• BIST 100

    11007,37%0,81
  • DOLAR

    42,52% 0,08
  • EURO

    49,52% -0,07
  • GRAM ALTIN

    5751,23% -0,02
  • Ç. ALTIN

    9322,75% 0,27

DR. VEHBI KARA


Kibris’in Selameti Için Ne Yapmali?


“Kibris Elden Gidiyor” baslikli yazimdan dolayi çok elestiri aldim. Tam 450 yil önce binlerce sehit kani dökülerek fethedilmis bu adada yasanan üzücü gelismeler; bütün Müslümanlari endiselendirmektedir.

Islami hassasiyetleri yüksek olup cigeri yanan her insan kaleme sarilip ya bir seyler yaziyor ya da telefonumdan arayarak çare ve önerilerini siraliyor. Bazi dostlarim ise Türkiye’nin Kibris’tan daha kötü oldugunu ifade ederek üzüntüsünü dile getiriyor.

Öncelikle su hususu dile getirmek isterim ki; bu din ve kutsal kitabimiz Kur’an, Allah’in koruyuculugu altindadir. Kâinatta hiçbir güç buna engel olamaz. Kimse Islam’a zarar veremez. Hiç üflemekle Günes söndürülür mü?

Öncelikle vazifelerimizi yapmali sonrasinda da Allah’a tevekkül etmeliyiz. Peygamber Efendimizin (ASM) Medine’ye hicret ederken söyledigi “üzülme Allah bizimledir” sözünü asla unutmamaliyiz.

Hz. Ebubekir’e hitaben söylenen bu söz Tevbe suresinin 40. ayetinde geçmektedir. Mealen: “Ona (Muhammed'e) yardim etmezseniz, bilin ki, inkâr edenler onu Mekke'den çikardiklarinda magarada bulunan iki kisiden biri olarak Allah ona yardim etmisti. Arkadasina üzülme, Allah bizimledir, diyordu; Allah da ona güven vermis, görmediginiz askerlerle onu desteklemis, inkâr edenlerin sözünü alçaltmisti. Ancak Allah'in sözü yücedir Allah güçlüdür, hâkimdir."

Evet, bu ayet; insanlara huzur ve sekinet verir. Allah bizimle yani “inananlarla beraberdir” dedikçe, dünya sikintilarindan ve elemlerinden kurtulmaya bir vesile olur. Kibris ve vatanimiz içinde durum böyledir.

Kibris’ta yapmamiz gereken islerin basinda çok sik tekrarladigimiz su “nefret dilinden” kurtulmamiz gerekmektedir. Çünkü Islam; hosgörü, sevgi ve baris dinidir.

Islam kelimesi “silm “kelimesinden gelir ve sulh, sükûnet, baris ve refah anlamindadir. Selam kelimesi de ayni kökten gelir. Islam kelimesini “Rabbimizi taniyarak iman etmek ve ona ibadet etmek” seklinde de anlayabiliriz.

Selami yaymak ayni zamanda Islam’i yaymak demektir. Sonuç olarak bu sayede insanligin baris huzur ve esenligi için gayret edilmis olur. "Selami yayiniz Hadis-i Serifini" bu sekilde de düsünmek gereklidir.

Ülkemizde ve Kibris’ta yasayan genç nesil; yillardan beri ayni sekilde tekrarladigimiz “Bati ve Rum zulmünden” pek hoslanmamaktadir. Zira ilk firsatta Bati ülkelerine gidip orada yasamak isteyen gençlere; yillar önce yapilan katliamlari anlatmak hiç de inandirici gelmemektedir.

Isin kötüsü; zulüm ve barbarligi kendi insanlarimizin yaptigini iddia eden bir egitim sistemimiz var. Acimasiz ve zalim yöneticilerin “devrim” adi altinda yapmis olduklari zulümler ortada iken; Bati dünyasinin kendisini medeni ve uygar gösteren kültür emperyalizmi karsisinda etkili olmamiz mümkün degildir.

