• BIST 100

    15601,63%-0,65
  • DOLAR

    44,07% 0,09
  • EURO

    51,30% 0,06
  • GRAM ALTIN

    7334,46% 0,81
  • Ç. ALTIN

    11762,06% 0,00

Prof.Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER


LGBT SORUNU


Çocuklarin escinsel olma ihtimalini artiran bazi çevresel faktörler de var.

Cinsel yönelim ve cinsiyet kimligi konularinin günümüzde daha fazla konusulmaya baslamasiyla birlikte bu konuyla ilgili bilimsel arastirmalar da yapilmaya baslanmistir. 

LGBT sorunu, 1950’li yillarin basinda West (1959), O’Connor (1964), Apperson-Behrens veMcAdoo (1968) gibi isimlerin çalismalarinda escinselligi zihinsel hastalik olarak kabul eden önyargili bir bakis açisiyla akademik gündemde yer almaya baslamistir. 

LGBT bireylere iliskin siyasi sonuçlari ve toplumda  karsilastiklari damgalanmayi tanimlayan, Amerikan gey ve lezbiyenlerin cinsel kimliklerini açiklayarak yasamlarini normallestirmek gibi özelliklere odaklanan çalismalar bulunmaktadir (Seidman, Meeks, Traschen,
1999; Seidman, 2013). 


Türkiye 1990’li yillara kadar LGBT sorunu hakkinda yapilan çalismalar bakimindan güçsüzdü ve bu konuda bilgi alinmasi için yabanci kaynaklara basvuruluyordu. Bati ülkelerine benzer sekilde bu konuyla ilgili yapilan 12 çalismalara psikologlar hakim olmustur ve toplumu büyük ölçüde ilgilendiren bu sorunu sosyologlar 21. yüzyilin baslarinda sosyolojik perspektiften arastirarak bilime katkida bulunmaya baslamistir. 

2000’li yillarda Türkiye’de kisilerin escinsel deneyimlerini ve LGBT bireylere karsi tutumlari arastiran çalismalar yapilmistir (Sakalli Ugurlu, 2006; Mitrani, 2008; Yildirim ve
Hacioglu,2010). 2010 yilindan sonra literatüre bakildiginda bu konudaki arastirmalar genislemeye baslamis ve escinselligin tip ile olan iliskisi de incelenmeye baslanmistir (Sahan Engindeniz, 2014a; Candansayar, 2014).

Yapilan bir diger çalisma ile medyanin escinselligi nasil temsil ettigi.. 

Bu temsiliyetin toplumda ne tür bir algiya neden oldugu ve escinsellerin bu algi ile basa çikmak için ne tür stratejiler gelistirdigi incelenmistir.
 (BakacakGelgeç ve Öktem, 2009). Yalçin ve Yilmaz (2013) tarafindan Türkiye’deki
LGBT haklari hareketi ve siyasi anlasmalarin analizini yapan bir çalisma yapilmistir. 

Hocaoglu (2002), 25 escinsel erkekle yapilan ve bu kisilerin aile iliskileri, isyeri yasamlari, kisisel sorunlar ve yasamlarinda yasadiklari zorluklar gibi konularda hayatlarinin ayrintilarini veren “Escinsel Erkekler” isimli kitabi yazmistir.

Escinsellik neden var?

Çocuklarin escinsel olma ihtimalini artiran bazi çevresel faktörler de var. Bunlardan bazilari:

Hamilelikte düsükleri önlemek amaçli sentetik östrojen alinmasi!

Hamilelik döneminde nikotin ve amfetamin alinmasi!

Cinsellik, dünya üzerindeki tüm organizmalarin en temel islevine tekabül eder. Beslenme, metabolizma, hareket ve insanda karsimiza çikan diger üstün bilissel özelliklerin tamami aslinda tüm canlilarda, biyolojik olarak üreme islevine yardimci olan, genlerin sonraki nesillere basarili bir sekilde aktarilmasini saglamak üzere çalisan mekanizmalar olarak düsünülebilir. 

