• BIST 100

    16651,45%-0,07
  • DOLAR

    43,48% 0,19
  • EURO

    51,57% -0,90
  • GRAM ALTIN

    6786,60% -9,85
  • Ç. ALTIN

    11923,69% -6,97

PROF. DR. CAHIT KURBANOGLU


Müslüman İlim Adamları Raflarda: İlimle Diriliş

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu’nun “Müslüman İlim Adamları” eseri yayımlandı. İslâm’ın bilime verdiği değeri tarihsel ve akademik bakışla anlatan çalışma raflarda.


Değerli yazar, akademisyen hocamız Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu'nun son eseri "MÜSLÜMAN İLİM ADAMLARI" HİÇ Yayınevi tarafından tüm okuyucularının istifadelerine sunulmak için raflarda yerini aldı.

Kitabın yazarı Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu yayınlanan son eseri ile ilgili olarak sitemize açıklamalarda bulundu.

İSLÂM BİLİM ADAMLARI ÜZERİNE BEKLENTİLERİM

Değerli Okuyanlarımız, 
                                                   
İslam Bilim Adamları yazımız yıllardır devam eden bir yazıydı. Bu noktada konferanslar da verilmiştir. Bu yazı serisinin isminin böyle seçilmesinde çok maslahatlar bulunduğunu söyleyebiliriz. Mensup olduğumuz bir dinimiz var. Ancak mahiyetini bilmiyoruz. Onun için de hakkında çok rahat yorumlar yapıyoruz. Hiç olmazsa bu çalışma ile bazı gerçekler açığa çıksın.

Bendeniz bir teknik elemanım ve bu konulara merakım da Risale-i Nurlarla tanışmamızdan sonra teraküm etmiştir. Ben bu konunun ehli bilim adamlarının bu konu üzerine eğilmesini istiyorum.

Allah'ın peygamberimiz asm aracılığıyla gönderdiği dine “İslâm”, müntesiplerine de ''Müslüman'' denilmektedir.

İslam dünyasının yetiştirdiği ve İslam medeniyetini en güzel şekilde temsil eden bu
şahsiyetleri tanımak, kimliğimiz ve kültürümüzün icabıdır.
İslâm literatüründe, bilimde ne kadar çok terakki edilse, yani varlıklar hakkında ne kadar geniş bilgi sahibi olunsa, Allah’ın kâinattaki tasarrufunun, hikmet ve hâkimiyetinin bilinmesine ve Marifetullaha o kadar vasıta olunur.

İslâmiyet’te âlimin mürekkebi, şehidin kanından üstün tutulmuştur. İslam okumaya, öğrenmeye yani kısaca bilime önem vermiş hatta okumayı dinin ilk emri yaparak ilim öğrenmeyi üstün kılmış, hatta dinimiz, kadın erkek fark etmeksizin herkese ilim öğrenmeyi farz kılmıştır.

İslâm'ın en önemli ciheti, Cenâb-ı Hakk'ın isimlerinin tecellilerine birer tercüman olan bütün ilim dallarını kucaklamaktır.

İslâm'ın insanlığa bildirmek istediği, dinin bilime ters düşmediğidir. Bilimle din, akılla vahiy arasında İslâm medeniyetinde kavga yoktur.

Bilimler Allah'ın Kudret sıfatının eseri olan kâinat kitabının tefsiridir. Kur'an ise, Allah'ın Kelam sıfatının eseri ve kâinat kitabının bir nevi tefsiridir. 
İslâm dininin ilme ve ilim adamına büyük önem verdiği ayetler ve hadislerle bildirilmektedir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Ben ilmin şehriyim, Ali de kapısıdır" buyurmuştur.
Her duyulanı doğru bilgiden saymayı Kur’ân nefyediyor. O halde İslâmda doğru bilgiye nasıl ulaşılır? 
          
Kur'ân'a göre doğru bilginin kaynağı akıl, vahy ve duyulardır. İslâmiyet de hem aklı hem teslimiyeti esas almaktadır. İslâmiyet Hâkim ismine mazhar, baştanbaşa hikmetten ibarettir.

İslâmiyet, Kur’ân’ın “Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çok büyük hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.”, âyetine mazhar bir dindir. (Bakara Sûresi 1/269).   
                        
Bediüzzaman’ın ifadesiyle “Kur’ân bürhan-ı aklîye istinat eder ve bütün hükümlerini akla tesbit ettirir.” (Hutbe-i Şamiye, s. 33.)  
             
