EĞİTİM (Medya90) - |

Kur’an ve Hadis biri birine mütemmimdir

 

Kur’an ve Hadis biri birine mütemmimdir

Dicle Üniversitesinde 5-7 Kasım tarihleri arasında “Güncel hadis meseleleri ve Babanzade Ahmet Naim,” konulu bir sempozyum gerçekleşti.
Dicle Üniversitesinde 5-7 Kasım tarihleri arasında “Güncel hadis meseleleri ve Babanzade Ahmet Naim,” konulu bir sempozyum gerçekleşti.  Sempozyumun açılış konuşması Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr.Ali Erbaş hoca yaptı. Yaptığı konuşmada özetle şunları dile getirdi;  "Diyarbakır İslam’ın Anadolu’ya yayılmasında bir giriş kapısı rolünü görmüştür. Diyarbakır’da böyle önemli bir mevzuda sempozyumun yapılması mutluluk veriyor.  Bu şehir ki peygamberimizin vefatından sadece 7 yıl sonra Sahabeyi Kiram tarafından fetih edilmiş İslam ile müşerref olmuş ve bu güne kadar ezan sesi hiç dinmedi elhemdulillah, inşaallah kıyamete kadar bu şehrimizde ezan sesleri hiç susmaz, biz de Müslümanlar, müminler olarak peygamberimizin yolunda izinde giderek İslam’ı yaşamaya çalışacağız. Malum Kur’an ve Sünnet İslam mefkuresinin kurucu kaynaklarıdır. İslam dini insanlığa hem bir dünya görüşü, hem bir hayat tarzı telkin etmektedir. Dinin dünya görüşü vahiy belirtirken, hayata bakan tarafını Peygamberimizin söz, tutum ve davranışları oluşturmaktadır. Bugün Müslümanlar Kur’anı Kerim'in İslam’ın temel kaynağı olduğunda müttefiktirler, sorun ve sıkıntılarının hal olması için Kur’ana muracaat eder onda çare ararlar, hatta Kur’anı kerimde anlaşılması güç olan mücmel, mübhem ve müteşabih ayetleri dahi Kur’andaki ayetlerle anlamaya çalışmışlar, ki buna Kur'an-ı kuran ile tefsir etmek denir. Şayet orada bir çare bulunmamışsa Hazreti Peygamberin sünnetine müracaat etmişler. Dolayısıyla Hadis ve Kur’an bir birine alternatif değil birbirine mütemmim olarak görülmektedir. Kur’an ve Sünnet birbirinin tamamlayıcısıdır. Hz.Peygamberimizi veda hutbesinde size iki emanet bırakıyorum siz ona bağlı kaldıkça doğru istikamette olmuş olursunuz. Ayrıca başka bir hadiste de “sözlerin en güzeli Allah’ın kitabı, tavırların en güzeli Peygamberin hal ve davranışıdır” buyurmaktadır. Dinin doğru anlaşılması bu iki değerin doğru anlaşılmasıyla mümkündür. Peygamberin sünneti ümmetin birlikteliğinde etkili olmuştur.  Peygamberlik müessesi asrı saadete hapsetmek doğru değildir. Onun için sünnet çağlar üstü bir değere sahiptir. Daima güncelliğini korumaktadır. Peygamberimiz bütün insanlığa gönderilmiştir Kur'an'ı Kerim'de “Ey nebi biz seni bir davetçi, bir şahit, bir uyarıcı, Allah’a çağıran, insanlığa aydınlık bir yol açmak için gönderdik” diyerek peygamberin misyonunu veciz bir tarzda ortaya koymaktadır.  Sebe suresinde “Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik, ama insanların çoğu bilmezler”  Sünnet evrensel bir vasıf taşımaktadır. Bu münasebetle Peygamberimizin sünneti geçmişten günümüze kadar, zaman ve mekan farkı gözetmeksizin evrensel bir değer taşımakta olup, Müslümanlar arasında ibadet ve yaşam tarzı arasında birlikteliğe sebep olmuştur. Malum dünyada zaman zaman krizler ve sıkıntılar yaşanmıştır, o durumlarda dahi sünnet insanlığa yol gösterici olmuştur. Sünnet zihin ve gönül dünyasında bir değer olarak olması gereken yerini korumuştur. Dinin doğru anlaşıldığı ve bu iki kaynağın doğru anlaşıldığı durumda Müslümanlar dünyaya huzur kazandırırken, bu alanda sarsıntı yaşandığında ise hayatın huzuru kaçmıştır. Vahyin ve sünnetin doğru anlaşılması için Kur’anı Kerim'deki