(Medya90) - |

Neslimizi Yok Etmeyi Hedefliyorlar

 

Neslimizi Yok Etmeyi Hedefliyorlar

Türkiye Aile Meclisi, kötülüklerin dayanağının CEDAW olduğunu ve küresel şer güçlerinin İstanbul Sözleşmesi benzeri anlaşmalarla neslimizi yok etmeyi hedeflediğini bildirdi.
Aileyi yıkan yasaların kaldırılması ve yerine toplumun din, inanç, değer, kültür ve gelenekleriyle barışık yeni düzenlemelerin getirilmesi adına mücadele veren STK’lar geçtiğimiz günlerde İstanbul’dan Ankara’ya yürüyerek sesini duyurmaya çalıştı. Yürüyüşün ardından Türkiye Aile Meclisi, CEDAW ile ilgili raporunu yayımladı. İstanbul Sözleşmesi’nde yer alan fıtrata ve hukuka aykırı toplumun geleneksel erkek-kadın rollerini bozan ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kavramı’nın CEDAW’da da yer aldığının vurgulanan raporda, şunlar ifade edildi: Kelebek etkisiyle savaş vermeliyiz “Bu kavram, CEDAW Komitesi’nin 19 Sayılı tavsiye kararı içeriğinde, ‘Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, kadınların, erkeklerle eşit olarak hak ve özgürlüklerini kullanmalarını ciddi şekilde engelleyen bir ayrımcılık biçimidir’ ifadelerine yer veriliyor. İstanbul Sözleşmesi madde hükümlerine dâhil edildiği gibi CEDAW Komitesi’nin 2010 yılındaki tavsiye kararında, yaşlı kadınların cinsel yönelimlerinin ayrımcılığa maruz kalmalarına yol açtığı belirtilir. Keza yine ‘kadınların cinsiyet ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığa maruz kalması ırk, etnik köken, din ya da inanç, sağlık, sosyal statü, yaş, sınıf, kast ve cinsel yönelim ile cinsel kimlik gibi kadınları etkileyen diğer faktörlerle de ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır’ denilmektedir. CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi dayatması Anayasaya bile girmiştir. ‘Kadına yönelik pozitif ayrımcılık’ uygulamalarının Anayasaya veya hukukun üstünlüğüne aykırı olduğu dile getirilemiyor. Dolayısıyla küresel şer güçlerin aileyi yok etme savaşına karşı insanlığımızı ailemizi geleceğimizi korumak için elbirliği ile kelebek etkisiyle varoluş savaşı vermeliyiz.” Kadını erkek, erkeği kadın hedefi İstanbul Sözleşmesi şiddeti önleme maskesiyle şiddet ürettiği, CEDAW’ın ise ayrımcılık maskesiyle kadın erkek-savaşı var yalanıyla ayrımcılıği körüklediği vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi: “Ayrımcılığı önleme bahane hükümlerine ve gerekse AİHS’in 14. Maddesindeki Ayrımcılık Yasağı ilkesi tuzaklarına dikkat etmek gerekir. Türkiye, 1980 ihtilal Anayasası’nda; BM, 1979’da hazırlanan CEDAW ile Avrupa Konseyi-AİHS gibi iki temel sözleşmeyle iç hukukuna küresel etik-norm düzeninden kanun aktarmaktadır. İstanbul Sözleşmesi, gerçekte Türk kadınının ve genişletilmiş kadın figürlerin erkek kimliğinin davranışlarını gözleme, denetleme, engelleme ve cezalandırma kolluğuna dönüştürülmesini hedeflemektedir.” Kaynak: Akit
Türkiye Aile Meclisi, kötülüklerin dayanağının CEDAW olduğunu ve küresel şer güçlerinin İstanbul Sözleşmesi benzeri anlaşmalarla neslimizi yok etmeyi hedeflediğini bildirdi.

Aileyi yıkan yasaların kaldırılması ve yerine toplumun din, inanç, değer, kültür ve gelenekleriyle barışık yeni düzenlemelerin getirilmesi adına mücadele veren STK’lar geçtiğimiz günlerde İstanbul’dan Ankara’ya yürüyerek sesini duyurmaya çalıştı. Yürüyüşün ardından Türkiye Aile MeclisiCEDAW ile ilgili raporunu yayımladı. İstanbul Sözleşmesi’nde yer alan fıtrata ve hukuka aykırı toplumun geleneksel erkek-kadın rollerini bozan ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kavramı’nın CEDAW’da da yer aldığının vurgulanan raporda, şunlar ifade edildi:

Kelebek etkisiyle savaş vermeliyiz

“Bu kavram, CEDAW Komitesi’nin 19 Sayılı tavsiye kararı içeriğinde, ‘Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, kadınların, erkeklerle eşit olarak hak ve özgürlüklerini kullanmalarını ciddi şekilde engelleyen bir ayrımcılık biçimidir’ ifadelerine yer veriliyor. İstanbul Sözleşmesi madde hükümlerine dâhil edildiği gibi CEDAW Komitesi’nin 2010 yılındaki tavsiye kararında, yaşlı kadınların cinsel yönelimlerinin ayrımcılığa maruz kalmalarına yol açtığı belirtilir. Keza yine ‘kadınların cinsiyet ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığa maruz kalması ırk, etnik köken, din ya da inanç, sağlık, sosyal statü, yaş, sınıf, kast ve cinsel yönelim ile cinsel kimlik gibi kadınları etkileyen diğer faktörlerle de ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır’ denilmektedir. CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi dayatması Anayasaya bile girmiştir. ‘Kadına yönelik pozitif ayrımcılık’ uygulamalarının Anayasaya veya hukukun üstünlüğüne aykırı olduğu dile getirilemiyor. Dolayısıyla küresel şer güçlerin aileyi yok etme savaşına karşı insanlığımızı ailemizi geleceğimizi korumak için elbirliği ile kelebek etkisiyle varoluş savaşı vermeliyiz.”

Kadını erkek, erkeği kadın hedefi

İstanbul Sözleşmesi şiddeti önleme maskesiyle şiddet ürettiği, CEDAW’ın ise ayrımcılık maskesiyle kadın erkek-savaşı var yalanıyla ayrımcılıği körüklediği vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi: “Ayrımcılığı önleme bahane hükümlerine ve gerekse AİHS’in 14. Maddesindeki Ayrımcılık Yasağı ilkesi tuzaklarına dikkat etmek gerekir. Türkiye, 1980 ihtilal Anayasası’nda; BM, 1979’da hazırlanan CEDAW ile Avrupa Konseyi-AİHS gibi iki temel sözleşmeyle iç hukukuna küresel etik-norm düzeninden kanun aktarmaktadır. İstanbul Sözleşmesi, gerçekte Türk kadınının ve genişletilmiş kadın figürlerin erkek kimliğinin davranışlarını gözleme, denetleme, engelleme ve cezalandırma kolluğuna dönüştürülmesini hedeflemektedir.” Kaynak: Akit

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve medya90.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.