• BIST 100

    16220,28%0,17
  • DOLAR

    44,10% 0,07
  • EURO

    51,11% 0,15
  • GRAM ALTIN

    7348,78% 0,18
  • Ç. ALTIN

    11826,62% 0,00

DR. VEHBI KARA


Büyük Okyanusta zaman


Bu hafta sonu yazisinda denizcilerin yasadigi ilginç hallerden bahsedecegim. Dünyadaki hiçbir meslekte böylesine farkli bir durum yoktur ve yasanmaz. Zaman kavrami büyük denizlerde biraz farkli isler. Iste biz Türklerin Büyük Okyanus dedigi Pasific böyle bir denizdir.   

Yeryüzünün dörtte üçü denizlerle kaplidir. Büyük Okyanus ise neredeyse yer küresinin yarisina karsilik gelir. Portekizli büyük denizci Macellan, Güney Amerika kitasinin ucunda bulunan ve “Macellan Bogazi” adi verilen geçidi geçtikten sonra bu denize “Pasifico” adini vermisti. “Durgun ve sakin deniz” anlamina gelen Pasific aslinda hiç de öyle degildir.   

Büyük okyanusun bir veya birkaç bölgesinde muhakkak dogulularin “tayfun” veya batililarin “hurricane” adini verdikleri siddetli firtinalar vardir. Fakat Güney Amerika kiyilari genellikle sakindir.  

Bir ucundan bir ucuna uçakla bir günde uçmak mümkün olsa da gemi ile seyahat etmek yaklasik bir ay sürmektedir. Ister uçakla ister gemi ile yolculuk yapin bu okyanusun ortasinda “Gün Degistirme Çizgisi (International Date Line)”  denilen bir noktadan geçmek zorunda kalirsiniz. Iste o zaman farkli bir zaman uygulamasi gerekecektir.   

Dünyada pek az kisinin yasayabildigi ilginç bu olayi anlatayim. Zira okuyucularimin bir miktar kafasi karisacak olsa da Allah’in kudretini düsünmek ve zaman kavrami ile ilgili bir tefekkür denizine gitmeye vesile olacaktir.   

Bu ilginç deniz yolculugunu birisinde güverte birinci zabiti olarak digerinde ise gemi kaptani olarak iki defa yapmistim. Her ikisinde de ayni yönde seyahat etmistim.   


Bu yolculuk sonunda bir gün daha az yasamak zorunda kalmistim. “Ne demek daha az yasamak?” Biraz açayim zira tuhaf ve anlasilmasi zor bir durumdur.  

“Bir gün az yasamak” demek diger insanlara göre geçirmis oldugum zaman ayni olsa da günesin dogusunu ve batisini bir defa az görmek demektir.   

Namazlarimizi Günes’in pozisyonuna göre kildigimiz için bir gün boyunca toplamda da iki defa seyahat ettigim için iki gün daha az namaz kilmak anlamina da gelmektedir. Toplamda 10 vakit daha az namaz kilmis oluyordum.  

“Iyi de; kilamadigin bu namazlarin kazasi olmaz mi?” Diye düsünebilirsiniz. Fakat mümkün olmadi. “Nasil oluyor bu is?” Sorusuna cevap vermek için yolculuklarimiza bir bakalim. 

Zira bu namazlari kilmak için namazin farzlarindan olan “vakit” konusu elimizi kolumuzu baglamaktadir. Hangi gün ve vaktin namazini kaza olarak kilacagiz? Iste bu sorunun cevabini bulamadim.   

Kendime göre bir çözümü söyle buldum. Mübarek gün ve gecelerde fazladan kaza namazi kilarak bu eksigimi telafi etmeye çalistim. Rabbim kabul buyurur, insallah…   

Aslinda gün degistirme çizgisi Cuma gününe denk gelseydi is daha farkli ve zor bir sekil alirdi. Cuma namazi terk mi edilecekti veya bu çizgiyi doguya dogru kat ettigimiz takdirde iki defa mi kilacaktik? 