Peygamber tanımına, anlatılan vasıflarına bakmak lazım. Peygamberimiz her hali kayda alınıp model alınan tek insandır. Peygamberimiz Suretinin, Siretinin ve Siyerinin kaleme alındığı tek insandır. Kimi hadis alimi uzun bir yolculuk yaptıkları halde ravi olarak bilinen kimsede nahoş bir tarz görünce güvenilir olmaz, diye ondan hadis nakil etmemişlerdir. Onu tanımak ve tanıtmak, gelecek nesillere aktarmak vazifemizdir. Bu gün her zamankinden daha çok sünnete muhtacız. Bunu da vahyi ve nübüvveti doğru anlamakla mümkündür.  Vahiyle ile nübüvvet arasında bir denge kurmakla yükümlüyüz, bizden önceki ümmetler bu dengeyi korumadıkları için dalalete gittiklerini görüyoruz. Hadis ilmi ile günümüze kadar gelen sünneti tanımak, ondan faydalanmak Müslümanlar için olmazsa olmazdır. Yüce Allah,“Yahudiler üzeyir Allah’ın oğludur dediler, Hırıstiyanlar İsa Allah’ın oğludur dediler bu onların uydurdukları bilgilerdir”  şeklinde bir ayetle bizi ikaz ediyor, sakın öyle yanlışa düşmeyin diye. Peygamberimize Allah şu talimatını veriyor “deki ben de sizin gibi bir beşerim” bunun önemini anlatan Peygamberimiz Hırıstiyanların ileri gittiği gibi siz de benim hakkımda yanlışlar yapmayın, ben ancak Allah’ın Kulu ve Resuluyum demiştir. Malum kelimeyi şahadette de bu vurgulanmaktadır. Şahadetin ikinci kısmında “ben şahadet erdim ki Muhammed Allah’ın kulu ve resulüdür” denilmektedir. Peygamberler Allah’a ibadette birer insan ve rehberlik vazifelerini yerine getirmekle de birer elçidirler. “Peygamber insandır ama seçkin bir insandır, tıpkı taşlar arasındaki yakut gibidir.” Şeklinde tanımlanmaktadır. İTİDAL İLE YAŞAMAK LAZIMDIR. Peygamberimizi küçük düşürmek, devre dışı bırakmak, “bu gün artık onun söz ve davranışları bizi ilgilendirmez” demek gaflettir, doğru bir yaklaşım değildir. Bize düşen itidallı davranıp Kur’anın ifadesiyle vasat ümmet olabilmektir. İtidal, ölçülü, dengeli davranmak ifrat ve tefritten uzak tutmak gerektiriyor. İman, ibadet ve itaat konusunda da itidallı davranmak gerekir. “Allah’ın size verdiğinden ahret yurdunu ara ama dünyadaki nasibini de unutma” diyor yüce Allah.(Kasas-77) Peygamberimizi; “Din kolaydır, bir kişi din karşısında gücünün üstünde yaşamaya kalkışırsa aciz kalır” duyurmaktadır  “Peygamberimiz kolaylaştırınız, zorlaştırmayın” buyurmaktadır.  Peygamberimizin Risaletini inkar etmek tehlikeli olduğu kadar onu saygı gösterme adına insan üstü göstermek de tehlikelidir. Peygambere itaat Allah’a itaat olduğunu yüce Allah ayetle ifade ediliyor.  Bize düşen hadisleri mana itibariyle doğru anlayıp onlardan faydalanmaktır. Dinimiz bizden şuurlu bir dindarlık bilinçli bir Müslüman olmamızı istemektedir. Taklitçiliğin ve taasubun tehlikeli olduğunu bilmek gerekir.  Malum Peygamberimiz “üsveyi hase(güzel örnek)” olarak tanımlanmıştır. Aile babası olarak, Devlet başkanı olarak, Öğretmenlikte, irşadda hayatın içinde mücerred bir insan olarak güzel örnektir. Bu gün insanlık varlık içinde yokluğu yaşamaktadır, mutlu değil, huzur bulamıyor, adalet yokluğu, adil gelir dağılımı yüzünde dakikada birkaç insan açlıktan öldüğü gibi aynı sayıya yakın kimi insanlar da zenginlikten dolayı ölmektedir. İnsanların menfaatini öncelediği günümüzde huzur ve mutluluk yakalamak için Müslümanca yaşamak tek çıkar yoldur. Peygamberi tanımak ve onu örnek alarak yaşamak bizim vazifemizdir.
Dicle Üniversitesinde 5-7 Kasım tarihleri arasında “Güncel hadis meseleleri ve Babanzade Ahmet Naim,” konulu bir sempozyum gerçekleşti.

