefonumu geri aldım. ‘Ailen parayı göndersin yoksa bir daha seni göremezler’ dediler. Ailemi ve bana yardımcı olabilecek kişileri aradım”  Tabiiki sadece ve sadece yakın, dost, akraba, eş, tanıdık ile de olmayınca soluğu konsoloslukta alırlar.  Haaa unuttum yaaaa. Bu Avukat hanımefendi öyle sıradan biride değil haaa. Hanımefendi AK Parti Hükümeti'ne ve Recep Tayyip Erdoğan'a ağza alınmayacak hakaretler savurduğu gibi,  "Everest’e varınca karlara İmam Hatipler kapatılsın yazma fikri çıktı aklımdan" gibi iğrenç paylaşımlar yapan birisi. Sayın Avukat, kimse sizin inancınıza, giyiminize, kuşamanıza, yaşantınıza karışmaz iken size ne oluyor ki günde beş vakit dinin, şehadetin temeli olan ezanların yükseldiği ülkemde dinini, diyanetini, kitabını öğreten okulları kapatmak senin haddine mi düştü? Ne var ki bu sakat ve ortaçağ engizisyon kafasına sahip geri kalmış ülkelerin panço villa kılıklı şahısları, âdeta sakız çiğner gibi bu lafları her ortamda söylemekten çekinmedikleri gibi yaptıkları hakaretler de yanlarına kâr kalmakta. İtalyan askerlerin Antep'te tesettürler içindeki bacılarımızın tesettürlerine el uzattıkları gibi el uzatmakta.  Yapanın yanına kâr kalmadığı, herkesin medeni toplumlarda olduğu gibi inancının gerektirdiklerini  hür ve özgür bir şekilde yaşamasını sağladığı, inançlarını özgür bir şekilde yerine getirmesi duası ile. (1) Nobel ödüllü Perulu Yazar Maria Vargas liosa  
Tabiiki sadece ve sadece yakın, dost, akraba, eş, tanıdık ile de olmayınca soluğu konsoloslukta alırlar.

NESİBE TÜKEL

Kim ne derse desin. Konuştuğumuz... ve fikirlerimizi medeni kalıplar içerisinde ifade ettiğimiz taktirde herkesin konuşma, yazma, yazdıklarını yayınlama özgürlüğüne sahip. Dediğimiz gibi hakarete, küfüre, tevessül etmemek kaydı ile.

Oysa ne hikmetse karşı düşüncede olmak insanımızı ne hikmetse âdeta vahşileştiriyor. Kan kokusu almış vahşi yaratıklar gibi saldırmaktan, küfretmekten,  değer verdiğimiz nice güzelliklere hakaret etmekten bir nebze geri atmamakta da oldukça rahatlar.

Geçen günlerde ulusal bir gazetenin ilk sayfasında

"EVEREST'TE HELİKOPTER TUZAĞI" 

başlığı altında çıkan bir haber vardı.
Haberi ilk anda okuduğumda namussuz her yerde namussuz, demek ki sadece bizim memlekette yokmuş, dedim. Lâkin haberin detaylarını okuyunca namussuzları bıraktım ülkesine ve yüce dinimize hakaret eden ifadeleri kullanan eğitimli, aydın diye tabir edeceğimiz hanımefendiye takıldım.

Mevzu şöyle:
Avukat Merve Bakdur, Everest'e tırmanırken yükseklik nedeniyle fenalaşır. Gözünü Nepal’in başkenti Katmandu’daki bir hastanede açan Bakdur’a uyandığında 7 bin 500 dolarlık helikopterle hastaneye taşıma faturası çıkartılır. Bu parayı ödeyemeyince hastanede rehin kalır.

Sonra.
Devam edelim hanımefendinin beyanlarından:

Yaşadığı kâbusu, “Seni hastaneden çıkartmayız, bu ülkeden bu parayı ödemeden gidemezsin’ gibi sözler söylediler. Bankamdaki son parayla önce faturamın daha da artmaması için hastane faturasını ödedim. Geriye sadece 100 dolarım kaldı. 

Katmandu’da ilk gece kaldığım otele geri döndüğümde, helikopter yetkilileri tur yetkililerinden buranın yerini öğrenmiş. Burada da otel odamın kapısına dayandılar. Olay fiziki müdahaleye kadar vardı, telefonuma el koydular. 

Bir süre sonra ‘Ailemi arayacağım onlardan para isteyebilirim’ diyerek telefonumu geri aldım. ‘Ailen parayı göndersin yoksa bir daha seni göremezler’ dediler. Ailemi ve bana yardımcı olabilecek kişileri aradım” 

Tabiiki sadece ve sadece yakın, dost, akraba, eş, tanıdık ile de olmayınca soluğu konsoloslukta alırlar. 

Haaa unuttum yaaaa. Bu Avukat hanımefendi öyle sıradan biride değil haaa. Hanımefendi AK Parti Hükümeti'ne ve Recep Tayyip Erdoğan'a ağza alınmayacak hakaretler savurduğu gibi,  "Everest’e varınca karlara İmam Hatipler kapatılsın yazma fikri çıktı aklımdan" gibi iğrenç paylaşımlar yapan birisi.

Sayın Avukat, kimse sizin inancınıza, giyiminize, kuşamanıza, yaşantınıza karışmaz iken size ne oluyor ki günde beş vakit dinin, şehadetin temeli olan ezanların yükseldiği ülkemde dinini, diyanetini, kitabını öğreten okulları kapatmak senin haddine mi düştü?

Ne var ki bu sakat ve ortaçağ engizisyon kafasına sahip geri kalmış ülkelerin panço villa kılıklı şahısları, âdeta sakız çiğner gibi bu lafları her ortamda söylemekten çekinmedikleri gibi yaptıkları hakaretler de yanlarına kâr kalmakta. İtalyan askerlerin Antep'te tesettürler içindeki bacılarımızın tesettürlerine el uzattıkları gibi el uzatmakta. 

Yapanın yanına kâr kalmadığı, herkesin medeni toplumlarda olduğu gibi inancının gerektirdiklerini  hür ve özgür bir şekilde yaşamasını sağladığı, inançlarını özgür bir şekilde yerine getirmesi duası ile.

(1) Nobel ödüllü Perulu Yazar Maria Vargas liosa

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve medya90.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.