Daha önce 5 bölüm de 35 madde halinde yazmis oldugum müdür ve yönetici olmak isteyenlere yönelik tecrübelerimi aktardigim bu yazi serisinin 6. Bölümüne 36. Maddeden baslayarak devam ediyorum. Bu yazi serisi tahminim 7. Bölümde bir mukaddime ile bitecek. Daha sonra diger konularla ilgili yazilarimizla devam edecegiz insallah…
Beraber çalistiginiz astlariniza deger verip onlara inanarak tatli bir diyalog içinde olmak, güzel bir çalisma ortamini da beraberinde getirir. Belli bir mesafeyi de koruyacak sekilde Onlarin sahsi ve ailesi ile ilgili sorunlarini not alip yardimci olmak, dogum günlerini kutlamak, yöresel kültürleri ve geleneklerini önemsemek, orta yollu, tedbirli bir davranis içinde olmak iyi bir yöneticide aranan vasiflardandir.
Asiriya kaçmamak sartiyla zaman zaman esprili olmak, fikralar anlatmak, sizin degerinizi düsürmez, aksine yüceltir. Espri yetenegi sizin güçlü oldugunuzu ve kendinize güveninizi de gösterir.
Astlarinizi denemek, kapasitelerini ölçmek, çaplarini ve sinirlarini anlamak için sizi zor durumda birakmayacak oranda yetki devrederek sorumluluklar verebilirsiniz. Risk almalarini destekleyerek kontrollü yetki devretmekten korkmayin. Birakin bazen sizin kontrolünüzde hata yapsinlar, hata yapmanin tecrübe ve mahcubiyetini yasasinlar. Bazen hata yaparak ögrenmek, tecrübe kazanmak için iyi bir yetistirme metodu olabilir.
Periyodik zamanlarda; günlük, haftalik, aylik toplantilar yapmakta fayda var. Ancak, sik sik ve toplanti yapmis olmak için yapilan, gündemi olmayan, rutin hale gelen faydasiz toplantilar yarardan çok zarar getirir. Toplantilarda “Ben dilini” çok kullanarak kendinizden sürekli bahsetmeniz dogru olmaz. Ancak söylenmesi gereken önemli bir sey olursa konuyu misaller ve örneklerle anlatarak samimiyetle dogruyu söylemekten de çekinmemek gerekir.
37. MAKAMIN VE MÜDÜRLÜGÜN TUZAKLARI
Insan bir makama gelince orada devamli kalacagini zanneder, dolayisiyla bazen güç zehirlenmesi olabilir. Makamlar berber koltuguna benzer tirasi biten kalkar. Devlette, bürokraside, her an pozisyonlar degisebilir. Eskilerin dedigi gibi: “Mala mülke magrur olma, deme var mi ben gibi. / Bir muhalif rüzgâr eser, savurur harman gibi.” Ve sairin dedigi gibi; “Hiç bitmeyecek sevk verirken beste, bir tel kopar ahenk ebediyen kesilir.” (Yahya Kemal).
Bu yüzden güç sarhosluguna kapilmadan hareket etmek gerekir. Pozisyonunuzu gücünüzle karistirmayin. Popüler olmaya çalisip sayginliginizi çabucak yitirmeyin. Sonucu görmeden acele hüküm vermeyin, sabirli davranin. Iletisime açik olun, konuyu hep siz biliyorsunuz kanaatine kapilmayin. Söylenen farkli ve güzel tekliflere karsi çikmak yerine karsimizdakinin fikirlerini ve amaçlarini anlamaya çalisin. Unutmayin; Yöneticilikte, dostluklar genelde geçici olur. Eger bilerek yanlisliklar yaparsaniz kalici düsmanliklar da edinebilirsiniz. Bu konuda merhum Dogan Cüceloglu’nun “Makam, mevki, rütbe, unvan; bunlarin hepsi cekettir. Ceketi asar, bir yere gideriz. Arkada sadece insanligimiz kalir ve öldügümüzde sadece çiplakligimizi götürebiliriz bu dünyadan.” Sözlerini de hatirlatmakta fayda görüyorum.
38. FOTOGRAFIN TAMAMINI GÖRMEK
Bir kurumda yeni göreve basladiginizda, degisiklikler yapmadan, icraata girmeden önce bir süre gözlemler yapilmasi iyi olur. Bu gözlemler neticesinde kurumunuzun tamamini daha iyi tanimak ve daha sonra alinacak kararlarin isabetli ve dogru olmasi açisindan daha faydali olur. Detaylari anlayarak fotografin bütününün kaçirilmamasi gerekir. “Tecrübe kazanmak, bir dagin tepesine çikmaya benzer, çiktikça yorulursunuz ama ormanin tamamini görmeye baslarsiniz. Dagin eteginde iken, ovanin veya ormanin tamamini göremezsiniz. Ancak dagin zirve noktasina çikarsaniz ormanin tamamini görürüz. Fotografin, tamamini görerek kararlarinizi vermeye çalisirsaniz daha isabetli kararlar verir ve daha az hata yaparsiniz. Onun için bazi icraata yönelik kararlarin, acil degilse zamana birakilarak, kurumunuzu iyice tanidiktan sonra usulet ve suhuletle yavas yavas uygulanmasi daha isabetli olur.