Dicle Üniversitesinde 5-7 Kasım tarihleri arasında “Güncel hadis meseleleri ve Babanzade Ahmet Naim,” konulu bir sempozyum gerçekleşti. 

Sempozyumun açılış konuşması Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr.Ali Erbaş hoca yaptı.
Yaptığı konuşmada özetle şunları dile getirdi; 

"Diyarbakır İslam’ın Anadolu’ya yayılmasında bir giriş kapısı rolünü görmüştür.
Diyarbakır’da böyle önemli bir mevzuda sempozyumun yapılması mutluluk veriyor. 

Bu şehir ki peygamberimizin vefatından sadece 7 yıl sonra Sahabeyi Kiram tarafından fetih edilmiş İslam ile müşerref olmuş ve bu güne kadar ezan sesi hiç dinmedi elhemdulillah, inşaallah kıyamete kadar bu şehrimizde ezan sesleri hiç susmaz, biz de Müslümanlar, müminler olarak peygamberimizin yolunda izinde giderek İslam’ı yaşamaya çalışacağız.

Malum Kur’an ve Sünnet İslam mefkuresinin kurucu kaynaklarıdır. İslam dini insanlığa hem bir dünya görüşü, hem bir hayat tarzı telkin etmektedir.

Dinin dünya görüşü vahiy belirtirken, hayata bakan tarafını Peygamberimizin söz, tutum ve davranışları oluşturmaktadır. Bugün Müslümanlar Kur’anı Kerim'in İslam’ın temel kaynağı olduğunda müttefiktirler, sorun ve sıkıntılarının hal olması için Kur’ana muracaat eder onda çare ararlar, hatta Kur’anı kerimde anlaşılması güç olan mücmel, mübhem ve müteşabih ayetleri dahi Kur’andaki ayetlerle anlamaya çalışmışlar, ki buna Kur'an-ı kuran ile tefsir etmek denir.

Şayet orada bir çare bulunmamışsa Hazreti Peygamberin sünnetine müracaat etmişler. Dolayısıyla Hadis ve Kur’an bir birine alternatif değil birbirine mütemmim olarak görülmektedir.

Kur’an ve Sünnet birbirinin tamamlayıcısıdır.
Hz.Peygamberimizi veda hutbesinde size iki emanet bırakıyorum siz ona bağlı kaldıkça doğru istikamette olmuş olursunuz. Ayrıca başka bir hadiste de “sözlerin en güzeli Allah’ın kitabı, tavırların en güzeli Peygamberin hal ve davranışıdır” buyurmaktadır.

Dinin doğru anlaşılması bu iki değerin doğru anlaşılmasıyla mümkündür. Peygamberin sünneti ümmetin birlikteliğinde etkili olmuştur. 

Peygamberlik müessesi asrı saadete hapsetmek doğru değildir. Onun için sünnet çağlar üstü bir değere sahiptir. Daima güncelliğini korumaktadır.

Peygamberimiz bütün insanlığa gönderilmiştir
Kur'an'ı Kerim'de “Ey nebi biz seni bir davetçi, bir şahit, bir uyarıcı, Allah’a çağıran, insanlığa aydınlık bir yol açmak için gönderdik” diyerek peygamberin misyonunu veciz bir tarzda ortaya koymaktadır. 

Sebe suresinde “Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik, ama insanların çoğu bilmezler” 

Sünnet evrensel bir vasıf taşımaktadır.
Bu münasebetle Peygamberimizin sünneti geçmişten günümüze kadar, zaman ve mekan farkı gözetmeksizin evrensel bir değer taşımakta olup, Müslümanlar arasında ibadet ve yaşam tarzı arasında birlikteliğe sebep olmuştur.

Malum dünyada zaman zaman krizler ve sıkıntılar yaşanmıştır, o durumlarda dahi sünnet insanlığa yol gösterici olmuştur. Sünnet zihin ve gönül dünyasında bir değer olarak olması gereken yerini korumuştur.

Dinin doğru anlaşıldığı ve bu iki kaynağın doğru anlaşıldığı durumda Müslümanlar dünyaya huzur kazandırırken, bu alanda sarsıntı yaşandığında ise hayatın huzuru kaçmıştır.

Vahyin ve sünnetin doğru anlaşılması için Kur’anı Kerim'deki Peygamber tanımına, anlatılan vasıflarına bakmak lazım.