Böyle söyleyince normal insanlara biraz garip gelebileceginin farkindayim; ama biyolojik gerçek budur. Biyolojik bedenin en önemli islevi, genleri sonraki nesillere aktararak türün devamini mümkün kilmaktir.

En temel biyolojik islev üremek olunca, üremeyle ilgili tüm islevler de canlilarin davranislarinda temel belirleyici bir konumda bulunur. 

Ayni mantikla, beyin denen sinir sisteminin kontrol merkezine baktiginizda, orasi için de bu temel kural geçerlidir. Üreme ile ilgili devreler, hücreler, baglantilar ve kimyasal haberlesme maddeleri, canlinin davranisi üzerinde çok belirgin bir etkiye sahiptir. 

Özetle, normal bir cinsel gelisim sürecinde erkek ve disi olarak iki cinsiyete sahibizdir. Henüz anne karninda baslayan bu süreç, cinsiyet hormonlari dedigimiz testosteron ve östrojen gibi hormonlarin etkisiyle, bunlarin düzeylerine ve salinma ritimlerine de bagli olarak, daha anne karninda cinsiyet karakterlerinin ortaya çikmasini saglar. 

Ilk haftalarda anne karnindaki tüm bebekler cinsiyetsizdir, daha dogrusu hepsi önce kiz bebeklerdir. Ne zaman ki erkek bebeklerin cinsiyet sistemleri gelismeye ve testosteron dedigimiz hormonun miktari artar, iste o zaman bebek erkek bebege dönüsecek degisimler geçirmeye baslar. 

Bu olayin önemli bir kalintisi erkeklerdeki meme baslaridir. Normalde emzirme islevi olmayan erkeklerde neden meme basi oldugunu merak ediyorsaniz, cevabi bu geç devreye giren cinsiyet farklilasmasindandir. 

Anne karnindaki bebek henüz erkek olmaya baslamadan önce memeler olusur; fakat erkek bebek gelisiminde, daha sonra yag doku ile sisecek meme dokusunu meydana getirecek biyolojik donanim artik gelismez ve geriler. Bundan dolayi erkeklerde meme olmasa da bir kalinti olarak meme basi mevcuttur.

Hormonlarin esliginde baslayan bu cinsiyet gelisimi sadece bedeni degil, beyni de etkiler. Vücuttaki cinsel organlar sekillenirken, beyinde de erkek ve disi bebeklere özel degisiklikler olusmaya baslar. 

Bunlardan belki de en iyi bilineni, erkek bebeklerde beynin sol yarisinin kiz bebeklere göre biraz daha yavas gelismesidir.   

Bu küçük gelisim farki, testosteron denen hormon sayesinde olur ve dogumdan sonraki yaslarda kiz ve erkek bebekler arasindaki bir çok temel davranis farkinin ortaya çikmasina zemin hazirlar.

Erkek ve kiz bebeklerin beyinlerine daha derinlemesine bakildiginda, beynin özellikle hormon sistemini kontrol eden hipotalamus bölgesinde belirgin farklililar ortaya çiktigini görebiliyoruz. 

Henüz anne karninda, hamileligin ikinci yarisiyla birlikte baslayan bu degisiklikler, özellikle detaylarda, erkek ve kadin beyninin farkli özellikler tasimasini saglar.  

Erkek ve kadin beynindeki en önemli farkliliklari kabaca söyle siralamak mümkün:

Corpus callosum: Iki beyin yarisini birbirine baglayan kalin bir sinir hücresi uzantilari demeti olan corpus callosum, kadinlarda erkeklere göre daha büyüktür. Bu da iki beyin yarisi arasindaki baglantilarin kadinlarda daha yogun olmasina neden olur.

Amigdala: Beynimizin korku, stres ve alarm bölgesi olan amigdala ile ilgili raporlar karmasik sonuçlar verse de, kadinla erkek arasinda farkli olduguna dair çok isaretler var. Sag ve sol amigdalanin erkek ve kadinda farkli çalistigini, genel olarak duygusal degerlendirmede kadinlarda daha aktif oldugunu biliyoruz.