“Neyi yapmamiz gerekir?” sorusundan önce “neyi yapmamamiz gerekir?” sorusunu cevaplamamizda fayda vardir. Iste öncelikle “nefret ve çatismaci” dilden uzaklasmamiz gerekiyor. Islam’in hosgörü, baris ve huzur dini oldugunu öncelikle bizim kabul etmemiz gerekiyor.

Müslümanlar ancak kendisine saldirildigi zaman savasirlar. Ganimet ve toprak kazanmak veya nam salmak için insanlarla savasilmaz. Hazreti Peygamber (ASM) Bedir, Uhud ve Hendek savaslarini Müslümanlari ortadan kaldirmak isteyen müsriklere karsi yapmisti.

Daha sonra Dogu Roma ve Iran ordularina karsi da müdafaa savaslari yapildi. Fakat Islam’i ortadan kaldirmaya yeminli bu düsmanlar baris istemedikleri için inlerine kadar girildi ve hepsi ortadan kaldirildi.

Osmanli, Selçuklu ve daha nice Türk topluluklari da Mogol ve Bizans’a karsi müdafaa savaslari yaptilar. Neredeyse tamaminda da Allah ordularimizi muzaffer eyledi. Mal, mülk, para ve san sevdasi için girilen savaslarda ise çogunlukla maglup olduk.

Bazi tarihçilere göre Islam “kiliç zoru” ile yayilmistir. Bu çok yanlis bir tespittir. Dogrusu ise sudur: Islam, güzel ahlak, ticaret, dogruluk ile yayilmistir. Çünkü Kur’an “sizin dininiz size, bizim dinimiz bize” diye emreder. Dinimizde zorlama yoktur.

Yüzyillarca Islam sancagi altinda huzur ve baris içinde yasayan topluluklar; Müslümanlara ihanet edip arkadan vurunca; belalarini da buldular. Birinci ve Ikinci Dünya Savasinda nasil zulüm yapildigini ve barbar Batililarin birbirlerini bogazladiklarina sahit olduk.

Kibris’a ve vatanimiza dönecek olursak; su hususu asla unutmamak gerekiyor. Bir Müslüman asla Hiristiyan olmaz. Asla Allah’a ortak kosup Baba-Ogul ve Ruhül Kudüs diyerek çok tanrili bir dine inanmaz. Akli ve muhakemesi ile Hiristiyan olan neredeyse hiç yoktur. Bir iki tane istisna olsa da arastirildiginda onlarin altinda baska nedenler bulunmaktadir.

Fakat bir Müslüman dinsiz ve ateist olabilir. Kibrislilarda Hiristiyan olmazlar. Fakat deist, ateist ve dinsiz olabilirler. Iste asil bu noktada durmak ve üzerinde kafa yormamiz gerekiyor.

Bununla birlikte tarihe baktigimizda görürüz ki; milyonlarca Hiristiyan, Müslüman olmus ve halen de olmaktadir. Islam’in güzel ahlaki karsisinda kim olursa olsun karsi koyup direnemez. Ancak Seytan ve kendisine köle olmus insanlar Islam’in nuru ve aydinligi karsisinda gözlerini yumup kaçar.

Yunus Emre, Mevlana Celaleddin-i Rumi, Bediüzzaman Said Nursi daha nice Islam alimi Islam’in bu güzel yönünü öne çikarip milyonlarca insanin Islam’a isinmasini saglamistir. Yazmis olduklari eserler ve kullanmis olduklari lisan ve üslup ortadadir. Iste buna dikkat etmek gerekiyor.  

Bir gün “Allah bana yeter” ilgili olarak Mevlana Celalettin-i Rumi’nin sözlerinden meydana getirilmis bir mesaj almistim. Okuyunca kalbime bir huzur çöktü. Dertlerimi ve sikintilarimi bir anda unuttum. Bu ayet sanki benim kalbime sesleniyordu.

