Türkiye’nin Saklı Mirası: Coğrafi İşaretli Ürünler ve Bir Vizyon Arayışı
Biri bize sorsa: “Sizin için Türkiye denilince ilk akla gelen coğrafi ürün hangisi?” Kimimiz Antep baklavasını sayar, kimimiz Aydın incirini, hatta belki Taşköprü sarımsağını…
Oysa Türkiye, binlerce yıllık medeniyetlerin harmanlandığı topraklarda binlerce coğrafi işaretli ürüne sahip bir zenginliğe sahip ama bizler bu zenginliğin yeterince farkında değiliz.
Coğrafi İşaret Nedir ve Neden Önemlidir?
Coğrafi işaret, bir ürünün “özgünlüğünü”, sadece menşei coğrafyasına özgü kalite, itibar ve özelliklere bağlı olduğunu garanti eden bir tescildir. Bu, hem tüketiciye güven verir hem de üreticiyi taklitlerden korur. Ayrıca bir bölgeye aidiyet duygusunu güçlendirir ve kırsal kalkınmaya katkı sağlar; çünkü ürün sadece isim değil kimlik kazandıran bir değerdir.
Türkiye’de Durum
Son verilerle Türkiye’de coğrafi işaretli ürün sayısı yaklaşık 1798’e ulaştı. Hatta bu ürünlerin bir kısmı Avrupa Birliği’nde de tescil edilerek uluslararası tanınırlığa kavuştu. Bu sayı, Türkiye’nin coğrafi ve kültürel çeşitliliğinin ne denli zengin olduğunu gösterir. Yemekten peynir ve zeytinyağına, el sanatlarından bölgesel içeceklere kadar uzanan bu ürünler hem bize ait olanı korur hem de ekonomik değerlere dönüştürme fırsatı sunar.
Yapılan çalışmalar ve sektör raporları, Türkiye’nin coğrafi işaret potansiyelinin yaklaşık 3 000 ürün olduğunu gösteriyor yani hâlâ tescil edilmeyi bekleyen nice yerel ürünümüz var. Bu arada halen başvuru süreci devam eden 874 ürün var.

Hangi İller Öne Çıkıyor?
Türkiye içinde ürünlerin coğrafi işaretle tescili açısından lider il Gaziantep. Bu şehrimiz gastronomi alanında UNESCO’nun Creative Cities Network programı kapsamına dahil edilmiş ilk Türk kenti olmanın yanı sıra çok sayıda ürünle bu alanda Türkiye’de lider. Gaziantep’i takip eden iller arasında tarihsel zenginliği ve tescil çabalarıyla Konya, Erzurum, Diyarbakır gibi iller öne çıkıyor bununla birlikte her ilin kendine özgü lezzeti ve ürünü bulunuyor.
Coğrafi İşaretli Ürünler Neden Daha Fazla Çıkarılmalı?
Bu potansiyeli ortaya çıkarmak; kırsal kalkınmayı destekler, üreticinin gelirini artırır, gastronomi turizmini canlandırır ve yerel kültürün korunmasını sağlar. Ancak sadece tescil etmek yeterli değil. Ürün tanıtılmalı, ticarileştirilmeli ve marka değeri haline getirilmeli. Bunun için:
1. Stratejik Tanıtım ve Marka Oluşturma
Coğrafi işaretli bir ürünü sadece tescil ettirmek, o ürünün otomatik olarak bilinir olacağı anlamına gelmez. Türkiye’de bu ürünlerin; profesyonel marka stratejileri, görsel kimlikleri, uluslararası pazarlama kampanyaları, hikâye anlatımıyla desteklenmesi gerekir. Örneğin Gaziantep, gastronomi kent markası olarak global düzeyde tanınırken coğrafi işaretli ürünlerini de bu bağlamda etkili şekilde anlatıyor.
2. Gastronomi Turizmi ve Deneyim Odaklı Çalışmalar
Ürünlerin tanıtımında sadece “satış” değil, deneyim turizmi modeli oluşturulmalı. Yani yerel festivaller, üretici ziyaretleri, atölye çalışmaları, tadım etkinlikleri gibi aktiviteler, ürünün doğduğu coğrafyayı da tanıtır. Böylece tüketici sadece ürünle değil hikâyesiyle bağ kurar.
3. Dijital Pazarlama ve E-Ticaret
Bugünün dünyasında coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımında dijital mecralar kritik öneme sahip. Sosyal medya kampanyaları, içerik pazarlaması, e-ticaret platformlarıyla satış ve influencer aracılığıyla ürün hem ulusal hem de küresel pazarlara açılabilir.
4. Yerel Dinamiklerin Güçlendirilmesi
Üretici birlikleri, odalar, üniversiteler ve yerel yönetimler birlikte çalışmalı. Ürünün kalitesini, sürdürülebilirliği ve pazar rekabet gücünü artırmak için eğitim ve kapasite artırıcı programlarla üreticinin bilgi ve becerileri güçlendirilmeli.
Türkiye’nin coğrafi işaretli ürünleri sadece yerel üretimin birer örneği değil; kimliğimizin, kültürümüzün ve geçmişimizin somut birer parçası. Onları korumak, tanıtmak ve ticari değere dönüştürmek sadece üretici için değil; ülke için de büyük bir fırsat.