Hippokampus: Beynimizin hafiza olusturma, navigasyon ve duygularla ilgili bir bölümü olan hippokampus, kadinla erkek arasinda ciddi fark gösteren bölgelerden birisi. Bu bölgenin farkli islemesine bagli olarak mesela erkeklerde hafif stres altinda ögrenme artarken, kadinlarda tam tersine azaliyor. 
Ayrica erkeklerde ve kadinlarda baskin hippokampuslar da farkli. Erkekte sol taraf baskinken, kadinda sag hippokampus daha baskin olarka faaliyete geçiyor. Ayrica yeni sinir hücrelerinin en fazla üretildigi yer olan hippokampus, bu açidan erkeklerde daha aktif.

Frontal lob: Ön beynimiz bir çok islevsel alana ayriliyor ve islevleri henüz açik degil. Fakat buranin bazi bölümleri kadin ve erkeklerde farkli organize olmus görünüyor. Mesela sosyal ve duygusal ögrenme süreçlerinde öneml olan ventromedila prefrontal korteks (VMPFC) erkeklerde sag, kadinlarda ise sol tarafta daha aktif. Orbitofrontal kortesk gibi bazi özel alanlara alinan hasarlar erkeklerde önemli islev kayiplarina neden olurken kadinlarda pek belirgin soruna yol açmayabiliyor.

Anterior singulat korteks: Davranislari kontrol etme ve karar verme bölgelerinden birisi olan ACC bölgesinde erkeklerde daha az sinirsel doku var ve bu da erkeklerin biraz daha agresif davranmalarinin altinda yatan nedenlerden birisi olarak yorumlaniyor.

Beyin kabugu: Kadinlar, bir çok islevsel beyin bölgesi açisinan erkeklerden daha fazla beyin kabuguna, yahut “gri maddeye” sahipler. Fakat buradaki toplam hücre sayisi erkeklerde daha fazla.

Beyaz madde: Beyinde uzak alanlari birbirine baglayan sinir hücresi uzantilarindan olusan beyaz madde de bazi bölgelerde kadinlarda daha kalin.

Hipotalamus: Beynimizin otonom sinir sistemi ve hormon sisteminin en üst kontrol merkezi olan hipotalamusta cinsiyetler arasinda farklilik gösterdigi bilinen bir çok bölge var. Bunlardan en temel olanlari:

Beynimizdeki biyolojik saat merkezi olan suprakiazmatik çekirdek, erkeklerde kadinlara göre iki kat daha büyük (Swaab, 2014)


Ön hipotalamustaki INAH3 (interstisyel çekirdek; cinsiyetler arasi dimorfik çekirdek-Sexually Dimorphic Nucleus – SDN), her yas gurubundaki erkeklerde kadinlara göre belirgin oranda daha büyük (Allen ve ark., 1989).

Escinsellik neden oluyor?
Önce bir mini sözlük:
Heteroseksüel (heterosexual): Karsi cinse normal cinsel veya romantik istek duyan kisi
Escinsel/Homoseksüel (homosexual): Kendi görünen biyolojik cinsiyetine sahip bireylere cinsel veya romantik arzu duyan kisi.
Biseksüel (bisexual): Her iki cinsiyete karsi da cinsel yahut romantik ilgi duyan kisi.
Transseksüel (transsexual): Dissal cinsiyetiyle barisamayan ve genelde tibbi müdahale ile karsi cinsiyetin cinsel özelliklerine geçis yapan kisi.
Gey (gay): Escinsel kisi (erkek veya kadin).
Lezbiyen (lesbian): Kadin escinsel

Öncelikle temel sonucu bir paylasayim: 

Escinsel bireylerin beyni, distan görünen cinsiyetlerini tasiyan hemcinslerden büyük oranda farkli. Anne karninda meydana gelen ve gelisen bir çok yapi, escinsel bireylerde, hemcinslerinden çok karsi cinsin beyin yapisina daha fazla benzerlik gösteriyor.

