Halil Cibran hocamizda sanat için söyle bir ifade kullanir. “Sanat, belirgin ve iyi bilinenden gizli sakliya dogru atilan bir adimdir.”
Insanlar çok çesitli sanat alanlariyla ugrasarak bir anlamda kendilerini terapi etmis olmaktadirlar. Bu yazimizda da hayal gücümüzü ortaya koymamizi saglayan, fiziksel becerilerimizi gelistiren bir sanat alanindan, Japonya’ya Budist rahipler tarafindan getirildigi düsünülen ‘origami’, sanati yani geleneksel kagit katlama sanatindan bahsetmeye çalisacagim.
Origami, Japonca oru (katlama) ve kami (kagit) kelimelerinin birlesmesiyle meydana gelmis Katlanmis Kagit anlamina gelen geneksel kagit katlama sanatidir. Origami temelde makas ve yapistirici kullanmadan kagidi sadece katlayarak çesitli sekiller olusturma sanatidir. Tarihten günümüze Origami’nin baslangiciyla ilgili kesin bilgiler olmasa da ilk olarak kagidi icat eden Çinliler tarafindan icra edildigi ifade edilmektedir. Kagit Çinliler tarafindan M.Ö 250’de bulunmustur. Kagidin ilk bulundugu dönemlerde kagida ulasmakta çok kolay olmadigi için sadece zenginlerin ugras verdigi bir sanat olan origami, daha çok dini törenlerde ve hediyeleri kaplamada bir zenginlik alameti olarak kullanilmistir. Daha sonraki dönemlerde kagidin yayginlasmasi ve fiyatlarinin uygun hale gelmesiyle origami daha fazla insan tarafindan yapila gelen bir sanat olmustur. Japonyalarin Budist rahipler araciligiyla ögrendikleri ve gelistirdikleri origami sanati 17. yüzyilda halk arasinda eglence seklini almis ve gelismeye devam etmistir. 1900’lü yillarin baslarindan itibaren okullarda da ögretilmeye baslanilan bu sanat alani çocuklarin matematiksel zekalarinin gelisimine büyük katkida bulunmustur. Ayrica insanlarin yeteneklerini kesfetmelerine yardimci olup bir seyler üretebilmelerinin hazzini yasamalarini saglamistir. 2. Dünya Savasi’ndan sonrada origami sanatsal anlamda büyük gelisme kaydetmis, artik sadece çocuklarin degil her yastan insanin ilgisini çeken bir sanat olmustur.
Origami sanati ile mesgul olan her yastaki insan, kendini tanima, kendi becerilerini ortaya koyabilme ve özgüven kazanma imkani bulmustur. Origami gelenek olarak 3 çesittir. Bunlardan ilki genellikle tek parça kagidin katlanmasiyla yapilan klasik origamidir. Bu türde at, kus gibi havyanlar yapilabildigi gibi çesitli esyalarda yapilabilmektedir. Ikincisi modüler origamidir. Modüler origami ayni zamanda parçali origami olarak da bilinmekte ve birbirine benzeyen parçalarin birlestirilmesiyle olusturulmaktadir. Klasik origamideki somut hayvan ve esya gibi nesnelerin aksine üç boyutlu geometrik nesnelerin yapilmasinda kullanilir. Kullanilan parça sayisinda herhangi bir sinir yoktur. Ayni parçalarin yerlerini degistirerek birden fazla geometrik sekil elde etmek de mümkündür. Üçüncü olarak islak katlama vardir ki bunda da gerçegine uygun dogal görünen hayvan motifleri elde etmek için kullanilir. Kagida sekil vermek kuruyken oldukça zordur. Islatilan kagit daha kolay sekil alir ve daha naturel sekiller elde edilebilir. Islak origami teknigini, origamiyi bir el sanatindan yasayan bir sanat haline dönüstüren usta sanatçi Japon Akira Yoshizawa’dir. Bu büyük üstad origaminin gelisimine çok büyük katkilar sunmustur. 50.000 den fazla model gelistiren Akira Yoshizawa bu modellerinin sadece bir kaçinin yer aldigi 18 kitabi bulunmaktadir. Buldugu ve gelistirdigi yöntemlerden dolayi Japonya’da ‘Yükselen Günes Nisani’ almaya hak kazanmistir.
Günümüzde çok daha fazla çesidi ortaya çikan origaminin bilinen diger türleri Mimari origami, Krigami (kagit kesme sanati) ve pop-up origamidir. Olusan yeni türlerde genelde kesme ve yapistirma serbest birakilmistir.
Origami sanati kisiye özgüven kazandirmakla birlikte, ruh sagligina da büyük katki sunmaktadir. Origami, insanin kisisel becerilerini arttirmakla kalmayip, farkli bakis açilari ile düsünme kabiliyeti gelistirmesine de katki saglar.
