• BIST 100

    11007,37%0,81
  • DOLAR

    42,50% 0,02
  • EURO

    49,49% -0,20
  • GRAM ALTIN

    5752,69% 0,01
  • Ç. ALTIN

    9322,75% 0,27

MURAT FIDAN


HZ. RESULULLAH’A ÖYLE BİR BİAD ETTİLER Kİ: ÖLÜNCEYE KADAR KİMSEDEN BİR ŞEY İSTEMEDİLER…

Hz. Hâkim bin Hizam (r.a.), en kabul edilen görüşe göre Fil vakıasından 13 yıl önce dünyaya gelmiştir. El-İsabe‘de geçtiğine göre bunu kendisi anlatmıştır. Abdulmuttalib‘in adağı sebebiyle oğlu Hz. Abdullah’ı (r.a.) kurban etmek istediği vakıayı hatırladığını söyler.


Hâkim bin Hizam Kabe’nin içinde doğan tek insandır. Annesi ile birlikte kadınlar bir vesile ile Kâbe’nin içinde oldukları bir sırada, sancıları artmış, oradan çıkamadan doğumu gerçekleşmiştir. Künyesi Ebu Halid‘dir. Tam ismi Hâkim b. Hizam b. Huveylid. Hz. Hatice’nin (r.a.) kardeşinin oğlu yani yeğenidir.  

Hz. Hatice‘nin Efendimize (asm) hediye ettiği Hz. Zeyd bin Harise‘yi (r.a.), Hz. Hatice‘ye küçük yaşta bir köle iken satın alıp o hediye etmişti.

Peygamberimizin (asm) çocukluk arkadaşlarından birisidir.  Cahiliyye döneminden itibaren Efendimiz’e (asm) karşı hep muhabbet beslemiştir.

Hz. Hâkim bin Hizam  Mekke’nin fethi günü Müslüman olmuştur.  Mekke dışına yaklaşan Müslümanları kontrol etmek için görevlendirilmiş, bunun için İslam ordusunun yanına gidince yakalanmış ve İslam’a girmiştir.. Hz. Rahmetullah (asm) onu Mekke’ye göndermiş ve insanların kalbini İslam’a ısındırmasını söylemişti. Mekkenin fethi müyesser olmuş, Efendimiz (asm)’in evine girenlerin emin olduğunu bildirdiği kimseler arasında da Ebu Süfyan‘ın evi gibi, Hâkim bin Hizân‘ın evi de var idi. Yani bu evlere girenlere kimse dokunmayacaktı.  Aynı gün, yani Mekke’nin fethi günü çocukları da Müslüman olmuştur. 

Kütüb-i Sitte‘de onun rivayet ettiği hadisler mevcuttur. Buharî‘de geçen bir rivayet şöyledir:

Hz. Hakim söyledi ki: Ben Resulullah’a (asm) sorup şöyle dedim:

Ya Resulallah! Birtakım şeyler hakkında re’yini bana söyler misin? Ben Cahiliyet devrinde (sadaka, köle azad etme gibi) birtakım işler yapıyor ve bunlarla taabbud ediyordum, yani bunlarla insanlara hayır ve iyilik yapmayı, Allah’a da yakınlık kazanmayı istiyordum. Bunlarda benim için bir ecir ve sevab var mıdır? dedim. Hakim dedi ki:

Resulullah (asm):

— “Sen, senin lehine geçmiş olan hayırlar üzerine müslüman oldun.” (Buharî, Kitabu’l-Itk, Ötüken, c.5, s.2341)
Efendimiz (asm) onu muellefe-i kulub’dan saymıştır.

Çok cömert idi. Cemel Vakıası’nda öldürülen amcasının oğlu ve Hz. Ebubekir‘in (r.a.) kızı olan Hz. Esma‘nın (r.a.) kocası Hz. Zübeyr bin Avvam‘ın (r.a.) borcunu ödemiştir.