Tabi insan acelecidir, aceleci yaratilmistir. Kendini frenlemekte, yönetmekte bazen zorlanabilir. Bu nedenle; insanin kendini yönetmesi, liderligin ilk adimidir. Kendini yönetmeyi bilmeyen lider olamaz derler. Öfkeyle hareket etmeyin, sabirli olun, çalisirken keyif alarak ve keyif vererek çalisin. Hatta bazen karsinizdaki insanlari daha çabuk tanimak için (asiriya kaçmadan) espriler yaparak, neseli gözükerek, onlari daha çabuk taniyabilirsiniz. Bu sizin kurumumuzu tanima sürenizi de kisaltir.
39. SIK SIK IDARECI DEGISTIRMEK
Bazen kurumda çalisanlarin görev alanlarini degistirmenin herkesin diger bölümleri de tanimasi açisindan bazi faydalari olabilir. Ancak sik sik alan/bölüm degisikligi yapmak, idareci degistirmek, her zaman dogru sonuçlara ulastiracak bir yaklasim degildir. Hem tecrübe hem de kurum hafizasi kaybi olabiliyor. Bu devlet kurumlarinda oldugu gibi özel sektörde de böyledir. Ziyarete gittigim özel okullarda oradaki ögretmenlerin kurumda kaç yildir görev yaptigina çok dikkat ederdim. Eger bir ögretmen uzun süre orada görev yapmissa, hem kurum hem de ögretmen hakkinda ben de olumlu kanaat olusurdu. Acil kesilmesi gereken, kangren olmus bir yapilanma yoksa sahislarin görev yerlerini sik sik degistirmek sikinti olabilir. Ama görev degisikligi yapmaniz gerekiyorsa kurumu, sahislarin ve kapasitelerini, sahislarin arkasindaki insanlari iyice tanidiktan, en az alti ay, bir sene geçtikten sonra görev degisikligi yapmaniz daha iyi olur.
Yillar önce Yönetim – Organizasyon Bölümünde yüksek lisans yaparken o zaman dersimize gelen Nurullah Genç hocamiz, Japon fabrikalarinda personel transferi ve degisimi konusunda çok güzel bir uygulamaya ya da anlayisi bizimle paylasmisti. Japon fabrikalarinda bir kisinin çalistigi isyerinden ayrilmasi hem ayrilan için hem isveren için ayip sayilir, hos karsilanmazmis. Kurumdan ayrilan çalisan; “Neden sabir sebat edip uyum saglamadin, çalistigin is yerini yari yolda biraktin?” diye tenkit edilirmis. Çalisanini ayiran fabrika ya da isveren de; “Neden çalisanini memnun edemedin, muhafaza edemedin?” diye elestirilir, ayni sekilde hos karsilanmazmis.
Hatta çalisanlardan birisi çok üst düzeye gelmis olsa bile, kendi is yerinden ayrilir baska bir is yerine giderse, orada en üst noktadan baslatilmaz, yeni gittigi isyerinde en alt kademeden baslatilarak yönetim kademelerini yavas yavas çikmasi saglanirmis.
Mesela Toyota’da en yüksek yönetici bile olsan oradan ayrilip, Mitsubishi’ye giderse orada da yine alt görevlerden baslatirlarmis. Sebebi ise, “her kurumun kendine ait bir kültürü var, alttan baslayarak yukariya dogru kademe kademe gitsin kurumun kültürünü tanisin” diye düsünürlermis. En azindan Toyota’da 10 yilda geldigi mesafeye Mitsubishi’de hemen gelmez, en az 3-5 yil alt taraflarda, yeni kurumunu ögrenerek, taniyarak, yavas yavas yukari dogru gelirmis. Yani bizdeki gibi yukaridan bir prens bulunup yeni sirketin basina konulmaz, bu sekilde de sirketler arasi üst düzey transferin önü kesilirmis. Çünkü önceki firmasi ona yillarin emegini vermistir. O emegi ve birikimi diger firmaya böyle kolay vermesi hos karsilanmiyor.
40. YAPILAN BAZI CAZIP TEKLIFLERE MESAFELI YAKLASMAK
Herhangi bir makamdayken size vaat edilen tatli tekliflere çok kanmayin ve inanmayin. Ölçüp tartin. Istanbul Il Millî Egitim Müdürlügünde özel okullardan sorumlu müdür yardimcisi olarak görev yaparken, eski milli egitim müdürlerinden birisi beni uyararak; “Müdür Bey, simdi size çok teklif yaparlar, sizi överler, alir özel sektöre götürür, bir sene sonra da isinize son verirler. Onun için her konusan kisinin sizi niye övdügü ne maksatla konustugunu anlamaya çalismak lazim.” diyerek uyarida bulunmustu.
Bu anekdotu destekleyen söyle bir fikra anlatilir. Zamanin birinde, bir ilde Vali Bey’i çok sevmisler. “Sayin valimiz, bizler sizi çok basarili buluyoruz ve sizi çok seviyoruz, keske seçimlerde aday olup bizim belediye baskanimiz olsaniz iyi olur.” demisler. Vali Bey, ilk baslarda belediye baskanligina olumsuz bakmasina ragmen daha sonra biraz aklina yatmis. Seçim yaklasinca sehrin ileri gelen esrafini çagirmis. Herkes “Buyurun Sayin Valim, bir emriniz mi var?” diye talimat beklerken, Vali Bey, sehre belediye baskani olma isteklerini hatirlatarak; “Seçimler yaklasiyor, ben de düsündüm, sizin teklifinizi degerlendirerek belediye baskaniniz olmak isterim.” deyince, herkes söyle rahata geçmis, ayak ayak üstüne atip, “Sayin Valim” modundan “Vali Bey” moduna geçip; “Vali Bey, hele bir kahve söyle de konuyu bir kez daha düsünelim.” demisler.

