Mütercimlik yapan Konstantin isimli bir korsan kâtip, bu eserlerin müellifinin kendisi oldugunu iddia edip ‘Viaticum' kendi mali olarak satmaya baslamistir. Daha sonra kendisini sevmeyen Demetrius isimli Sicilyali mütercim tarafindan bu hirsizlik ortaya çikarilmistir.
Ibn-i Cezzâr, zamanin din ve fen ilimlerini tahsil ettikten sonra, çalismalarini tip ve eczacilik alaninda yogunlastirmistir. Son derece güzel ahlâkli, çaliskan, hiçbir ilmi küçümsemeyen bir âlimdir. Tip ilmi ile eczaciligin birbirinden ayrilmasini ve basli basina birer ilim olmalari gerektigini savunmustur. Kayravan’daki evinde ayrica bir eczânesi olup, hastalarini muayene ettikten sonra gerekli ilâci hazirlatip vermistir.
Eserleri:
Iki ciltten meydana gelen Zâd-ul-müsâfîr ve küff-ül-Hâdir, tabipler için vazgeçilmez bir el kitabidir. Karin, sirt, tenasül yollari, cilt hastaliklari ile atesli hastaliklar ve zehirlenmelerin tedavisi, konulari ile ilaçlarin miktari, terkibi ve kullanilis sekillerini açiklamaktadir.
Özellikle fakirler için el kitabi olarak hazirlanan Tibb-ul-Fukarâ vel-mesâkîn, ilâç almaya gücü yetmeyenlerin müracaat ettigi bir eserdir. Halkin anlayacagi dilde yazilan eserde, yaygin hastaliklarin pratik tedâvi usulleri ile halkin yapabilecegi ucuz ilâçlarin tarif ve kullanilis sekillerini izah etmektedir.
Ibn-i Cezzâr, bunlarin disinda tip ilimleri ansiklopedisi, tarih, psikoloji, mide hastaliklari ve tedavisi, ayani sebeplerden meydana gelen farkli hastaliklarin tespit ve tedavisi, nezle hastaligi teshis ve tedavisi, konusunda yazdigi 20 farkli tip kitabina sahip olmustur. Bu çalismalarinda dolayi da bütün Islâm âleminde tip ve eczaciligin üstadi olarak asirlarca çok meshûr olmustur.
Ibn-i Cezzâr’in eserleri dünya kütüphanelerinde bulunmakta olup, maalesef tam anlamiyla ve yeterli sekilde bir tetkike tâbi tutulmamistir.
