• BIST 100

    17118,74%0,03
  • DOLAR

    43,73% 0,22
  • EURO

    51,88% -0,10
  • GRAM ALTIN

    6986,01% 1,27
  • Ç. ALTIN

    11596,28% -1,07

Ekranlar Üzerinden Yürütülen Kültürel Operasyon

Diziler ve dijital platformlar yalnızca eğlence üretmiyor; aile yapısını ve toplumsal değerleri dönüştüren kültürel bir operasyon yürütüyor.


Bugün artık meseleyi doğru isimlendirmek zorundayız.

Bu bir “dizi eleştirisi” değildir.
Bu bir “reyting tartışması” değildir.
Bu açık bir kültürel yönlendirme ve toplumsal mühendislik meselesidir.

Evlerimizin baş köşesine koyduğumuz ekranlar; sadece görüntü vermiyor.
Bir değer sistemi pompalıyor.
Bir ahlak anlayışı dayatıyor.
Bir hayat tarzı empoze ediyor.

Ve bu empoze edilen hayat tarzı; bizim inancımızla, aile yapımızla ve medeniyet kodlarımızla çatışıyor.

Bu Masum Bir Eğlence Değil

Bugün dizilerde ve dijital platformlarda sistematik olarak şunlar işleniyor:

Aldatma sıradanlaştırılıyor.

Gayrimeşru ilişkiler romantikleştiriliyor.

Mafya liderleri kahramanlaştırılıyor.

Hukuk sistemi itibarsızlaştırılıyor.

Dini değerler ya görünmez kılınıyor ya da alay konusu yapılıyor.

Bu tesadüf değildir.

Sürekli tekrar edilen her içerik, bilinçaltında norm üretir.
Norm üretmek ise kültür inşa etmektir.

Şunu açıkça söyleyelim:
Bugün ekran üzerinden yeni bir “ahlak” tanımı yapılıyor.

Bu yeni tanımda:
Sadakat zayıflık,
Mahremiyet baskı,
Namus gericilik,
İffet çağ dışılık olarak kodlanıyor.

Bu bir tercihten öte bir yönlendirmedir.

Aile Kurumuna Açık Müdahale

Aldatma artık bir trajedi değil; heyecan unsuru olarak sunuluyor.
Sadık eş silik, aldatılan eş yetersiz, aldatan karakter ise güçlü ve cazibeli gösteriliyor.

Bu ne demektir?

Bu, doğrudan aile kurumuna yapılan bir zihinsel müdahaledir.

Aileyi ayakta tutan iki temel sütun vardır:
Güven ve mahremiyet.

Eğer güveni romantik ihanetle aşındırırsanız,
Eğer mahremiyeti teşhirle yok ederseniz,
Toplumun omurgasını kırarsınız.

Aile çökerse toplum çöker.
Toplum çökerse medeniyet çöker.

Bu kadar nettir.

Hukuk Yerine Güç Mesajı

Bir başka tehlikeli alan ise hukuk ve devlet algısıdır.

Bazı yapımlarda devlet ya etkisizdir ya geç kalandır.
Adalet mekanizması işlemez.
Ama mafya hızlıdır, kararlıdır ve sonuç alır.

Genç zihne verilen mesaj şudur:

“Güçlüysen haklısın.”

Oysa bizim medeniyet anlayışımızda haklı olan güçlüdür.

Bu algı tersine çevrilirse, genç kuşak adalete değil güce hayran olur.
Bu da uzun vadede toplumsal düzeni dinamitleyen bir zihinsel kaymadır.

Kıyas Kültürü ile Evlilikler Aşındırılıyor

Sosyal medya ve diziler; sürekli ideal hayatlar üretir.

Lüks evler,
Bitmeyen romantizm,
Heyecan dolu ilişkiler…

Gerçek hayat bu senaryoyla çarpıştığında memnuniyetsizlik doğar.

Memnuniyetsizlik sabrı tüketir.
Sabır tükenince tahammül azalır.
Tahammül azalınca boşanma artar.

Ekran sadece eğlendirmiyor.
Aile yapısını da dönüştürüyor.

Devlet Nerede?

Özgürlük sınırsızlık değildir.
Sanat ifsat etme hakkı değildir.
Yayıncılık nesli bozma serbestliği değildir.

Toplumun temel değerlerine açıkça saldıran, aile kurumunu aşındıran, dini ve ahlaki değerleri sistematik biçimde küçümseyen içerikler denetlenmelidir.

Bu sansür değildir.
Bu toplumsal sorumluluktur.

Devletin görevi sadece ekonomi yönetmek değildir.
Toplumun ahlaki yapısını korumak da asli vazifesidir.

Eğer devlet kültürel alanı tamamen başıboş bırakırsa, boşluğu küresel içerik endüstrisi doldurur.

Ve o endüstri, bizim değerlerimize göre değil; kendi çıkarlarına göre üretim yapar.

Bu Bir Medeniyet Mücadelesidir

Bugün mesele bireysel tercih meselesi değildir.
Bu bir medeniyet mücadelesidir.

Bir nesil tankla değil ekranla dönüştürülür.
Bir toplum bombayla değil değer erozyonuyla yıkılır.

Henüz çökmedik.
Ama ciddi bir sarsıntı var.

Din, ahlak ve namus kavramları itibarsızlaştırılırsa; ekonomik başarı hiçbir şeyi kurtaramaz.

Tarihte nice güçlü devletler ekonomik krizle değil; ahlaki çürüme ile yıkılmıştır.

Çözüm: Tepki Değil, Strateji

Sadece şikâyet ederek sonuç alınmaz.

Temiz içerik üretmeliyiz.

Değer merkezli yapımlar desteklenmeli.

Medya okuryazarlığı aile içinde öğretilmeli.

STK’lar ortak tavır almalı.

Kamuoyu bilinçlendirilmeli.

Ve en önemlisi:

Anne ve baba ekranın karşısında nötr kalmamalı.

Çünkü tarafsızlık çoğu zaman güçlü olan kültürün tarafında durmaktır.

Son Söz

Ahlak giderse aile gider.
Aile giderse toplum gider.
Toplum giderse medeniyet gider.

Biz medeniyetimizin sessizce aşınmasına seyirci kalamayız.

Bu mesele reyting değil.
Bu mesele siyasi polemik değil.
Bu mesele bir neslin geleceğidir.

Ve bu mücadele ertelenemez.

Bu kültürel dönüşümün bir başka boyutu da düşünme tembelliğidir.
“Biz Ne Zaman Bu Kadar Az Düşünüp Çok Konuşur Olduk?” başlıklı yazımızda, sosyal medya çağında kaybolan muhakeme kültürünü ele almıştık.

Kategori: Toplum ve Medeniyet

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.