Escinsel bireylerle heteroseksüel bireyler arasinda bazi beyin farklarini kisaca söyle özetlemek mümkün:

Suprakiazmatik çekirdek (SCN), escinsel erkeklerde, heteroseksüel erkeklere göre daha büyük (Swaab, 2014). Bu bulgu, SCN çekirdeginin escinsellere özel bir yapi degisikligi oldugunu düsündürüyor.

INAH-3 çekirdegi escinsel erkeklerde, kadin ve erkek boyutlarinin arasinda bir boyuta sahip (LeVay, 1991).

Hipotalamusun hemen üzerinde yer alan ve sag ile sol sakak loblarini içten birbirine baglayan baglanti da escinsel erkeklerde belirgin olarak daha büyük (Swaab, 2014).

Escinsel erkeklerin corpus callosum baglantisi, kadinlarda oldugu gibi, heteroseksüel erkeklerden daha büyük (Swaab, 2014).

Sadece yapisal degil, islevsel farkliliklar da var. Islevsel farkliliklar beynin belli uyaranlara nasil tepki verdigi ölçüldügünde ortaya çikan farkliliklardir. Islevsel farkliliklardan bazi önemlileri sunlar:

Erkeklerden elde edilen cinsel feromonlar (koku habercileri) heteroseksüel kadinlarda ve escinsel erkeklerde hipotalamus faaliyetine neden oluyor. Fakat bu faaliyet heteroseksüel erkeklerde görülmüyor (Swaab, 2014).

Heteroseksüel kadinlarda ve escinsel erkeklerde, heteroseksüel erkeklere ve lezbiyenlere göre amigdala ile diger beyin bölgeleri arasinda daha fazla baglanti var (Swaab, 2014).

Heteroseksüel erkeklerde ve lezbiyenlerde, bir kadin yüzü fotografi gösterildiginde talamus ve prefrontal kortekste çok daha yogun faaliyet olusuyor. Escinsel erkeklerde be heteroseksüel kadinlarda ise benzer aktivite erkek yüz fotograflari gösterildiginde ortaya çikiyor (Swaab, 2014).

Bunlar belli basli olarak ortaya konmus farkliliklardan bazilari. Escinsel ve heteroseksüel bireylerin bu islevsel ve yapisal farkliliklari genel olarak ele alindiginda ortaya ilginç ve sade bir manzara çikiyor: 

Escinsel erkeklerle heteroseksüel kadinlarin ve escinsel kadinlarla heteroseksüel erkeklerin beyin özellikleri birbirlerine benziyor. Yani dis cinsiyeti ne olursa olsun, escinsel bir birey, dogustan karsi cinsin beyinsel özelliklerine sahip olarak doguyor.

Bahsedilen yapilarin tamami anne karninda hamileligin ikinci yarisinda tesekkül eden ve gelisimleri tamamen anne karnindaki süreçlerle ilgili olan yapilardir. 

Ayrica bahsedilen beyin yapilarinin tamami bilinçsiz çalisan, hormon sistemlerini ve iradesiz otonom islevlerimizi kontrol eden iç yönetim sistemlerine aittir. 

Bunlardaki degisikliklerin yetisme sirasindaki çevresel sartlara bagli olmadigi açikça biliniyor. Yani burada sadece bir kismi sayilan deneysel ve gözlemsel bulgular, cinsel yönelimin, en azindan bu sekilde beyin yapisina sahip olan insanlarda bir seçenek olmadigini açikça gösteriyor. 

Escinsellik ve transseksüellik durumlari, buradan da açikça anlasilacagi gibi, bahsettigimiz biyolojik yapinin dogal bir sonucu aslinda…

Çocuklarin escinsel olma ihtimalini artiran bazi çevresel faktörler de var. Bunlardan bazilari:

Hamilelikte düsükleri önlemek amaçli sentetik östrojen alinmasi!

Hamilelik döneminde nikotin ve amfetamin alinmasi!

Birden fazla büyük erkek kardesi olan erkek çocuklarda, annenin önceki erkek bebeklerine karsi gelistirdigi bagisiklik tepkimeleri, sonraki erkek çocuklarda cinsel islevlerin degismesine neden olabiliyor (Swaab, 2014).

Burada önemli bir noktayi vurgulamakta yarar var. Genellikle escinsel egilimlerin yetisme çaginda karsilasilan çevreyle veya yetistirilme biçimiyle ilgili olduguna dair yaygin bir inanis vardir; fakat bunu destekleyecek herhangi bir bilimsel kanit veya gözlem yok. 

Örnegin escinsel çiftlerin büyüttükleri çocuklarda artan bir escinsellik orani görülmüyor. Genel olarak bakildiginda escinselligin bir “yasam tarzi seçimi, tercihi” olarak görülebilmesi pek mümkün degil.

Escinsellik neden var?

Normalde üreme islevine yaramayan ve türün devami için olumsuz görünen escinsellik davranisi sadece insanda degil bir çok canlida görülmeye devam ediyor.   

Bunun biyolojik olarak kesin bir açiklamasi yok; en olasi ve makul neden, escinsellikle ilgili genetik özelliklerin, escinsel davranisa neden olmayan tasiyici bireylerde cinsel faaliyeti ve üreme sansini artirici bir etki yapiyor olabilecegi. 

Benzer bir durumu otizm ve sizofreni gibi zihinsel rahatsizliklarda da görebiliyoruz. Bunlarin hafif versiyonlari insanlarin arastirici, kasif ve yaratici bir zihne sahip olmasini saglayabiliyor. 

Bu da türün selameti için olumlu bir özellik olarak nesiller boyunca korunuyor. Elbette uç durumlardaki davranis degisiklikleri, yani sizofreni ve agir otizm gibi durumlar da bu çesitlilik için ödenmesi gereken biyolojik bir bedel olarak düsünülebilir.

Hayvanlar aleminde escinsel davranislar simdiye kadar böceklerden memelilere 1500’ün üzerinde canli türünde gösterilmistir. New York hayvanat bahçesindeki çift olarak yasayan erkek penguenler Roy ve Silo, en bilinen örnekler. 

Erkek siçanlarla rahimde yan yana gelisen disi siçanlar, eriskinlik dönemlerinde disilerle çiftlesme davranisi gösterebiliyor. Bu da rahimde fazla testosteron almalarina baglaniyor. 

Bazi kuslar, birden fazla erkek ve disinin birlikte oldugu üçlü ve dörtlü birlikteliklerle yasiyorlar. Insana en yakin kabul edilen bonobo maymunlarinda da bu uygulama çok yaygin ve cinsel amaçlardan çok baris ve sakinlesme amaciyla kullaniliyor. 

Filler, makak maymunlari, zürafalar, kugular ve balinalar basta olmak üzere, bir çok hayvan türünde çesitli amaçlarla escinsel temaslar yasaniyor. Mezbahalarda kesime götürülen bogalari izleyen herkes, o stresli ortamda bir çok erkek bireyin birbirleri ile çiftlesme davranisina giristigini gözlemleyebiliyor. 

Montana’da birbirlerine binen erkek sigirlarin beyinlerinde yapilan çalismalar, insan escinsellerdekine benzer farkliliklarin bu hayvanlarda da aynen geçerli oldugunu ortaya koyuyor. Bu örneklerin tümüne baktigimizda escinsellik, nispeten orani düsük ama dogal bir varyasyon gibi görünüyor (Swaab, 2014).

Sebebi ve faydasi ne olursa olsun, cinsel yönelim ve bunun davranissal nedenleri konusunu henüz yeni yeni anlamaya basliyoruz. Yüzlerce yildir dünyadaki bir çok kültürde, özellikle 19 yüzyildan sonra batida ve günümüzde dogu toplumlarinda yaygin bir sorun olan escinsellik meselesini bu yeni bilimsel bulgularla yeniden ele almak sart.

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.