Günümüzde Cahileye dönemindeki hastalıklar yeniden hortlamış durumda ve bu durum daha da kötüleşmiş. Eski kavimlerin çoğu bu hastalıklardan biriyle helak oldu. Ancak günümüzde bu hastalıklar bir gecede veya aniden ortaya çıkabiliyor. Ahir zamanın sonu geldi ve zaman hızla tükeniyor. Ailelerimizi ve yakınlarımızı bu hastalıklardan korumak, onlara bu konuları anlatmak büyük bir sorumluluk. Kanser, salgın hastalıklar gibi fiziksel rahatsızlıklar bedeni etkilerken, bu manevi hastalıklar hem bedene hem de ruha zarar veriyor, ahireti tarumar ediyor ve toplumsal bağları koparıyor.
Yalan: Eşler, çocuklar, akrabalar ve dostlar arasında yaygınlaşan yalanlar, pervasızca söylenir hale geldi. Sanal ortamda da yalanlar normalleştiriliyor. Bu durumun ne zaman başladığını ve nasıl düzeleceğini bilmiyoruz.
İftira: İftira, insanların şerefini hedef alıyor ve ölümüne neden olabiliyor. Bu iftiralara inanıyor, insanları yargılıyor ve suçlu ilan ediyoruz. Sonuç olarak, bu iftiralarla ortak oluyor ve insanları helake sürüklüyoruz.
Gıybet: Gıybet, hesaplarımızda ve sosyal yaşamlarımızda oldukça yaygın. Kardeşler, dostlar ve aile üyeleri arasında yapılan gıybetler, insanların ölü etini yemek anlamına geliyor. Bu konuda topluca tövbe ederek bu hastalıktan kurtulmalıyız.
Haset: Haset ve kıskanma duyguları, yakınlarımızın başarılarına bile tahammül edemediğimizi gösteriyor. Başkalarının malına, mülküne ve başarılarına karşı duyduğumuz kıskançlık, toplumda olumsuz etkilere yol açıyor.
Faiz: Faiz, haram kabul edilmesine rağmen toplumda normalleşmiş durumda. Faizin yaygınlaşması, toplumda belalara yol açar ve mazlumları da etkiler. Faize karşı dikkatli olmalı ve tövbe etmeliyiz.
Zina: Zina ve fuhuş, aile içi ilişkiler dahil olmak üzere yaygınlaşmış durumda. Bu tür ahlaksızlıklar, toplumun dejenere olmasına ve ahlaki değerlerin yok olmasına neden oluyor.
Kin: Özellikle akrabalar ve dostlar arasında kin ve düşmanlık yaygınlaşmış durumda. Bu kin, insanları ölüme sürükleyebilir ve vicdanlarımız körelmiştir.
Kibir: Kibir, insanların kalplerini kapatarak büyüklenme duygusunu artırıyor. "Kalbinde hardal tanesi kadar kibir olan cennete giremez" hadisi göz önüne alındığında, kibir bizim helakımıza neden olabilir.
Bu hastalıklar, toplumun ahlakını ve düzenini bozuyor, belalar üzerimize yağıyor. Bereketin, sevginin ve samimiyetin üzerimizden alınması, toplumsal dokunun zedelenmesiyle sonuçlanıyor. Hep birlikte tövbe ederek bu hastalıklardan kurtulmalıyız. Aksi halde, topluca yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz.
Dua ile kalın, hoşça kalın.