Çünkü çalistigim bazi gemilerde mescidimiz vardi ve Cuma namazlarini gemideyken de kiliyorduk. Neyse ben daha fazla kafanizi karistirmayayim. Baska günlere denk geldi de; en azindan böyle bir meselemiz olmadi.   

Gün degistirme çizgisinden ilk geçis seferimiz söyle olmustu:. 

Ticaret gemileri ile sefere çiktigimin ikinci yiliydi. 2. Kaptan olarak atandigim bir gemiye, Istanbul Bogazi geçisinde katilmistim. Gemimiz, Panama Kanalini geçerek sirasi ile Kosta Rika, El Salvador ve Guatemala’ya gidecekti. Istanbul’dan “Vira Bismillah” diyerek sefere çikmistik.  


Akdeniz ve Atlas Okyanusunu 15 günde geçerek Panama’ya geldik. Burada meshur Panama Kanali’na girip 3 doktan (havuzdan) geçerek deniz seviyesinden yaklasik 100 feet (30 metre) yükseklikte suni bir göl olan “Gatun Gölüne” çiktik. Yarim günlük bir kanal geçisinden sonra yine 3 adet havuza girerek bu sefer Pasifik sularina indik.  

Yükümüzü planlanan limanlara tahliye ettikten sonra, bos olarak Kanada’nin Vancouver limanina hareket ettik. Buradan yükledigimiz sülfür yükünü Malezya’ya götürecektik.  

Iste anlatacagim ilginç yolculuk da böylece baslamis oldu.

Denizde zaman karadakinden farklidir. Eger batiya dogru gidiyorsaniz günler uzamaya, doguya dogru gidiyorsaniz kisalmaya baslar. Her 15 derecede bir (900 deniz mili mesafede), saatlerinizi 1 saat ileriye veya geriye almak zorundasinizdir.     

Aksi takdirde yerel saat adini verdigimiz bölgenin kullandigi saatten farkli bir saati kullanmak zorunda kalirsiniz ki, bu durum islerinizi bir hayli güçlestirecektir. Bu nedenle batiya giderken iki günde bir defa saatlerimizi geri aliyorduk. Yolculugumuz süresince bir günümüz ortalama 24,5 saat sürüyordu.  

Bütün insanlar bir günü 24 saat olarak yasiyorken bizim yarim saat fazla geçirmemiz tuhaf bir durum meydana getiriyordu. Fazladan yasadigimiz bu saatlerin bir telafisi olmaliydi ve Kanada’dan ayrildiktan bir hafta sonra bunun bedelini almis olduk.  

179 Derece Bati Boylaminin sonuna gelmistik. Haritalarda “Gün Degistirme Çizgisi” adi verilen 180 Derece Boylami yaziyordu ki, bu boylami geçerken gemi jurnaline bir gün ilave etmek zorunda kalmistik.  

Seyir defterinde günlerden “Sali” yazmasina ve ertesi gün “Çarsamba” olmasina ragmen bir gün sonrasini yani “Persembe” gününü yazmistik. Seyir defterinin o gününde Sali ve Persembe birlikte yaziyordu.   

Anlasilan her gün fazladan yasadigimiz yarim saatlerin bir bedelini bu noktada almis oluyorduk. Sonunda Çarsamba gününü hiç yasamadan yolumuza devam ettik.  

Malezya’da gemiden ayrilarak Istanbul’a döndüm. Jules Verne’in “80 Günde Devri Âlem” romanina nazire yaparcasina 77 gün sonra evime geri gelmistim. Gerçi roman kahramanlari hep doguya dogru ilerlemis ve bir gün daha fazla yasamislardi.   

