• BIST 100

    15750,07%-2,31
  • DOLAR

    43,96% 0,03
  • EURO

    51,10% -0,61
  • GRAM ALTIN

    7260,62% -3,65
  • Ç. ALTIN

    11848,56% -2,98

DR. VEHBI KARA


Bir Zamanlar Bati Çalisma Grubu Vardi


Bati Çalisma Grubu (BÇG); Postmodern darbe olarak bilinen 28 Subat 1997 tarihli Millî Güvenlik Kurulu kararlarinin uygulanip uygulanmadiginin denetimi amaciyla kurulan illegal bir yapidir.

Büyük ölçüde Güven Erkaya’nin komutani oldugu Deniz Kuvvetleri bünyesinde faaliyet göstermis olmakla birlikte bütün silahli kuvvetler unsurlari arasina yayilmistir. Ayrica fikir babasinin zamanin Genelkurmay 2. Baskani Çevik Bir oldugu söylenir.

Irticai faaliyet içerisinde oldugunu iddia ettigi kisilere karsi tedbir almak amaciyla kurulan BCG’nin 28 Subat 1997 sürecinde 6 milyona yakin insani fisledigi belgelenmistir. Yasadisi olarak silahli kuvvetler içinde kurulan bu kurum; Mesut Yilmaz hükümeti döneminde yasalastirilmaya çalisilmis fakat suç islendigi en ahmak kisiler tarafindan da anlasilinca da birkaç yil sonra lagvedilmistir.

1997 yilinda Emniyet Istihbarat dairesi bazi önemli belgelere ulasmisti. Belgelere göre Orgeneral Çevik Bir'in emriyle, Bati Çalisma Grubu (BÇG) adinda bir birim olusturulmustu. 16 Nisan 1997 tarihli olan ve bütün askerî birimlere gönderilen ilk belgede, laiklik aleyhtari faaliyetlerin arttigi vurgulanarak camilerin gözetim altina alinmasi emrediliyordu.

Plana göre görevli askerî personel camilere gidecek ve laiklik karsiti fiil ve sözleri ivedilikle garnizon komutanliklarina bildirecekti. Açikça halkin dini inanç ve degerleri baski altina alinmaya çalisilmisti.

Çevik Bir imzasini tasiyan ve bütün askeri birimlere gönderilen 29 Nisan 1997 tarihli ikinci belgede ise her ildeki ögrenci yurtlari, özel okullar, dernekler, vakiflar, Kur'an kurslari, imam hatip okullari ve bu kurumlara giden gelenlerin sayisinin ve kimliklerinin tespit edilmesi isteniyordu. 3. belge ise birimin bilgi ihtiyaçlarinin karsilanmasi hakkinda idi.

Emniyet Istihbarat Dairesi, darbe hazirligi olarak algiladigi belgelerle ilgili bir rapor hazirlayip bu yasadisi faaliyeti dönemin Içisleri Bakani, Basbakani ile Basbakan Yardimcisina iletmisti.

Basbakan Erbakan, Cumhurbaskani Süleyman Demirel'i BÇG belgelerinden haberdar etmis ve bu yasadisi örgütün faaliyetlerinin engellenmesi için çaba göstermisti. Fakat Demirel, darbeci askerlerle isbirligi yapmayi uygun görmüs demokrasinin içine kibrit suyu dökmüstü. Yasadisi örgütlenmeyi ortaya çikaran kamu görevlilerini desifre eden Demirel bu belgelerin birer nüshasini dönemin Genelkurmay Baskani Ismail Hakki Karadayi’ya göndermisti.

Genelkurmay, TSK'ye ait belgelerin Deniz Kuvvetleri'nden nasil disari çikarildigi konusunda sorusturma baslatmis Emniyet Istihbarat Dairesi'nde geçici görevle çalisan polis kökenli Deniz Onbasi Kadir Sarmusak, iskence ile sorgulanmisti. Sarmusak'a oda hapsi cezasi verilerek bu büyük suç dosyasi kapatilmaya çalisilmisti.

Sarmusak, 6 Haziran 1997 tarihinde oda hapsinden çikarilarak Iskenderun'a gönderildi. Ancak olay basinda yer aldi ve Sarmusak tekrar sorgulanarak 7 Temmuz 1997'de tutuklandi. 3 gün sonra bir BÇG belgesi daha basinda yer aldi.

Koramiral Aydan Erol imzali belgede, her askerî birimden bölgelerindeki valiler, kaymakamlar, belediye baskanlari ve daire baskanlarinin siyasi görüsleri, biyografileri ile siyasi partilerin il ve ilçe teskilati yönetim kadrolari, yerel TV ve gazeteler, meslek kuruluslari, yüksekögretim kurumlari, sendikalar ve konfederasyonlar hakkinda bilgi isteniyordu. Bunun üzerine, belgeleri zamanin Içisleri Bakani Meral Aksener'e ileten Emniyet Istihbarat Dairesi Baskani Bülent Orakoglu, askerî savci tarafindan sorgulanmis ve 16 Temmuz 1997 tarihinde tutuklanmisti.

11 Eylül 1997'de baslayan dava dosyasinda yer alan BÇG belgelerinin orijinal belgelerle karsilastirilmasi gerektigi için savci belgelerin asillarini, resmi yaziyla Genelkurmay'dan istedi. Ancak, Genelkurmay asil BÇG belgelerini göndermedi. Yargilama sonucu Bülent Orakoglu ve Kadir Sarmusak suçsuz bulundular.

Fakat benim de içinde bulundugum yüzlerce kisinin açmis oldugu davalar sonucunda 28 Subat’in darbeci generalleri, özellikle bankalari hortumlama ve BÇG dosyalari ile ele alinip suçlu bulunarak “müebbet hapis” cezasina çarptirildilar. Bu cezalar üst mahkeme tarafindan onaylandigi halde aradan yillar geçtigi halde infaz edilmemistir.

Suçlularin cezalandirilmamasi nedeniyle Türk adliye tarihinin bir kara lekesi olmaya devam eden 28 Subat’in ve BÇG’nin hortumcu generalleri Askeri vesayetin hala kaldirilamamis oldugunun en büyük delilidir. Bu konuda hukukçu geçinen “adalet” kavramini kullanarak kamuoyunda öne çikan bir çok kisi nedense “utangaç” bir tavir takinarak köseye çekilmislerdir.

28 Subat hala ülkemizin bir yarasi olmaya devam etmektedir. Ne suçlular ceza görmüs ne de suçlularin magdur ettigi binlerce asker haklarini almistir. Ortada bir hukuk skandali vardir. Fakat hala görmezden gelinmektedir, vesselam…

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.