PROF. DR. CAHIT KURBANOGLU

Tarih: 27.06.2023 01:18

İSLAM BİLİM ADAMLARI

Facebook Twitter Linked-in

 Böylece milliyetçilik ayrılık değil toplumdaki yardımlaşma aracı olduğu anlatılmaktadır. Burada bir ikazı da vardır Bediüzzaman’ın:
 
“CÂ-YI DİKKAT (dikkat çekici) BİR HAL: Türk milleti anâsır-ı İslâmiye (müslüman milletler) içinde en kesretli (çoklukta) olduğu halde, dünyanın her tarafında olan Türkler ise Müslümandır. Sair unsurlar (diğer milletler) gibi müslim (Müslüman) ve gayr-ı müslim (müslüman olmayan) olarak iki kısma inkısam etmemiştir. Nerede Türk taifesi varsa Müslümandır. Müslümanlıktan çıkan veya Müslüman olmayan Türkler, Türklükten dahi çıkmışlardır (Macarlar gibi). 
Halbuki, küçük unsurlarda (milletlerde) dahi hem müslim ve hem de gayr-ı müslim var.
Ey Türk kardeş! Bilhassa sen dikkat et. Senin milliyetin İslâmiyetle imtizaç etmiş (kaynaşmış); ondan kâbil-i tefrik (ayrılması mümkün) değil. Tefrik etsen (birbirinden ayırsan), mahvsın (yok olursun). 
Bütün senin mazideki (geçmişteki) mefâhirin (övünülecek şeylerin) İslâmiyet defterine geçmiş. Bu mefâhir, zemin yüzünde hiçbir kuvvetle silinmediği halde, sen şeytanların vesveseleriyle (şüpheleriyle), desiseleriyle (hileleriyle) o mefâhiri kalbinden silme.” Mektubat 454.
 
Menfi milliyette aşırılık gösterenleri de ikaz etmekte ve sonuçlarını ortaya koymaktadır.  İslâmiyetin mukaddes milliyeti, bu vatan evlâdının hayat-ı içtimaiyesine (toplum hayatına) kazandırdığı yüzlerce faydalara dikkatimizi çekmektedir.
 
“İslâmiyetin mukaddes (kutsal) milliyeti, bu vatan evlâdının hayat-ı içtimaiyesine (toplum hayatına) kazandırdığı yüzer faideden iki faideyi misal olarak 
beyan edeceğiz (açıklayacağız).
Birincisi: Şu devlet-i İslâmiye (İslâm devleti) yirmi otuz milyon iken, bütün Avrupa'nın büyük devletlerine karşı hayatını ve mevcudiyetini muhafaza ettiren, şu devletin ordusundaki nur-u Kur'ân'dan (Kur’ân’ın nurundan) gelen şu fikirdir:
 "Ben ölsem şehidim, öldürsem gaziyim."(Nisâ Sûresi, 4:74; Tevbe Sûresi, 9:111.) 
Kemâl-i şevk ile (tam bir istekle) ve aşk ile ölümün yüzüne gülerek istikbal etmiş (karşılamış), daima Avrupa'yı titretmiş. Acaba dünyada basit fikirli, sâfi (temiz) 
kalbli olan neferâtın (askerlerin) ruhunda şöyle ulvî (yüce) fedakârlığa sebebiyet verecek hangi şey gösterilebilir? Hangi hamiyet (mukaddes değerleri koruma duygusu ve gayreti) onun yerine ikame 
edilebilir (geçebilir) ve hayatını ve bütün dünyasını severek ona feda ettirebilir?” Mektubat 457.
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —