Insanin ruhunda ve manevi dünyasinda, birbirlerinden farkli binlerce duyguyu yaratan ve bunlari fitratimiza mükemmel bir sekilde yerlestiren Rabbimiz, bu muhtesem sanati ile bedene muhtesem bir kabiliyet ve maneviyat yüklemistir. Iste insanlarin yükselisi ve manevi mertebeleri, bu duygularin kullanilma sekline ve siddetine baglidir. Bu muhtesem duygulari, fitrata en uygun sekilde kullananlar, huzur ve ebedi saadetin formülünü bulmus olurlar.
****
Bu zamanda kafa karistirmak ve insanlari iman konusunda süphelere düsürmek için ortalikta çok fazla yayin ve ifsat malzemeleri dolasmaya devam ediyor. Bu durum imani hedef alanlarin yogun bir sekilde çalistiklarinin isaretidir. Içinde bulundugumuz ahir zamanin en karakteristik özelliklerinden birisi de bu olsa gerektir. Müminler, bu tehlike karsisinda son derece uyanik davranmali, imanlarini kuvvetlendirmek ve baskalarinin da imanlarina hizmet etmek için çok daha özenli ve dikkatli olmali, tahrip etmeden ve süpheye düsürmeden imani takviye ve tamir etmenin yollarini en güzel sekilde kullanmalidirlar.
****
Dua, Alim--i Mutlak ve Kadîr-i Mutlak olan Allah'tan istemektir. Allah isterse sebepleri yaratir ve olmaz gibi görünen bazi seyleri yaratabilir. Mümin duaya basvururken oturmaz ve elinden gelen bütün sebeplere de basvurur. Bilimin gereklerini de yerine getirir. Fakat bunu bilmek için önce inanmak ve mümin olmak gerekir.
****
Bir müminin en büyük davasi ve maksadi; imanini kurtarmak ve Allah'in rizasina mazhar olmaktir. Her ne sekilde olursa olsun, bu dünya hayatindan en büyük beklentisi, bu sonuca ulasmaktan ibarettir. Ilahi emir ve yasaklar, bu yasadigi hayatin sinirlarini çizer. Bunun için mümin, bütün hayatini, bu maksat etrafinda sekillendirir ve böylece neticelendirmenin gayreti içinde olur.
****
Müminler, dünyevi menfaat ve maddi beklenti gibi düsünceler içinde olmamalidirlar. Bunlar gelip geçici hususlardir. Hakiki bir iman ile donanmis insanlar, fena ve fani seylere gönüllerini baglamaz, ebedi ve sevilmeye layik olana yönelirler.
****
Müminler, dünyanin fena ve çirkin yüzüne kapilmamak için, nazarlarini bekaya ve Baki'ye yöneltir ve yogunlastirirlar. Baki olan Allah'a dayanarak, ebedi saadet diyarina yönelmenin neticesinde, riza ve saadet kapisini aralamak mümkün olacaktir.
****
Kararinda durmayan ve süratle kabre dogru akip giden bu fani dünyada, isteklerimizi azaltarak ve sahip oldugumuz nimetlerin sükrünü artirarak huzur ve mutlulugun formülünü elde edebiliriz. Daha çok maddi imkânlara sahip olmak arzusu ve hirsi, bizleri önce mutsuzluga ve ardindan da bir felakete yuvarlayabilir.
****
Insanlar, kader canibinden kendilerine yapilan ikazlara dikkat etmeli, anlamaya çalismali ve bunlardan gerekli dersleri çikarmalidirlar. Musibet, bela ve ikazlardan gerekli dersleri çikarmayan ve yolunu buna göre yeniden çizmek için gayret göstermeyen insanlar, kendilerine iletilen mesaja gereken önemi vermediklerinden dolayi daha büyük ikaz ve musibetlere hedef olabilirler.
****
Nimetlere sahip olmak bir imtihan vesilesi oldugu gibi, nimetlerden yoksun birakilmak da ayni sekilde bir imtihan vesilesidir. Rabbimiz kullarini farkli sekillerde imtihana tabi tutabilir. Hikmetinin nasil tecelli ettigini ve bizleri nasil bir imtihana tâbi tuttugunu tam olarak anlamasak bile bize düsen görev, her zaman ve her sartta sükretmeye ve Rabbimizin rahmet ve inayetine güvenmeye devam etmektir. Bu iman ve kanaat duygusu, rizaya ulasan yolun en önemli esaslarindan biridir.
****
Huzur ve saadetin sirri, kanaat ve rizada saklidir. Insan, Allah'in verdigi nimetlere sükür ile mukabelede bulunup, daha iyisini elde etmek için sabir ve kanaat ile gayret gösterirse, huzur ile birlikte Ilahi rizaya da mazhar olur.