“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan yaratmıştır. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı öğreten O’dur. İnsana bilmediğini öğreten O’dur.” (Alak, 96/1-5)

Binlerle veyl o Müslüman evlâtlarına ki, ecnebîlerin tağutlarına ve felsefelerine aldanıp, Kur'ân-ı Kerimin dersini unutur. (Nurun ilk kapısı 84)

İşte Müslüman olmayan kimseler, İslâm kitabının kıymetini takdir edip istifade ederlerse, uyanık Müslüman Türk gençliği acaba daha fazla durabilir mi? Kat'a ve aslâ duramaz ve uyuyamaz. (Z. Gündüzalp, Nurun İlk Kapsı 139)

Evet, Abdülkadir-i Geylânî, İmam-ı Gazâlî ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rumî gibi İslâmiyetin birer güneşi olan dâhî büyüklerimizin eserlerini ve hakiki kıymetlerini bugünkü gençlik nasıl bilemiyorsa, Bediüzzaman Said Nursî gibi misilsiz bir müfessir-i Kur'ân'ı da tam tanıyamamıştır. (Z. Gündüzalp, Nurun İlk Kapsı 140-141)

Bir ülkenin bilimle uğraşanlarının tamamın Müslüman olduğu kabul edişe bile ülkelerin müslüman bilim adamlarını İslâm çatısı altında toplamak en uygun olduğunu düşünüyorum.

Âlem-i İslâm merkezlerindeki mübarek Müslüman kardeşlere,
Sizleri, bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz. Eserleriyle fuhul-i ulemanın (seçkin ilim adamlarının) ve fuhul-i müfessirînin (müfessirlerin en ileri gelenlerinin) en yükseği olan Bediüzzaman Hazretlerine, kıymettar ve mübarek bir mücahid âlim tarafından yazılmış olan bir tebriki takdim etmiştik. (Hüsrev-Tarihçe-i Hayat 771)
Ağabeyler de İslâm tabirini kullanmıştır.

İşte o desise şudur: "Ey Müslüman, bak nerede bir müslim varsa binnisbe fakir, gafil, bedevîdir. Nerede Hıristiyan varsa, bir derece medenî, mütenebbih ehl-i servettir, demek..." İlâ âhir.
Ben de derim ki:
Ey Müslüman! Biri maddî, biri mânevî, Avrupa rüçhanının iki sebebinin şu netice-i müthişiyle, o neticenin tesir-i muharribanesine karşı, mevcudiyetimizin hâmisi olan İslâmiyetten elini gevşetme, dört elle sarıl. Yoksa mahvolursun!
Evet, biz aşağıya iniyoruz, onlar yukarıya çıkıyor. Bunun iki sebebi vardır. Biri maddî, biri mânevîdir. Orada sebeplerin anlatıyor. (Sünuhat 46- İlk Dönem Eserleri 342)

Hem, İslâm ve imanın mühim bir farkını beyan eder. Yani, İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve iltizamdır (taraftarlık); iman ise, hakkı iz'an (kesin bir şekilde inanma) ve tasdiktir. Yirmi sene evvel dinsiz bir Müslüman bulunduğu gibi, şimdi de gayr-i müslim mü'min dahi bulunur gibi göründüğünü gösterir. (Mektubat 62-684)

Ulema-i İslâm ortasında "İslâm" ve "iman"ın farkları çok medar-ı bahsolmuş. Bir kısmı "İkisi birdir," diğer kısmı "İkisi bir değil, fakat biri birisiz olmaz" demişler ve bunun gibi çok muhtelif fikirler beyan etmişler. Ben şöyle bir fark anladım ki: 
İslâmiyet iltizamdır; iman iz'andır. Tabir-i diğerle, İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve teslim 
ve inkıyaddır; iman ise, hakkı kabul ve tasdiktir. (Mektubat 62)

Ancak bu tarz çalışmaların mahiyetinden ziyade şekli üzerinde duruluyor. O da beni ibunları yazmaya sevk etti. Daha çok bilgi isteyen eserlere müracaat edebilir. Biz hizmete vesile olacaksak bu noktada ittifak yapmalıyız.

İnşaallah İslâmın Bilim Adamlarına desteğini anlatmak isteyen olursa, bu çalışmayla daha güzel, faydalı, istifadeli şeyler ortaya koyar. Ben de elimden gelen desteği veririm.

"İslâm Bilim İnsanları" tabiri ile ilgili ifade genellikle, medeniyeti ve coğrafyayı içine alan "İslâm’ın Altın Çağı" dönemini ihtiva etmektedir. 
Bu isim neden tercih edilmiştir: Bu tabir, bilimin icra edildiği kültürel ve siyasi atmosferi tanımlar. Bu dönemde sadece Müslümanlar değil; Yahudi, Hristiyan veya Sabiî olup İslâm devletleri çatısı altında, Arapça bilim diliyle üretim yapan herkes bu "İslâm Bilim Havzası"nın bir parçası kabul edilmektedir.

Akademik ve tarihsel perspektiften bakıldığında, "İslâm Bilim İnsanları" veya "İslâm Dünyası Bilim İnsanları" tabiri daha kuşatıcı ve profesyonel kabul edilmektedir. Neden, çünkü:
Birincisi, o dönemdeki bilimsel ilerleme sadece bir inancın değil, o coğrafyadaki çok kültürlü yapının bir sonucudur.
İkincisi, İslâm medeniyeti içinde çok önemli eserler vermiş olan "Müslüman bilim adamı" olmayıp ama "İslâm bilim geleneğinin" ayrılmaz parçaları olanlar vardır.

Bu çalışmamıza her türlü desteklerinizi bekliyor, Rabbimden hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Kategori: Kültür & Tarih

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.