Levent Hüdayi TOPALOĞLU

Tarih: 28.12.2025 16:10

Firavun’u Firavun Yapan Nedir?

Facebook Twitter Linked-in

Okuma süresi: 3 dakika

Gücün Değil, Hakikatin Tahrifinin İktidarı

Firavun’u tarihte sıradan bir zalim olmaktan çıkarıp sembolik ve süreklilik arz eden bir tipolojiye dönüştüren şey; sahip olduğu askerî güç ya da kolluk kuvvetleri değildir. Kur’ân perspektifinde Firavun, öncelikle hakikati bozma yetkisini elinde tutan bir iktidar biçimini temsil eder.

Kur’ân-ı Kerîm bu hakikati açık ve çarpıcı bir ifadeyle dile getirir:

“Firavun, kavmini hafife aldı (aptallaştırdı); onlar da ona itaat ettiler.”
(Zuhruf Sûresi, 43/54)

Bu ayet, Firavun’un zulmünün kaynağını yalnızca baskı aygıtlarında değil, zihinsel bir çökertme sürecinde konumlandırır. Burada kullanılan “istahaffe” fiili; değersizleştirmek, düşünme yetisini köreltmek, muhakemeyi zayıflatmak anlamlarına gelir. Yani Firavun, kavmini önce aklen etkisiz hâle getirmiş, sonra hükmetmiştir.

Firavun’un Asıl Gücü: Sihirbazlar

Firavun’un etrafında askerler ve polisler elbette vardı; ancak Kur’ân anlatısında kritik rolü oynayanlar sihirbazlardır. Çünkü sihirbazlar, hakikati ortadan kaldırmazlar; onu çarpıtırlar. Doğruyu yanlış, yanlışı doğru gösterirler. Hakikat ile batıl arasındaki sınırı silikleştirirler.

Bu durum, baskıdan daha etkilidir. Zira baskı direnç doğurur; fakat algı yönetimi itaati üretir.

Firavun’un iktidarı tam da burada kökleşmiştir:

İnsanlara “yanlış” yaptığını düşündürmeden yanlış yaptırmak

Zulmü adalet, sömürüyü düzen, yalanı hakikat gibi sunmak

Bu yüzden Firavun’un en büyük korkusu Musa’nın asası değil; Musa’nın hakikati açık etmesidir.

Musa Kimdir?

Musa, Kur’ân’da yalnızca bir peygamber değil; hakikatte ısrar eden bilincin sembolüdür. O, doğruyu çoğaltan değil; doğruyu bozmadan ortaya koyan kişidir. Hakikatini süslemeye, eğip bükmeye, kitlelere hoş göstermeye çalışmaz.

Bu yüzden Musa yalnızdır. Çünkü hakikat çoğu zaman kalabalıklarla değil, direnen bir vicdanla temsil edilir.

Bugünün Firavun’u Kimdir?

Bu noktada soru kaçınılmazdır:
Bugünün Firavun’u kimdir?

Kur’ânî ölçüte göre cevap nettir:

Doğruyu yanlış, yanlışı doğru gösteren;

Hakikati perdeleyen;

Kitleleri düşünemez hâle getiren
her yönetici, her otorite, her sistem Firavunîdir.

Bu kişi bir devlet başkanı olabilir, bir medya düzeni olabilir, bir ideoloji olabilir. Üniforma giymesi gerekmez. Tahtta oturması da şart değildir. Algıyı yöneten, anlamı çarpıtan, muhakemeyi körelten her yapı Firavun’dur.

Ve buna karşılık Musa da her çağda vardır:

Doğruyu savunduğu için yalnız kalan,

Israr ettiği için suçlanan,

Hakikati değiştirmediği için tehdit olarak görülen…

Bu yazıda ele alınan hakikatin tahrifi, bilinç körelmesi ve zihinsel yönlendirme meselesi; insanın iç dünyasında işleyen karar mekanizmalarıyla da yakından ilişkilidir. Nitekim aynı yazarın kaleme aldığı “İnsanda Organ Sinyalleri ve Rehberlik Hiyerarşisi” başlıklı makalede, kalp, beden ve bilinç arasındaki rehberlik düzeni ayrıntılı biçimde ele alınmakta; insanın doğruyu nasıl sezdiği ve hangi noktada bu sezginin bastırıldığı derinlikli bir çerçevede analiz edilmektedir. Bu iki metin birlikte okunduğunda, Firavunî sistemlerin neden önce idraki hedef aldığı daha berrak biçimde anlaşılacaktır.

Sonuç

Firavun’u Firavun yapan şey zorbalığı değil, zorbalığı meşrulaştıran zihinsel iklimi kurabilmesidir. Musa’yı Musa yapan ise gücü değil, hakikatten vazgeçmemesidir.

Bu nedenle Kur’ân kıssaları geçmişi anlatmaz; bugünü teşhis eder.
Ve her insana şu soruyu sorar:

Sen hakikati eğip bükenlerin safında mı duruyorsun,
yoksa bedeli olsa bile doğruyu olduğu gibi söyleyenlerin mi?

Kategori: Kültür > Düşünce / Maneviyat / Kur’ân Perspektifi


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —