• BIST 100

    11089,53%-0,74
  • DOLAR

    32,82% -0,21
  • EURO

    35,65% -0,59
  • GRAM ALTIN

    2537,00% 0,09
  • Ç. ALTIN

    4131,97% 0,38

Feyzullah AKDAG


KUR’AN HOCASININ AZARLADIGI ÇOCUK VE YAHUDILER


Iki gün önce sosyal medya hesabimdan bir mesaj aldim. Mesajda Türkiye’de özellikle dindar camiada çok sevilen kadin bir yazarin sosyal medya paylasimi vardi. Paylasimda yazilana göre bir çocuk camiye Kur’an kursuna gidiyor eve gelince annesine/babasina bir daha kursa gitmeyecegini ifade ediyor. Anne/babasi bunun nedenini sorunca da dersini veremedigi için hocanin herkesin içinde “git evde çalis da gel” diyerek azarladigini söylüyor çocuk. 

Yazar hanim bunun üzerine Yahudilerin çocuklarina Tevrat’i ögretirken çocuklara tatli vererek ögretmeye basladiklarini yaziyor. Bu bilgiyi ilettikten sonra da “baska sözüm yok” diyerek sert bir göndermeyle paylasimini bitiriyor. 

Bu yöntemle tatli ve kitap eslestirmesiyle dine dair olumlu çagrisimlar saglanacaginin mesajini vermeye çalisiyor yazar hanim. 
 
Bu mesaja akli basinda hiç kimsenin itiraz edecegini sanmam. Bunu anlamak ve tavsiye etmek için uzman olmaya da gerek yok. 

Evet, evlatlarimiza basta din olmak üzere tüm meziyetleri sevdirerek anlatmak esas olmalidir. Yazar hanimin herkesin kabul edebilecegi bu güzel mesaji büyük bir tepkiyle karsilanmis. Yazar hanim da bunun üzerine paylasimi silip içine özür dilemenin de geçtigi bir izahatta bulunmus. 
 
Peki, verilen mesajda bir sorun yoksa insanlar neden tepki göstermisler? Çünkü, mesaj dogru olmasina ragmen vakiaya aykiri. Yazar hanim ne denli insanlarin içine karisiyor bilemiyorum ama Türkiye’nin en ücra kesimlerinde bile açilan cami Kuran kurslari zaten evlatlarimiza dini sevdirmek adina birçok güzellikler ihtiva ediyor. 

Kisa bir zaman önce dünya basinina bile yansiyan “teravih treni” oyunuyla çocuklara teravihten sonra çikolata, dondurma, tatli gibi ödüller veren Cami Imami Mahmut Eroglu Hoca’yi herkes takdir etti. 

Bununla beraber halen devam eden yaz dönemi cami Kur’an kurslarinda da imamlarimiz, Kur’an kursu ögreticilerimiz, esnaf, mahalleli ellerinden geldigince kurslardaki çocuklarimiza dinimizi sevdirmek niyetiyle abur cubur yolluyorlar. Üstelik bu durum uzun yillardan beridir de böyledir. 

Din görevlilerimizin ve milletimizin bu konudaki hassasiyeti zaten yüksek bir seviyede yani. 
 
Bu yüksek duyarliliga ragmen hanimefendinin milyonlarca takipçisine ve din görevlilerine Yahudileri örnek göstermesi büyük bir haksizlik olmakla beraber halkindan uzak bir yasam sürdügünü düsündürüyor. 

Kaldi ki paylasimin Israil’in Gazze’ye yeniden saldirip Müslümanlari sehit ettigi zamana tevafuk etmesi de tepkilerin dozajini arttirdi. 

Sonuç itibariyle artik belki de istisna haline gelmis baskiyla din ögretme konusu milletimizin gündeminden çikmis oldugu halde ve ilgili tüm kurum ve kisiler bunu çok iyi yaptiklari halde Yahudilerin örnek gösterilmesi milletimize haksizlik etmektir ve sosyal medya tabiriyle “bos duyar kasmaktir.” 
 
Konunun beni ilgilendiren baska yönleri de var. Yazarin birçok kitabini ve paylasimini inceleyen biriyim. Hatta danisanlarima kitaplarini da tavsiye eden biriyim. Fakat yazar hanimin gittikçe hayatin gerçeklerinden uzaklasan bir tavri oldugunu gözlemliyorum. 

