• BIST 100

    15750,07%-2,31
  • DOLAR

    43,96% 0,04
  • EURO

    51,02% -0,75
  • GRAM ALTIN

    7198,98% -4,46
  • Ç. ALTIN

    11848,56% -2,98

Mesut BALYEMEZ


ÜNIVERSITELER NEREYE GIDIYOR


AK Parti iktidari neredeyse her ile bir üniversite açti.

Bu görünüste bir gelismislik göstergesi olabilir belki ama özde hiçte öyle olmuyor. 
Bizim gibi özellikle egitimde gelisimini tam olarak tamamlayamamis, plan ve programini yapamamis ülkeler için her ile bir üniversite, her ilçeye fakülte, meslek yüksekokulu veya yüksekokul açmak hem ekonomik anlamda büyük bir yük getirmekte, hem de bilim insanlarimizi köreltmektedir.  

Kisaca bu konuya açiklama getirirsem sunu söyleyebilirim.

Siyasi mantik ile düsünülerek olmadik illere üniversite, ilçelere de meslek yüksekokullari açilmis durumda. Çogu kapanma noktasinda ya da yeni bölüm arayisinda. 

Bugün ögrenciden çok personeli olan meslek yüksekokullari var.

Bes yildir ögrencisi olmayan ama yüzlerce ögretim elemani olan bölümler var. 
Her biri ne kadar maas aliyor tahmin edin artik. 

Öncelikle her ile üniversite, her ilçeye fakülte, meslek yüksekokulu veya yüksekokul açmak için binlerce dönüm araziyi kamulastirmaniz ve azimsanmayacak insaat yatirimlari yapmaniz gerekir. 

Insaattan sonra binalarin donatimi lazim buda öyle az buz bir maliyet degil ki.

Diyelim binayi yaptiniz içini de dösediniz baska ne lazim.
Ögretim elemani lazim. Diyelim ki onlari da aldiniz sonra ne lazim,
personel, elektrik, su, isinma giderleri vs bir sürü kaynak aktarmaniz gerekecek. 
Öyle ufak tefek paralar da degil en küçük üniversitenin bütçesi 50 milyondan asagi degildir. 

Diyelim onlari da buldunuz, peki bu kadar yatirim yapip, paralar akittiginiz  okula ögrenci bulabilecekmisiniz?
Bulamayacaksiniz. 
Niye?
Çünkü Milli Egitimde ki plansizlik Yüksekögretimde de var.

Iste bu plansizlik yüzünden Ülkemizde diplomali issiz, atanamamis ögretmen kavrami var.
Sanirim bu kavramlar sadece ülkemize has.

Yüksekögretim kurumlarimizin basinda bilimsel açidan oldukça kaliteli hocalarimiz var ama her niyeyse bir türlü egitim problemimiz çözülmedi.
Ha bugüne kadar çözülmemesinde fetönün parmagi varmidir? 
Evet vardir.

Çünkü; fetönün MEB den önce ilk ele geçirdigi egitim kurumlari üniversitelerdir. 

Önce Ögretmenden basladilar. Onlari ellerine alinca yavas yavas asagi indiler.
Ögretmen, hukukçu, asker ve polis nereden yetisiyor.
Tabii ki üniversiteden. 
Dolayisi ile üniversiteler yani akademi fetönün ilk hedefidir. 
Hiç oralarin düzenli olmasini, verimli çalismasini isterler mi? Istemezler, islerine gelmez. 

Bu arada kisa bir bilgi vereyim. Resmi verilere göre 15 Temmuzdan sonra ögretmen, hukukçu, asker ve polisler arasinda fetö iltisagi nedeni ile görevden atilma orani % 35-40 iken üniversitelerde atilma oran % 3,5- 4 tür.

Yüksekögretim kurumunun basindaki degerli hocalarimiza akil vermek haddime degil ama sahsen çözümün çokta zor oldugunu düsünmüyorum.

Nasil?

1- Her bransta ülkemizin 10, 30 ve 50 yillik ihtiyaci hesaplanir yüzde on-on bes fazlasi kontenjan açilir. Yani örnek verirsem ülkemizin 10, 30 ve 50 yillik insaat mühendisi ihtiyaci hesaplanir bunun yüzde on-on bes fazlasi kontenjan açilir. Diger branslarda da ayni planlama yapilir. Mezun olan ögrenciler de hemen is bulur. En azindan meslek degersizlesmez.

Faraza bize yilda bes bin ögretmen lazim iken yirmi bin ögretmen, yüz tane çevre mühendisi lazim iken üç bin çevre mühendisi mezun oluyor. Sonra bu arkadaslarda ben neden atanamiyorum, neden issizim diye ver yansin ediyor.

Kamuoyunda devlet her üniversiteyi bitireni ise almali gibi bir algi olusmus durumda. 

2- Bazi küçük üniversiteler birlesmeli, branslasmali. Nasil? 
Hemen hemen her üniversite de insaat mühendisligi bölümü olacagina özellikle küçük illerdeki ögrencilerin az tercih ettigi bir ildeki üniversiteyi insaat mühendisligi üzerine branslastirirsin. Diger üniversitelerdeki hocalari da buraya alirsin. Hem egitim kaliten artar, hem atil durumda olan hocalari bilime, egitime kazandirirsiniz, hem de o ile gelecek daha fazla ögrenci ile ilin ekonomisine katki yaparsiniz.

Bazi insaat rakültelerinde insaat mühendisi profesörü, doçenti yok. Burada insaat bir örnek, baska birçok bransta da bu sorun var.

Bölgenin cografi ve fiziki kosullari ile geçim kaynaklarini da dikkate alarak bir ildeki üniversiteyi insaat, digerini ziraat, bir digerini veteriner üniversitesi vb. yaparsiniz. 
Tabii öncelikle ögrenci planlamasinin yapilmasi gerekli. 

3- Ögretim elemani aliminda torpil kaldirilarak liyakat ön plana alinmali. Bugün hangi üniversite olursa olsun söyle bir göz atin onlarca akraba ögretim elemani göreceksiniz. 

Adamin eline yetki geçince esini, kizini, gelinini, vs akrabalarini doldurmus. Böyle bir yapidan liyakat çikar mi? 
Böyle bir yapidan donanimli Ögrenci çikar mi? 
El cevap çikmaz

4-Akademik personelin tamami belli yillar arasinda sözlesmeli olmali. 

Örnegin 2 veya 3 yil gibi. sözlesmeli oldugu yillarda yaptigi akademik çalismalar izlenmeli. Ülkeye, bilime, ilme ve çalistigi sehre katki saglamayanlar ile sözlesme yenilenmemeli. Avrupa da bu sistemi uygulayan çok üniversite var. Bizde yillarca kitap yazmayan, makale, bildiri, poster vs yayinlamayan binlerce akademisyen var.

5- Üniversitelerde rektörlerin genis yetkileri kisitlanmali. O kadar çok yetkileri var ki istedigi adami aliyor istedigini atiyor. Istedigini en tepeye, istemedigini de en alta indirebiliyor. Bu yetki Cumhurbaskaninda yok. Birçok ucu açik seye de imza atmadiklarindan sorumlu da olmuyorlar. Olan kendisine verilen emri yerine getiren daire baskanlarina veya müdürlere oluyor. 
Liyakat, sadakat desen zaten hak getire.
Rektörlerin bu yetkileri de tirpanlanmali.

Üniversitelerde demokratik ortamlar olusturularak bilimsel çalismalarin desteklenerek arttirilmasi yoluna gidilmeli.  

Sözün özü bir an önce Üniversitelere de nester vurulmali yoksa…
Yoksa gidisat iyi degil

 Saglicakla..

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.