Bana soru soran kardeslerim de bu mesaji akil ve özellikle kalp kulagi ile bir dinlesinler. Kesinlikle bendeki duygular sizde de hâkim olacak, sorulariniza tam bir cevap bulacaksiniz, bundan süphe duymuyorum.

Lâ tahzen! (Üzülme!)

Bir sey olmuyorsa: Ya daha iyisi olacagi için, ya da gerçekten olmamasi gerektigi için olmuyordur. Su uçan kuslara bak! Ne ekerler, ne biçerler… Onlarin rizkina kefil olan Allah; seni mi ihmal edecek sanirsin! Yeter ki sen istemeyi bil…

Insanlar senin kalbini kirmissa üzülme! Rahman: “Ben kirik kalplerdeyim” buyurmadi mi? O halde ne diye üzülürsün ey can? Gündüz gibi isiyip durmak istiyorsan; Gece gibi kapkaranlik nefsini yak!

“Derdim var” diyorsun; Dert insani Hak’ka götüren Burak’tir; sen bunu bilmiyorsun. Sanma ki dert sadece sende var. Sunu bil ki; Sendeki derdi nimet sayanlar da var. Umudunu yikma; Yusuf’u hatirla. Dert nerede ise deva oraya gider. Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider.
Soru nerede ise cevap oraya verilir. Gemi nerede ise su oradadir. Suyu ara, susuzlugu elde et de sular alttan da yerden de fiskirmaya baslasin. Dünya mali Allah’in tebessümüdür: ona bak! Ama sarhos olma…

Lâ tahzen! (Üzülme!)

Irmaga deniz, denize okyanus sigmaz. “Asik” olmayana anlatsan da “Ben” “Sen” anlamaz.
Hakka ulasmak için yoldur desen kimse inanmaz… Gönlünde zerre-i miskal sems olmayan;
Yanmaz, yanamaz… Ayagin kirildi diye üzülme! Allah senden aldigi ayak yerine belki sana kanat verecek. Kuyu dibinde kaldin diye üzülme! Yusuf kuyudan çikti da Misir’a sultan oldu. Unutma! Istedigin bir seyde; olursa bir hayir, olmazsa bin hayir ara…

Geçmis ve gelecek insana göredir. Yoksa hakikat âlemi birdir. Bu âlem bir rüyadir. Zanna kapilma ey can! Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir. Dünya bir rüya ise, basina gelen felaketler de geçicidir. Neden çok üzülürsün ki? Her sey üstüne gelip seni dayanamayacagin bir noktaya getirdiginde sakin vazgeçme: Çünkü orasi gidisatin degisecegi yerdir. Bu âlemin, bu kâinatin kitabi sensin: Aç da kendini oku ey can!

Kâinatin en uzak kösesi, senin içinde ufak bir nokta… Ama sen bunun farkinda bile degilsin.
Derdin ne olursa olsun korkma! Yeter ki umudun Allah olsun… Herkes bir seye güvenirken; Senin güvencen de Allah olsun. Hiçbir günah, Allah’in yüce merhametinden büyük degildir ama; Sen yine de günah islememeye bak!

Lâ tahzen! (Üzülme!)

Derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi… Ve bir seccade ser odanin bir kösesine, otur ve agla. Dilersen hiç konusma… O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.
Dua ederken O’na kirik bir gönülle el kaldir. Çünkü Allah’in merhamet ve ihsani, gönlü kirik kisiye dogru uçar. Sopayla kilime vuranin gayesi, kilimi dövmek degil, tozu kovmaktir.
Allah tozunu aliyor diye, niye kederlenirsin ey can!?

Lâ tahzen! (Üzülme!)

Ne istersem ben Mevlâ’dan isterim. Verirse yüceligidir. Vermezse imtihanimdir… Allah’tan bir sey istersen:Kapi açilir, sen yeter ki vurmayi bil !… Ne Zaman dersen bilemem ama, açilmaz diye umutsuz olma. Yeter ki o kapida durmayi bil…!

Vesselam…

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.