• BIST 100

    17132,20%0,11
  • DOLAR

    43,72% 0,19
  • EURO

    51,92% -0,02
  • GRAM ALTIN

    7075,01% 2,56
  • Ç. ALTIN

    11673,05% -0,41

Nuray MERMERTAŞ


14 Şubat Tartışması: Müslüman Ne Yapmalı?

14 Şubat Sevgililer Günü’nün dini ve kültürel arka planı üzerinden kimlik, değer ve taklit tartışması… Müslümanların bu güne bakışı ne olmalı?


Hristiyanların ve Yahudilerin günlerini kutlamaktan, kıymet vermekten vazgeçelim artık! Yılbaşı ağacı süslemeleri gibi 14 Şubat Sevgililer Günü saçmalığı… Bir defa İslam’da “sevgililik” kavramı denen bir şey yoktur. Gerçi Hristiyanlıkta dahi yoktur. Onlar ya ömür boyu bekâr kalıp rahip veya rahibe olarak hayatlarını sürdürürler ya da evlenirler. “Sevgililik” denilen olgunun hiçbir dinde yeri yoktur.
Velev ki vardır diyelim; bunun tarihi 14 Şubat değildir. Aziz Valentine’in ölüm yıl dönümünün bir Papa tarafından “Sevgililer Günü” ilan edilmesiyle yıllarca kutlanan bir günün adı Sevgililer Günü olmuştur. Birbirini hiç sevmeyen çiftler dahi o gün kendini hediye almaya şartlandırmakta, sosyal medyada gereksiz gösteriş paylaşımlarıyla gündem olma çabası içerisine girmektedir. Bedbaht Müslümanlar…
Yine Sevgililer Günü kampanyaları ve bu güne özel hediyeleri gündeme sunan, güya adı Müslüman olan esnaflar da sırf para kazanmak adına hiçbir araştırma yapmadan, bilmeden; tek derdi satış yapmak olan bedbaht esnaflardır.
Müslüman her zaman, her koşulda feraset sahibi olmalıdır. Büyüklerimizin bir sözü vardır: “Kendini el âleme güldürme.” Gerçekten Müslüman, kendini el âleme güldürmemelidir. Müslüman; kendi değerlerine, inançlarına sımsıkı sarılıp Allah’ın koyduğu kurallar ve Peygamber Efendimizin tavsiyeleri üzerine hayatını sürdürmelidir.
“Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o da onlardandır.” buyuruyor Resûlullah Efendimiz.
Bırakın çam ağacı süslemeyi, Sevgililer Günü’nü kutlamayı; bir rivayete göre Efendimiz, tırnak kesme sıralamasında dahi onların yaptığından farklı davranmıştır. Peygamber Efendimizin böylesi tutumu ve tavsiyeleri bir düşmanlık ilanı da değildir elbette.
“14 Şubat meselesi yalnızca bir gün değil; Müslüman kimliği, taklit hadisi ve kültürel aidiyet tartışmasının adıdır.”

Onlar yani Yahudiler ve Hristiyanlar; hiçbir zaman ne Peygamber Efendimizi ne de İslamiyet’i kabullenmemiş, her zaman ve her konuda Müslümanları —bugün olduğu gibi— dışlamış, Kur’an-ı Kerim’i reddetmişlerdir. Bu sebeple kendimizi onların örf ve âdetlerinden, hatta şirke götürebilecek bazı alışkanlıklarından uzak tutmamız gerekir. Biz Kur’an-ı Kerim’e inanan, Peygamber Efendimizi kabul eden Müslümanlar olarak; en azından hâl ve hareketlerimizi, yaşayış tarzımızı farklı kılmamız gerektiği tavsiye edilmiştir.
Biz Müslümanız ve Müslümanca yaşamamız farzdır. İlla da “Sevgililer Günü” diye bir gün arayışı içerisindeysek, en güzel ve en kıymetli tarihi 20 Nisan 571’de bulabiliriz. İslamiyet’te böylesi günlerin ehemmiyeti olmuş olsaydı, Peygamber Efendimiz en kıymetli tarihleri kutlamamızı emrederdi. Böyle bir emir veya herhangi bir tavsiye olmadığına göre ya tamamen Müslüman karşıtı zihniyetin getirdiği günleri reddedeceğiz ya da etkiye tepki olarak biz Müslümanların değerlerini gündeme taşıyacağız.
Yine “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” hadis-i şerifini de bu gün vesilesiyle hatırlamalıyız. Hadis-i şerifte bizlere, dünyada kimi seviyorsak mahşerde onunla buluşacağımız bildirilmiştir. Aziz Valentine’in ölüm yıl dönümünü bir sevgi timsali olarak kabul edip, bu şahsı hiç görmeden, bilmeden sevgi besliyorsak; mahşerde başta Peygamberimiz olmak üzere birçok peygamberden ve Allah’ın salih kullarından mahrum kalıp, maalesef Katoliklerin ve bize sunulan bu şahıslarla haşrolma ihtimali vardır.
Selam ve dua ile…
Kategori: Din ve Toplum

Yazarın Diğer Yazıları


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.