Yine Hz. Hakîm İbni Hizâm (r.a.) şöyle demiştir :

Hz. Resulallah’tan (asm) (mal) istedim, verdi. Bir daha istedim, yine verdi. Tekrar istedim, tekrar verdi. Sonra şöyle buyurdu:

- “Ey Hakîm! Gerçekten şu mal çekici ve tatlıdır. Kim onu hırs göstermeksizin alırsa, o malda kendisine bereket verilir. Kim de ona göz dikerek hırs ile alırsa, o malın bereketi olmaz. Böylesi kişi, yiyip yiyip de bir türlü doymayan obur gibidir. Üstteki (veren ) el,  alttaki (alan) elden daha hayırlıdır.”

Hz. Hakîm diyor ki, bunun üzerine ben:

- Ey Allah’ın Resulu (asm)! Seni hak din ile gönderen Allah’a yemin ederim ki, yaşadığım sürece senden başka kimseden bir şey kabul etmeyeceğim,  dedim.

Gün geldi, Hz. Ebû Bekir (r.a.) Hz. Hakîm’i kendisine ganimet malından hisse vermek için çağırdı. Fakat Hz. Hakîm, onu almaktan uzak durdu. Daha sonra Hz. Ömer (r.a.), kendisini bir şeyler vermek için davet etti. Hz. Hakîm yine kabul etmedi. Bunun üzerine Ömer:

- Ey müslümanlar! Sizi Hakîm’e şahit tutuyorum. Ben kendisine şu ganimetten Allah’ın ona ayırdığı hissesini veriyorum, fakat o almak istemiyor, dedi.

Netice itibariyle Hz. Hakîm, Hz. Resulullah’ın (asm) vefatından sonra, ölünceye kadar kimseden bir şey kabul etmedi.

(Buhârî, Vasâyâ 9, Cihâd 27, Zekât 47, 50, Humus 19, Rikak 7, 11; Müslim: Zekat 96)

Peygamberimiz (asm), Ashabına, her şeyi Allah'tan istemeyi, mecbur kalmadıkça insanlardan bir şey istememeyi öğretmişti.

Bir gün bazı sahâbîleriyle oturuyordu. Onlardan kısa bir süre önce biat almıştı, ama o gün bu biata yeni bir madde eklemek istedi. Ashabına dönerek:

“Kimseden bir şey istememek üzere biat etmelerini" istedi. Onlar da Allah’ın elçisine bu şartla biat ettiler ve verdikleri söze öylesine bağlı kaldılar ki, görenlerin anlattığına göre, binitleri üzerindeyken kamçıları yere düşse onu kimseden istemez, yere inip kendileri alırdı. (Müslim, Zekât 108)

Hz. Hakim bin Hizam (r.a.) gibi Ashab-ı Güzin’de (r.a.ecmain) Allah’tan başka hiç bir kimseden bir şey istemediler.

İnsanlardan bir şey istememek sadece Allah’tan istemekle alakalı Risale-i Nur’da geçen: Hz. Mevlana Cami’nin (r.h.) şu sözü hatıra geldi:

1 - Yani: Yalnız biri iste, başkaları istenmeye değmiyor.  

2 - Biri çağır, başkaları imdada gelmiyor.  

3 - Biri taleb et, başkalar lâyık değiller.  

4 - Biri gör, başkalar her vakit görünmüyorlar, zeval perdesinde saklanıyorlar.  

5 - Biri bil, marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faidesizdir.  

6 - Biri söyle, ona aid olmayan sözler malayani sayılabilir.  

نَعَمْ صَدَقْتَ اَىْ جَام۪ى ٭ هُوَ الْمَطْلُوبُ ٭ هُوَ الْمَحْبُوبُ ٭ هُوَ الْمَقْصُودُ ٭ هُوَ الْمَعْبُودُ 

Evet Câmî pek doğru söyledin. Hakikî mahbub, hakikî matlub, hakikî maksud, hakikî mabud; yalnız odur. (Sözler - 218)

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.