Lakin dünyayi turladiginiz takdirde günlerde degisiklik oluyordu. Evime döndügümde takvime göre 78 gün geçtigini görüyordum. Jules Verne’in romaninda yolculuk 81 gün sürmüstü fakat takvimlere göre 80 gün geçmisti. Biz ise Macellan’in rotasinda gitmis yani dünyayi batiya dogru kat etmistik.  

Macellan ve denizci arkadaslari gibi bir gün az yasamistim. Hâlbuki roman kahramanlari ise bir gün fazla yasamislardi. Eger dünyayi bir defa enlemesine turlayip kat ederseniz siz de bu durumu yasarsiniz.   

Üstelik gemide çalistigim için maasimi da 78 gün olarak almistim. Kisaca söylemek gerekirse bir gün daha az yasamis ve çalismadigim halde fazladan 1 gün ilave edilmisti.  

 

Iste bu yolculugumun diger seferlerden farkli olmasina bu “Gün Degistirme Çizgisi” neden olmustu. Bu çizgiden geçen her yolcu, takvimini 1 gün öncesine veya sonrasina almak zorunda kalir.  

Ben “böyle bir sey yapmayacagim” diyemezsiniz, zira bulundugunuz ülkenin tarih ve zamanina uymak zorundasinizdir. Aksi takdirde her sey karisacaktir.  

Evet, dünyanin yuvarlak oldugunu böylece test etmis oldum. Gerçekten de yuvarlakmis!  

Eger Istanbul’a döndügümde yasadigim gün sayisi Istanbul’dakiler ile ayni olsaydi “dünya yuvarlaktir” denilemezdi. Zira dünyayi enine dogru bati istikametinde bir defa dolasan bir insanin 1 gün daha az yasamasi gereklidir.   


“Formula 1” yarislarina benzetecek olursak, dünya bize bir tur bindirmis oldu. Bu sayede bir gün daha az yasamis, günesin dogus ve batisini bir gün eksik görmüstük.  

Macellan, bizden farkli olarak Güney Amerika’nin güneyine inmis, kendi adi verilen bogazdan geçerek Endonezya sahillerine kadar gelmisti. Bu meshur Portekizli kaptanin burada talihi yaver gitmemis, yerliler ile girmis oldugu çatismada hayatini kaybetmisti.   

Fakat Mecellan’in yardimcisi Elcano ve denizci arkadaslari seferlerini tamamladilar ve batiya dogru yelken açmisken bu sefer dogudan ülkelerine dönmüslerdi.  

Bugün hâlâ Macellan’in gittigi yoldan batiya dogru ilerleyen gemiler var. Zira Panama Kanali belirli bir büyüklükten sonraki gemilere hizmet veremiyor. “Panamax” adi verilen gemiler de, iste bu kanaldan geçebilecek bir tonaja sahip gemilere verilen isimdir.  

Bu ilginç olayi iki defa yasadim yani dünya bana iki tur bindirdi. Bu defa gemi kaptani olarak bir daha dünyayi batidan doguya dogru kat ettim. Hatta bu seferi ise hem bir yazi dizisi hem de kitap olarak yayinladim. 

“Alti Ayda Alti Kita” isimli bu kitabi okuyup benimle birlikte bu seyahate istirak edebilirsiniz. Eger bir zaman gelir bu sefer doguya dogru 2 defa dünyayi kat edersem, ben de Dünya’ya iki tur bindirecegim ve böylece esitlenmis olacagiz.  

Malumatfurus isimli bir internet sitesi bu yazilarimi okumus olmali ki; yaziya elestiriler getirmis. Söyle diyor:. 

“Denizde zaman karadakinden farkli degildir. Karada da olsa denizde de olsa ayni enlem üzerinde doguya da batiya da gitseniz gece-gündüz süresi aynidir. “Ayni enlem üzerindeki bütün noktalarda gündüz süreleri her zaman birbirine esittir”, “Macellan’in rotasini tam olarak izlememisler. Panama bogazindan geçip gitmisler. Macellan ise Macellan Bogazini geçerek gitmisti”. “Aslinda bir gün eksik çalismadi. Yolculuk süresince saatlerini geriye alarak yaptiklari fazla mesaiyi birlestirerek ilave bir gün ücreti ödenmistir”.  