Peygamberimiz her hali kayda alınıp model alınan tek insandır.

Peygamberimiz Suretinin, Siretinin ve Siyerinin kaleme alındığı tek insandır. Kimi hadis alimi uzun bir yolculuk yaptıkları halde ravi olarak bilinen kimsede nahoş bir tarz görünce güvenilir olmaz, diye ondan hadis nakil etmemişlerdir. Onu tanımak ve tanıtmak, gelecek nesillere aktarmak vazifemizdir.

Bu gün her zamankinden daha çok sünnete muhtacız. Bunu da vahyi ve nübüvveti doğru anlamakla mümkündür. 

Vahiyle ile nübüvvet arasında bir denge kurmakla yükümlüyüz, bizden önceki ümmetler bu dengeyi korumadıkları için dalalete gittiklerini görüyoruz.
Hadis ilmi ile günümüze kadar gelen sünneti tanımak, ondan faydalanmak Müslümanlar için olmazsa olmazdır.

Yüce Allah,“Yahudiler üzeyir Allah’ın oğludur dediler, Hırıstiyanlar İsa Allah’ın oğludur dediler bu onların uydurdukları bilgilerdir” 

şeklinde bir ayetle bizi ikaz ediyor, sakın öyle yanlışa düşmeyin diye.
Peygamberimize Allah şu talimatını veriyor “deki ben de sizin gibi bir beşerim” bunun önemini anlatan Peygamberimiz Hırıstiyanların ileri gittiği gibi siz de benim hakkımda yanlışlar yapmayın, ben ancak Allah’ın Kulu ve Resuluyum demiştir. Malum kelimeyi şahadette de bu vurgulanmaktadır. Şahadetin ikinci kısmında “ben şahadet erdim ki Muhammed Allah’ın kulu ve resulüdür” denilmektedir.

Peygamberler Allah’a ibadette birer insan ve rehberlik vazifelerini yerine getirmekle de birer elçidirler.
“Peygamber insandır ama seçkin bir insandır, tıpkı taşlar arasındaki yakut gibidir.” Şeklinde tanımlanmaktadır.
İTİDAL İLE YAŞAMAK LAZIMDIR.

Peygamberimizi küçük düşürmek, devre dışı bırakmak, “bu gün artık onun söz ve davranışları bizi ilgilendirmez” demek gaflettir, doğru bir yaklaşım değildir.

Bize düşen itidallı davranıp Kur’anın ifadesiyle vasat ümmet olabilmektir. İtidal, ölçülü, dengeli davranmak ifrat ve tefritten uzak tutmak gerektiriyor.

İman, ibadet ve itaat konusunda da itidallı davranmak gerekir.
“Allah’ın size verdiğinden ahret yurdunu ara ama dünyadaki nasibini de unutma” diyor yüce Allah.(Kasas-77)

Peygamberimizi;
“Din kolaydır, bir kişi din karşısında gücünün üstünde yaşamaya kalkışırsa aciz kalır” duyurmaktadır 
“Peygamberimiz kolaylaştırınız, zorlaştırmayın” buyurmaktadır. 

Peygamberimizin Risaletini inkar etmek tehlikeli olduğu kadar onu saygı gösterme adına insan üstü göstermek de tehlikelidir.
Peygambere itaat Allah’a itaat olduğunu yüce Allah ayetle ifade ediliyor. 

Bize düşen hadisleri mana itibariyle doğru anlayıp onlardan faydalanmaktır.
Dinimiz bizden şuurlu bir dindarlık bilinçli bir Müslüman olmamızı istemektedir. Taklitçiliğin ve taasubun tehlikeli olduğunu bilmek gerekir. 

Malum Peygamberimiz “üsveyi hase(güzel örnek)” olarak tanımlanmıştır. Aile babası olarak, Devlet başkanı olarak, Öğretmenlikte, irşadda hayatın içinde mücerred bir insan olarak güzel örnektir.

Bu gün insanlık varlık içinde yokluğu yaşamaktadır, mutlu değil, huzur bulamıyor, adalet yokluğu, adil gelir dağılımı yüzünde dakikada birkaç insan açlıktan öldüğü gibi aynı sayıya yakın kimi insanlar da zenginlikten dolayı ölmektedir.

İnsanların menfaatini öncelediği günümüzde huzur ve mutluluk yakalamak için Müslümanca yaşamak tek çıkar yoldur.

Peygamberi tanımak ve onu örnek alarak yaşamak bizim vazifemizdir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve medya90.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.