Özel hayatini ve aile hayatini her firsatta takipçileriyle paylasmakta beis görmeyen yazarin sahip oldugu zenginlik vesilesiyle ailesiyle yaptiklari Türkiye sartlarinda pek az insanin yapabildigi seyler. 

Anne babalara tavsiyelerde bulundugu paylasimlari bu zenginlik vesilesiyle elde ettigi nimetlerle paylasinca bu zenginlige ulasamayip evlatlarina bu imkânlari sunamayan ebeveynlerde bir suçluluk ve vicdan azabina neden oluyor.
 
Aksam nasil eve ekmek götürecegini düsünen isçi bir baba ya da uzun süredir asina evlatlari için et koyamayan anne, bahsini ettigim paylasimlari görünce orada yazan mesajlar her ne kadar dogru olursa olsun mesaja degil sahip olunan zenginlige odaklanacaktir ve yazarin evindeki huzurun zenginlik sayesinde oldugunu düsünecektir. 

Insan psikolojisi üzerine ciddi çalismalari olan yazar hanimin bu durumu bilmemesine ya da fark etmemesine pek ihtimal vermiyorum. 

Bu konuda büyük âlim Said Nursi Hazretlerinin Müslümanlar arasinda kardesligin tesisi ve güçlendirilmesi için dikkat edilmesi gereken hususlari ele alirken “faziletfürusluk nevinden gipta damarini tahrik etmemek” düsturunun meseleye hem teshis hem de reçete sundugunu düsünüyorum. 
 
Evet, insanlara herhangi bir mesaj ileteceksek onlarin içinde bulundugu maddi ve manevi kosullari dikkate almak zorundayiz. 

Allah bize zenginlik bahsetmis olabilir ancak bu zenginligin ögütlerle harmanlanarak reklam edilmesi her insanda olan gipta ya da kiskançlik damarini tahrik edebilir ve mesaji gölgeler. 

Ayni zamanda bu, içinde yasanilan topluma ne kadar yabancilastigimizi da gösterir. Malum pahalilikta ailece yapilan tatilden karelerle topluma ögütlerde bulunmanin yakisiksiz bir durum oldugunu düsünüyorum. 
  
Öte yandan aile bir izolasyon degil; hayata hazirlik mektebidir. Evlatlarimiz her zaman tozpembe bir hayat yasamayacaklar. Elbette bazen azarlanacak bazen küçük düsecek bazen maglup olacaklar. 

Esas düsturumuz sevdirerek vermek olsa da hayatta bunlarin da olacagini evlatlarimiz, hayatin olagan akisi içinde yasayarak ögrenmeli. 

Anne babaya düsen bu tarz durumlardan çocugu soyutlamak yerine hayatta bunlarin da olabilecegini ve bununla nasil basa çikabilecegini ögretmektir. 

Çocuklarimiza mücadeleyi, düstükten sonra ayaga kalkmayi, itiraz etmeyi, vazgeçmemeyi, küsmemeyi de ögretmeliyiz. Sicak bir aile ortaminda bu kavramlari da ögrenen bir çocuk imamin azarlamasiyla psikolojik bunalima girmez dine de küsmez. Buna psikolojide psikolojik saglamlik deniyor. Belki de yeni nesillerin en çok ihtiyaç duydugu sey de psikolojik saglamliktir. 

Evlatlarimizi sarip sarmalayarak büyütme yanlisina düsersek gelecegin bagimli yetiskinlerini büyütmüs olacagiz.
 
Her seyin asirisinin zarar oldugunu unutmayalim. Asiri nezaket ve korumacilik çocugu hayata karsi zayif, kaygili ve kirilgan kilar. 

Yazar hanimin paylasimlarini inceledigimde maalesef bahsini ettigim asirilik durumunu görüyorum. Belki imkânlari sayesinde evlatlarina tozpembe bir hayat sunabilecektir ama herkesin böyle bir refah seviyesinde olmadigini ebeveynlerimize hatirlatmakta fayda var. 

Aksi takdirde izole ve soft/yumusak bir yasam tarziyla büyüyen evlatlarimizdan Hz. Hamzalar, Fatih Sultan Mehmetler, Nene Hatunlar çikmasini beklemek ne yazik ki pek mümkün görünmüyor.

Yazarın Diğer Yazıları


30.6° / 24.5°

YAZARLAR