• BIST 100

    14991,40%0,51
  • DOLAR

    43,14% 0,10
  • EURO

    50,34% 0,08
  • GRAM ALTIN

    6377,90% 0,18
  • Ç. ALTIN

    10268,60% 0,00

Levent Hüdayi TOPALOĞLU


Fanilik Bilinci: Tasavvufta Teslimiyet ve Hayatın Akışı

Tasavvuf, faniliği bir kayıp değil; arınma ve hikmet yolu olarak görür. “Bu da geçer yâ Hû” anlayışı, teslimiyet ve akış bilinciyle hayatı anlamlandırır.


İslam düşüncesinde hayatın geçiciliği yalnızca ontolojik bir gerçeklik değil, aynı zamanda ahlâkî ve varoluşsal bir yönelim ilkesidir. Tasavvuf geleneği, bu yönelimi teorik bir kabullenişle sınırlamaz; fanilik bilincini doğrudan hayatın merkezine yerleştirir. Sûfîler için mesele, dünyanın fani olduğunu bilmek değil, bu bilgiye uygun bir hayat nizamı kurabilmektir.
Kur’an’da dünya hayatının geçiciliğine yapılan vurgular, tasavvuf düşüncesinde “fena” ve “beka” kavramlarıyla sistematik bir çerçeveye kavuşur. Fena, insanın varlığa yüklediği kalıcılık iddiasının çözülmesini; beka ise bu çözülmenin ardından Allah ile kurulan yeni ve sahih ilişkiyi ifade eder. Bu bağlamda fanilik, yokluk değil; hakikate açılan bir eşiktir.
Tasavvufun ayırt edici yönü, faniliği bir hayat felsefesi hâline getirmesidir. Sûfî, geçiciliği sadece ölüm anına ilişkin bir gerçeklik olarak görmez; onu her an işleyen bir yasa olarak kabul eder. İbn Arabî’nin ifadesiyle, “Varlık her an yeniden yaratılmaktadır.” Bu anlayışa göre âlem sabit değil, süreklilik arz eden bir oluş hâlidir. Dolayısıyla insanın da bu akışa direnmek yerine onunla uyumlanması gerekir.
Halk irfanında “Bu da geçer yâ Hû” sözü, bu derin metafizik bilginin sadeleşmiş hâlidir. Bu ifade, bir teselli cümlesi olmanın ötesinde, varoluşsal bir tutumu temsil eder. Mutluluk karşısında kibirlenmemeyi, acı karşısında ise umutsuzluğa kapılmamayı öğretir. Çünkü sûfî nazarında her hâl, gelip geçici bir misafirdir. Ne sevinç kalıcıdır ne de keder.
Nehir metaforu bu anlayışı güçlü biçimde somutlaştırır.  İnsan, sürekli akan bir nehrin içine adım atmaktadır; nehir aynıdır ama su her an değişmektedir. İnsan hayatı da böyledir: Görünüşte bir süreklilik vardır, fakat hakikatte her an çözülmekte ve yeniden kurulmaktadır. Bu nedenle sûfî, nehre tutunmaya çalışmaz; akışta yüzmeyi öğrenir.
 

Tasavvufta fanilik bilinci, kaybetmeyi değil; tutunmamayı öğretir. Akışla uyumlanan insan, hayatın hikmetini keşfeder.

Bu noktada teslimiyet kavramı merkezi bir rol oynar. Tasavvufî teslimiyet, edilgenlik değil; varoluşun yasalarını tanımak ve onlarla çatışmaktan vazgeçmektir. İnsan, faniliği inkâr edip kalıcılık dayattıkça acı üretir. Çünkü geçici olanı kalıcı kılma çabası, doğrudan varoluşun doğasına aykırıdır. Sûfî ise bilir ki acının kaynağı çoğu zaman kayıp değil, tutunmadır.
Gazâlî’nin nefs terbiyesine dair vurguları da bu çerçevede anlam kazanır. Nefis, sahip olmak ister; kalıcı olmak ister; kontrol etmek ister. Fanilik bilinci ise nefsin bu taleplerini sınırlar. Bu sınırlandırma, insanı yoksullaştırmaz; aksine özgürleştirir. Çünkü insan, kaybetmekten korkmadığı ölçüde hayatla sahici bir ilişki kurabilir.
Tasavvufa göre fanilik bilinci, insanı zamana da farklı bir biçimde yerleştirir. Geçmiş, artık yoktur; gelecek ise henüz yoktur. Hakikat yalnızca “ân”da tecelli eder. Bu nedenle sûfî, ânın çocuğudur (ibnü’l-vakt). Hayatın anlamı, geçmişin pişmanlıklarında ya da geleceğin kaygılarında değil, içinde bulunulan ânın hakkını vermekte ortaya çıkar. Şükür de tam olarak burada doğar.
Sonuç olarak, tasavvuf faniliği bir kayıp anlatısı olarak değil, bir arınma ve hafifleme imkânı olarak okur. “Bu da geçer yâ Hû” sözü, insanı hayattan koparan değil; hayata aşırı bağlanmaktan koruyan bir ilkedir. Hayat, gelen ve geçen hâllerden oluşan bir nehir gibidir. Akışa direnmek acıyı, akışla uyumlanmak ise hikmeti doğurur. Fanilik böylece korkulacak bir son değil, insanı hakikate yaklaştıran bir yol hâline gelir.

“İnsanın ‘ben’ üzerinden kurduğu doğruluk dili, istinad değişmediğinde hakikate değil, yüke dönüşür. Bu kırılma noktası, daha önce ele aldığımız fanilik bilinci bağlamında da kendini gösterir.”

Kategori: Kültür & Düşünce > Tasavvuf ve İrfan

Sizce fanilik bilinci insanı zayıflatır mı, yoksa özgürleştirir mi? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.