Ikinci ve üçüncü elestirileri dogru olsa da ilk elestirisi hatalidir. Dünya üzerinde enlem ve boylama göre gündüz ve gece süreleri degismektedir. Evet, yasadigimiz süre aynidir.   


Fakat bir gün eksik kalmistir. Bunun nedenini de batiya dogru yolculuk nedeni ile izah etmeye çalismistim. Zaten bu yazinin maksatlarindan bir tanesi zaman kavramini bir parça izah edip insanlari düsünmeye zorlamaktir.   

Evet, bu ilginç yolculuktan bir tefekkür dersi çikarilabilir. Iste saniyede 30 km. hizla hareket eden ve top mermisinden en az 60 kat daha hizli hareket eden bir dünyada yasiyoruz.  

Dünyamizin kendi ekseni etrafindaki dönüs hizi ise ekvatorda yaklasik 20 kilometre civarindadir. Ses hizi 20 derece sicaklikta saniyede yaklasik 0.343 kilometre’dir. Düsünecek olursak, muazzam bir sürattir bu.   

Keza bir top mermisinden de 55 kez daha hizli bir sekilde Günes çevresinde hareket ediyoruz. Fakat gelin görün ki, dünya üzerinde yasayan insanlarin ne basi dönüyor, ne de okyanuslar, denizler uzaya savruluyor. Çok hassa bir denge ve muntazam bir gemi üzerinde uzayda yolculuk yapiyoruz.  

Bu geminin kazan dairesi yoktur. Lakin çekirdek ve manto adi verilen cehennem gibi erimis metallerden olusan bir yapisi vardir. Bazen insanlari uyandirmak için lavlarin dehset saçarak yeryüzüne çiktigini görüyoruz.   


Dünyanin büyüklügüne göre incecik bir tabaka olan yeryüzü kabugunun insanlarin yasayabilecegi sekilde korunmasi, hiç de tesadüfle izah edilecek bir durum degildir. Allah’in takdiri ve iradesi ile hareket ettigini anlamak için zeki olmaya gerek yoktur.  

Cenab-i Allah’in kudret ve tasarrufunda bulunan zeminimiz gemilerin hareket ettigi deniz üstünde degil ama binlerce derece sicakliktaki erimis sivi metal denizlerinin üzerindedir.   

Eskilerin “esir” adini verdikleri simdilerde ise “karanlik madde” ismiyle zikredilen uzay denizinde yüzmektedir.  

Yukarida ilginç gelebilecek bir yolculugu anlatarak bu yolculuktan binlerce kat daha fazla ilginç ve mucizevi olaylara sahne olan dünyanin seyahatine dikkat çekmek isterim.   

Dünyanin kendisine çizilmis olan rotasinda nasil bir seyahat ettigini Kur’an ayetlerine bakarak düsünebiliriz:. 

Yasin Suresi 38-43. Ayet mealleri: “Günes de bir delildir ki kendi yolunda akip gidiyor. Iste bu çok güçlü ve her seyi bilen Allah'in takdiridir. Ay'a gelince, ona menziller tayin ettik. 

Nihayet o eski hurma salkiminin çöpü gibi (yay haline) dönmüstür. Ne günesin aya çatmasi yarasir, ne de gece gündüzü geçebilir; onlarin her biri kendi yörüngesinde yüzerler. Onlar için bir delil de bizim, onlarin neslini dolu bir gemide tasimamizdir. 

Yine kendileri için onun gibi binecek seyler yaratmamizdir. Eger dilesek onlari bogariz da o zaman ne onlarin feryadina yetisen bulunur, ne de onlar kurtarilir.” 
vesselam…

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.