• BIST 100

    15601,63%-0,65
  • DOLAR

    44,01% -0,11
  • EURO

    51,14% -0,03
  • GRAM ALTIN

    7275,38% -0,35
  • Ç. ALTIN

    11762,06% -1,54

ÖNDER GÜZELARSLAN


Bilgelik Kitap Okuyarak Degil, Insanlari Taniyarak Ögrenilir!


1651 tarihinde kaleme aldigi Leviathan isimli eseriyle bati siyaset felsefesinin yolunu çizen ve daha çok da bu eseriyle taninan, ünlü Ingiliz filozofu Thomas Hobbes felsefede materyalizmi, etikte haz ahlakini, siyasette monarsiyi benimsemistir. “Insan, insanin kurdudur” sözüyle de ses getiren Thomas Hobbes bir ifadesinde bilgelik konusunda sunu söylemektedir:

"Bilgelik, kitap okuyarak degil, insanlari taniyarak ögrenilir." Gerçekten de hayat, kitaplardan daha ögretici durumdadir. Kitap okuyarak bilgi sahibi olabiliriz, geçmisten gelecege yolculuk yapabiliriz ama yeterli düzeyde bilge konumuna gelemeyiz. Bu sebeple, her insana bir okuma nazariyla bakmamiz gerekiyor ki, insani anlayabilelim. Hayati dogru okuyabilelim. Insani ve hayati dogru okuyabilmek için de insani bir bütün olarak degerlendirerek okuma yapmaliyiz. Bir bütün olarak okumadan da insan hakkinda bir yargida bulunmamamiz gerekir.

Bilgelik, bilgi edinme, idrak, görgü, sagduyu ve sezgisel anlayis ile birlikte bu hususiyetleri özümseyebilme ve uygulayabilme kapasitesidir. Ayni zamanda akil ya da, sagduyu ile hareket ederek, hosgörü içinde düsünme ve hareket etme yetenegi olarak da tanimlanir. Bilgelik deneyim ve tecrübe isteyen bir durumdur.

Sira disi bir filozof olarak taninan Osho da, Olgunluk isimli kitabinda “bilgelik” üzerine sunlari ifade eder:

“Yaslanmak bilge olmak demek degildir. Eger gençken bir aptalsan ve artik yaslandiysan, sadece yasli bir aptal olursun, hepsi bu! Olgun bir kisi asla ayni hatayi tekrar etmez. Ama bir kimse sadece yasliysa ayni hatayi defalarca ve defalarca tekrar eder durur. O bir çemberin içinde yasar; hiçbir zaman bir sey ögrenmez. Sürekli baskalarinin fikirlerini hesaba katan insanlar olgunlasmamistir. Onlar baskalarinin ne düsündügüne bagimlidir. Onlar hiçbir seyi özgün bir biçimde yapamazlar, dürüstçe söylemek istediklerini söyleyemezler; baskalarinin duymak istediklerini söylerler.”

Osho’nun ifadelerinden yola çikarak sunu belirtebiliriz. Bilgelik için olgunlasmak gerekmektedir. Olgunlasabilmek içinde baskalarinin fikirlerinden ziyade, kendi düsüncelerimize ve kendi beynimizle hareket etmemiz gerekir. Kafa yapimizi bir baskasinin ipotegi altina birakmamaliyiz. Insan baskalarinin tesiri altinda hiçbir zaman özgün ve dogru düsünceye sahip olamaz. Baskalarindan elbette istifade edecegiz. Ancak bu istifade etmek kafamizi ona kiralayacagiz anlamina gelmemelidir.

M.S. Frigya’da dogdugu bilinen ünlü Yunan stoaci filozof Epiktetos da “Düsünceler” isimli eserinde, bilge kimsenin nasil davranacagini su sekilde izah etmeye çalisir: “Cahillerin huzurunda derin ve mühim meseleler açilirsa suskunlugunu muhafaza et. Zira henüz hazmetmedigini iade etmekte büyük bir tehlike vardir. Bir gün bir kimse çikar da senin hiçbir sey bilmedigini ileri sürerse ve sen bu iddia karsisinda öfkelenmezsen, o zaman filozof olmaya basladigini anla. Zira koyunlar ne kadar yem yemis olduklarini çobanlarina gidip göstermezler, fakat yedikleri yemi iyice hazmettikten sonra süt ve yün yaparlar. Sen de cahillere güzelce vecizeler sayip dökme, iyice hazmetmissen bunlari hareketlerinle göster.

Nasil saat günün bir parçasiysa ben de öylece bütünün bir parçasiyim. Saat gelir geçer, ben de gelir geçerim. Görevim elimde olani yapmak ve üst yanina kulak asmamaktir. Deniz yolculuguna çikarken gemiyi, kaptani ve mevsimi seçerim. Bu benim isimdir. Yolda bir firtina koparsa asla umursamam. Bu benim isim degildir. Kaptani seçmek benim elimdedir, firtinayla ugrasmaksa kaptanin elindedir. Bilgelik, bizim olani ve olmayani bilmek, ona göre davranmaktir.”

Bütün bunlardan yola çikarak sunu belirtebiliriz. Bilgelik aslinda bir davranislar bütünü olarak karsimiza çikmaktadir. Onun içinde toplumun içinde yer almak, toplumu iyi okumak, onlara örnek olmakla olur. Insanlar hayatlari boyunca birçok seyden etkilenirler. Ekonomik sebepler, siyasi sebepler, kültürel sebepler insanin çesitlenmesine sebeptir. Eger insanlarin içinde var olmazsan onlarin kültürel ve ekonomik yapilari hakkinda gerçekçi bilgiye sahip degilsen her zaman yanilabilirsin. Okudugumuz kitaplar bizlere kültürel ve sosyal yapilar hakkinda bilgiler sunsa da, insani dogru okuyabilmek için yeterli degildir. Tolumdan uzak olmamak gerekir ki, toplumun yasam biçimi hakkinda derin bilgiye sahip olabilelim. Toplumun yasadigi duygulari kendi içimizde içsellestirebilelim. Toplumdan kopmadigimiz ve onlarin dertlerine, sorunlarina nüfus edebildigimiz sürece gerçekçi bilgiye ulasmis, bilgelik yolunda önümüzü açmis oluruz.

Kisaca izah edecek olursak her sey tanimakla baslar. Kisi bilmediginin, tanimadiginin düsmanidir. Tanimak için de, içinde olmak, içinde olurken de ön yargili hareket etmemek gerekir. Zira bizim bilmedigimiz bir durum ortada olabilir. Dogru bilgiyi ve dogru konuyu içine girdigimiz insani, tarafsiz gözle dogru okuyabildigimiz sürece ögrenebiliriz.

Son olarak bu konu için sunu belirtebilirim. Ülkemizin dört bir kösesini gezip dolasmak nasip oldu. Çesitli vesilelerle gittigim her yerde insanlarla diyalog kurdum, onlarla hasbihal eyledim. Insanlari ve medeniyetimizi, varligi ve yoklugu bu gezilerimde bizzat canli sahit olarak tanidim. Dolayisiyla iyi bir kitap okuyucusu olarak edindigim izlenim su ki; okumak elbette derinlik, kelime hazinesi ve ufuk veriyor insana. Ancak canli sahit olmak, duymak, görmek ve gözlemlemek ise daha gerçekçi düsünmeye, ögrenmeye ve kavramaya sevk ediyor.

Insan bilgiyi yasanan tecrübelerden edindiginde daha saglam ögrenmis oluyor. Iste bütün bunlarin birikimi bir tecrübe olusturuyor. Bütün bu tecrübelerde insani bilge haline getiriyor.

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.