• BIST 100

    15601,63%-0,65
  • DOLAR

    44,01% -0,11
  • EURO

    51,14% -0,03
  • GRAM ALTIN

    7275,38% -0,35
  • Ç. ALTIN

    11762,06% -1,54

Prof.Dr.Semsettin DURSUN


Potansiyellerimiz ve Fonksiyonellik


Bir düsünür der ki: “Bir insanin okudugu her seyi hafizasinda tutmasini beklemek, yedigi her seyi midesinde tutmasini istemekten farksizdir. Yedigi sey bedenini, okudugu sey ise zihnini beslemistir. Nasil ki, beden kendisine benzeyeni ve ihtiyaç duydugunu hazmederse, beyin de kendisine uyan ve ilgisini çekeni tutacaktir. Düsünce sistemiyle örtüsenleri ve bir isine yarayanlari alikoyacaktir.”

Midemizin ihtiyaç duydugu besinleri seçme konusunda gösterdigimiz gayretin birkaç katini, beynimizin, kalbimizin ve ruhumuzun ihtiyaç duydugu besinler konusunda göstermek durumundayiz. Çünkü bizi biz yapan temel degerler buralarda olusur. Beynin, kalbin ve ruhun zihinsel fonksiyonlarinin gereksinim duydugu gidalari yeterince verirsek gelecegi insa etme noktasinda daha emin adimlarla yürümüs oluruz.
Varlik dünyasinda büyüme istidadi gösteren her bir varligin çekirdeginde muazzam bir potansiyel vardir. Örnegin, bir nar tanesinin çekirdeginde kocaman bir nar agaci, bir dut tanesinin çekirdeginde devasa bir dut agaci, bir üzüm çekirdeginde büyük bir asma agaci olma potansiyeli mevcuttur. Bu örnekleri uzatmak mümkündür. Bu çekirdeklerde var olan potansiyeli açiga çikarmak ve maksimum düzeyde gelisim göstermelerini saglamak için, uygun zaman ve mekânda, belirlenen yöntem ve tekniklerle ihtiyaç duyulan besinleri vermek durumundayiz. Ekilen tohumlarin saglikli büyümesi, dal budak salmasi ancak bu tarz bir yaklasimla mümkündür.

Insanin zihinsel fonksiyonlarinda da ayni potansiyel mevcuttur. Önemli olan bu potansiyeli harekete geçirecek okumalar yapmak, analizler, arastirmalar, beyin firtinalari gerçeklestirmektir. Bu ve benzeri yollarla zihinsel fonksiyonlarimiz gelisir, bilgi birikimimiz artar, ileriye dönük planlarimiz, projelerimiz olur. Hayatimizin insasinda bunlar çok önemli adimlardir.
Her daim önümüz günese, ilme, irfana dönük olmali. Zira günesin isinlari, aydinligi temsil ederken, ilim ve irfan zihin dünyamizin besin kaynagini teskil eder. Bu besin kaynagi ne kadar bereketli ve zengin olursa, beyin o derece güçlü olur. Sirtimizi günese verirsek, önümüzde gölgemizden baska bir sey bulamayiz. Gölge ise, karanligi, nesneyi, omurgasizligi, kisiliksizligi ve silik olma durumunu karakterize eder. Ayni zamanda gölge, cehaleti temsil eder. Zihin dünyamizin besin kaynagi, ilim ve irfandir. Ilim ve Irfandan beslenen beyinlerin zihinsel fonksiyonlari, sahibini zinde ve dinamik kilar. Dinamizmde daima hareketlilik vardir. Atalete-tembellige yer yoktur.
Varlik dünyasindaki tüm ögelerde bir dinamizm ve hareketlilik söz konusudur. Maddenin en küçük yapi tasi olan atom; proton, nötron ve elektrondan olusmustur. Proton ve nötron, çekirdegi olustururken, elektron çekirdegin etrafinda Merkezkaç-Merkezcil Kuvvet dengesi içinde sürekli hareket eder. Yapilan bir hesaplamaya göre, bir madeni lira içindeki her bir atom bir damla su olursa, Marmara Denizi büyüklügünde iki deniz olusur. Bu müthis bir durumdur. Dolayisiyla, statik-durgun gibi duran maddede bir hareketlilik-dinamizm vardir. Atom, Günes Sisteminin küçültülmüs ve Günes Sistemi, Atomun büyütülmüs halidir. Merkezde Günes ve etrafinda gezegenler de Merkezkaç-Merkezcil Kuvvet yasasina gör elektronlar gibi dönerler. Ve Evren yaratildi yaratilali bu sistem sorunsuz bir sekilde islemektedir. Gökyüzünde hiçbir trafik kazasi olmamaktadir. Bu, Yaraticinin evrende yarattigi Doga Yasasi denilen “Sünnetullah” sayesinde olmaktadir.
Bundan sunu anliyoruz ki, hayatta atalete-tembellige yer yok. Sürekli dinamik ve hareketlilik, bizlere canlilik kazandirir. Durgun sular kokar. Hareketsiz insanlarda çesit-çesit hastaliklar peyda olur. “Harekette bereket var” denir.

Halil Cibran, “Bir elmanin yüreginde gizlenen tohum, görülmez bir elma bahçesidir. Ama bu tohum bir kayaya rast gelirse, ondan hiçbir sey çikmaz… Her tohumda bir özlem gizlidir” diyerek canli organizmalarda var olan her bir tohumun-çekirdegin ne muazzam potansiyeller barindirdigini ifade etmektedir.
Okumalarimiz, arastirmalarimiz, tefekkürümüz ve irfanimiz hem beynimizi hem kalbimizi ve hem de ruhumuzu besleyen çaglayanlar gibidir. Bu çaglayanlardan mahrum kalan yürekler, beyinler ve ruhlar potansiyellerini ortaya koyamadiklari için büyük sorunlar yasarlar. Bu besinlerden mahrum kalan akil, beyin ve ruh kendi fonksiyonlarini icra edemezler. Bu çaglayanlardan kana-kana içerek yararlananlar, hayatina katma deger katarak hayatin bütün zenginliklerinden mesru çerçevede yararlanmanin zevkini, hazzini ve tadini elde ederler.

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.