DÜĞÜN VE NİKÂHLARIMIZ ÜZERİNE
(Editör notu: Bu yazı, uzun yıllar boyunca evlatlarını evlendirmiş, düğün ve nikâh süreçlerini bizzat yaşamış bir kalemin tecrübelerine dayanmaktadır. Editoryal özgünleştirme yapılarak yayımlanmıştır.)
Bu sene düğünler açısından oldukça yoğun ve bereketli bir dönem geçirdik. Hem kendi evladımızın düğününü yaptık hem de onlarca düğüne katıldık. Dört çocuğumdan dördüncüsünün de evliliğini görmeyi Rabbim nasip etti, elhamdülillah. Bu satırları, yaşadığım tecrübelerin süzgecinden geçirerek kaleme alıyorum. Yani iki kız, iki erkek evlat evlendirmiş; yedi torun sahibi bir baba olarak, bizzat şahit olduklarımı aktarıyorum.
Malumdur ki; evlenmediği hâlde aile eğitimi, evlilik, düğün ve çocuk terbiyesi üzerine ahkâm kesen pek çok insan var. Bu nedenle, bu yazının hangi zeminde ve hangi birikimle kaleme alındığını baştan ifade etme ihtiyacı hissettim.
Katıldığım düğünlerin büyük bölümü, bizimle benzer inanç ve değer dünyasına sahip insanların düğünleriydi. Ancak üzülerek belirtmeliyim ki, hâlâ kendi değerlerimizi yansıtan, köklü ve oturmuş bir düğün ve nikâh kültürü inşa edebilmiş değiliz. Hayatımızda belki birkaç defa yaşadığımız bu süreçler hakkında “nasıl olması gerektiğine” dair ciddi bir bilgi ve bilinç eksikliği bulunuyor.
Bu boşluğu ise çoğu zaman organizasyon firmaları dolduruyor. Düğünün tüm kontrolü onların eline geçiyor; müzikten sahne akışına, görsel şovlardan törenin ruhuna kadar her detay onlar tarafından belirleniyor. Neticede; çarşaflı annelerin, sakallı babaların evlatlarının düğünlerinde, kulakları zonklatan Batı müzikleri eşliğinde nikâhlar kıyılıyor. “Ben yaptım oldu” anlayışıyla; biraz oradan biraz buradan devşirilmiş, kimi zaman şova dönüşen, kimi zaman da arabesk bir matem havası estiren düğün manzaraları ortaya çıkıyor.
Bir tarafta bağırarak vaaz vermeye çalışan hocalar, diğer tarafta dinliyormuş gibi yapıp cep telefonlarına gömülen davetliler… Bizler de “nasıl olsa hayatta bir iki defa yaşanıyor”, “gençleri üzmeyelim”, “huzur kaçmasın” diyerek pek çok şeye sessiz kalıyor; herkesin “aman sorun çıkmasın” düşüncesiyle sineye çektiği bir düğünle süreci tamamlamaya çalışıyoruz.
NİKÂH VE EVLİLİK BİR İBADETTİR
Evlilik, insan hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biridir. Sağlıklı nesillerin ve güçlü toplumların temeli, sağlam evliliklerle atılır. Oysa sade bir yüzük ve samimi bir dua ile gerçekleşmesi gereken düğün merasimleri, bugün israfın ve gösterişin zirveye çıktığı törenlere dönüşmüş durumda. Hâlbuki evliliğin kıymeti; salonun ihtişamıyla değil, niyetin temizliği, ahlak ve sorumluluk bilinciyle ölçülür.
Şatafatlı mekânlar, israfı çağrıştıran menüler, tesettür hassasiyetinden uzak kıyafetler, hediyeleşme ruhunu yitirmiş ve borçlanma yarışına dönen takı merasimleri… Bütün bunlar evliliğin manevî ruhunu zedelemektedir. Evlilikler ağır bir yüke dönüştükçe, gençler bu müesseseden soğumakta; hatta evlilik fikrinden tamamen uzaklaşmaktadır.
Peki bu konuda Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) tavsiyesi nedir?
“Nikâhı ilan edin, herkes bilsin ve nikâhı mescitlerde yapın.”
Efendimiz neden “Nikâhı mescitte yapın” buyuruyor? Çünkü nikâh ve evlilik bir ibadettir. Belki de buna şaşırıyoruz; zira evliliği çoğu zaman sadece bir keyif ve zevk meselesi olarak görüyoruz. Oysa nikâh ibadettir, sevaptır; evlilik sevaptır ve evli olmanın ecri kat kat fazladır.
Evlilik mübarek bir müessesedir, kurulan yuva mübarek bir yapıdır. Batı’dan gelen yanlış alışkanlıklar, bu köklü ve güzel prensiplerimizi zamanla aşındırmıştır. Eskiden böyle şeyler yoktu. (1)
RESMÎ VE DİNÎ NİKÂH MESELESİ
Devlet, nikâh konusunda üzerine düşeni kısmen yerine getirerek kanunî düzenlemeler yapmıştır. 02.12.2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelikle müftülere de nikâh kıyma yetkisi verilmiştir. (2) Ancak bu imkân, alışkanlıklar ve çeşitli çekinceler sebebiyle yeterince kullanılmamaktadır.
Oysa müftü veya Diyanet görevlisi tarafından kıyılan nikâh, hem resmî hem de dinî nikâhı aynı anda tamamlamaktadır.
Geçtiğimiz Mayıs ayında oğlumun düğününde Üsküdar Müftülüğü görevlisinin kıydığı nikâh, belediyelerde sıkça gördüğümüz soğuk ve ezbere dayalı merasimlerden çok farklıydı. Kısa ama etkili bir konuşma, evliliğin önemine dair anlamlı hatırlatmalar ve ruha dokunan bir dua ile nikâh tamamlandı; aynı zamanda resmî kayıtlara da geçirildi. Hatta düğüne katılan devlet erkânı ve davetliler huzurunda eski bakanlarımızdan biri, konuşmasında “Bütün nikâhlar bu şekilde yapılmalı” diyerek memnuniyetini dile getirdi.
2023 yılında Saraybosna’da şahit olduğumuz bir uygulamada ise; önce resmî nikâh dairesinde nikâh kıyılıyor, ardından camiye geçilerek cemaat huzurunda evlilikle ilgili nasihatler veriliyor ve imzalar atılarak bu nikâh da resmî kayıtlara geçiriliyordu.
Pratik bir öneri olarak şunu da ifade etmek isterim: Ülkemizde en seküler ya da dine mesafeli görünen kesimler dahi, resmî nikâhın öncesinde veya sonrasında mutlaka dinî nikâh yaptırmaktadır. Belediyelerde görev yapan nikâh memurlarının ilahiyatçı olması ve kısa bir dua ile nikâhı kıyması, bu ikiliği ortadan kaldırabilir. Böylece hem resmî hem dinî nikâh tek merasimde, huzurlu ve anlamlı bir şekilde tamamlanmış olur.
Haftaya, makalenin devamında düğünlerde dikkat edilmesi gereken maddî hassasiyetler ve mahremiyet konularını ele alacağım.
31. Aralık 2025
1.Prof. Dr. M. Esad Coşan (rh)
2 .https://www.evrensel.net/haber/339528/muftu-nikahi-yonetmeligi-resmi-gazetede-yayinlandi
Kategori: Toplum ve Değerler
