Hüsnü Bayramoglu Agabeyimiz Üstadimiz Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin (RA) de Vekil ve Varislerindendir.
Kalpten kalbe yol vardir derler. Ben de onu izhar ediyorum. Nur talebelerine muhabbetimiz müfritane ama saff-i evvel olan Agabeylerimiz bir baska.
Yogun bakima girmeden iki gün önceydi geçmis olsun diye aradim. Telefonlari mesguldü ama hemen döndüler.
Hastaneye yatirilma sebebini bir iki cümleyle anlattiktan sonra, hemen hizmetleri anlatmaya basladilar. Kardeslerimiz arasindaki müfritane irtibat ve muhabbetin öneminden bahsettiler.
Kendilerini 1979 yilinda, Merhum Bayram Yüksel Agabeyimizin istegi üzerine Karabük Demir Çelik Fabrikasinda ziyaret etmistim.
O günden beri de elhamdulillah irtibatimiz devam etmekteydi.
Zulüm ve baskilarin zirve yaptigi bir dönemde o yaslarda, Üstadimizin yaninda olmalari ve Nurlarla mesguliyetleri, kolay bir sey degildir.
‘Bir kesin davetle’ karsi karsiyayiz, geldigi zaman hiç kimsenin, hiçbir yerde ve hiçbir zaman red edemiyecegi bir gerçek.
Üstadimizin bütün Varisleri ve Vekilleri bu davete hazirlikliydilar, bekliyorlardi, icabet ettiler ve bir aradalar. Simdi de Hüsnü Agabeyimize hosamedi yapacaklar.
Ne mutlu bu Agabeyimize ki çok büyük bir mükafat ile ve çok feyizli ve kazançli bir ayda icabet ettiler.
Burada hepimiz bir kere daha gördük ki Risale-i Nur talebelerinin bu yakinlikligi, akrabaliktan da ileride mümin kardesliginin ihlasla yogrulmus bir halidir.
Bu anlatilmaz yasanir. Iste Nur kardesler bütün dünyada bunun yani ihlasla yogrulmus uhuvvet halinin numunesini bir kere daha hatimlerle, salavatlarla, evrad ve ezkarla sergilemektedirler.
Bu tesanütün, uhuvvetin, muhabbetin, sadakatin sebebi, maddi ve dünyevi çikarlara bagli olmayisidir, Livechillah’dir.
Hüsnü Agabeyimizin sergiledigi ve bizden bekledigi de iste buydu. Sahislar Vatan-i Asli’lerine gitse de, kiyamete kadar devam edecek, sahislara bagli olmayan, Risale-i Nur’larla istigal edenlerin devam ettirdikleri bir iman davasi vardir. Devam etmektedir ve hatta daha da hiz kazanacaktir. Çünkü ‘Kesin Davet’le karsi karsiyayiz.
Hepimizin bildigi seyleri tekrar etsem de benim buna ihtiyacim var.
Resulullah ASV buyuruyorlar ki; “Rabbim bir kulunu severse, onu hastalik ve musibetlerle günahlarindan temizlemedikçe huzuruna almaz.”
Iste Hüsnü Agabeyimizi buna mazhar oldu.
Insaallah Manevi Sehid olarak ebedi aleme yürüdüler. Her nefis ölümü tadacaktir. Bu nöbeti yasayacaktir. Hüsnü Agabeyimiz de o nöbeti tamamladi.
Sira bizlerdedir. Bu ‘Kesin Davet’in ne zaman gelecegini, davet sahibi Rabbim biliyor.
Biz Nurlardan ögrendik ve bu davetin mahiyetini biliyoruz, bir de burada tekrar edelim, ölüm nedir?
Hazreti Yusuf Aleyhisselami iyi taniyoruz, Peygamber; annesinden babasindan ayrilmis, çesitli iftiralara ugramis, zindanlara atilmis, sonra Misir’a Aziz olmus. Annesine babasina, kardeslerine kavusmus ve tam bu sürürlu, huzurlu, bahtiyar ve mesut anda Allah’tan CC ne istemis biliyor musunuz?
Ölümünü dilemis.
Neden çünkü vefat bir vuslattir. Vefat bir kavusmaktir.
Vefat dünya kazuratindan bir temizlenmektir.
Hatta vefat dogumdan daha mükemmeldir, ondan önce gelmektedir.
Elbette dokuz ay anne rahminde gelisen insan 90 yil dünya hayatina mazhar olursa; tabii ki 90 yil dünya rahminde imanla bir hayat geçiren insana da ancak insaallah Ebedi Cennet layiktir.
Vefat eden vuslata eriyor da aslinda biz çok muzdarip ve magdur durumdayiz.
Çünkü biz gerçek hayattan ayri düstük ve dünya misafirhanesindeyiz.
Bir yere misafir giden, kendini ev sahibi kabul eder mi?
Fani hayatin aldatici entrikalari ebedi hayatimizin sermayesi olamiyor.
Iste... bizler de o yolun yolcusuyuz.
Insallah bizi de bir mükâfatla Rabbim huzuruna alir, aldirir. Insallah son nefeste Kelime-i Sahadeti de hatirlatir.
Allah Hüsnü Agabeyimize ve bütün vefat eden kardeslerimize rahmet etsin.
“?????? ?????? ???????? ???????? ?????????”
19.04.2021
Prof. Dr. Cahit Kurbanoglu

