Menü Doğrulanmış Bilgi, Tarafsız Haber, Medya90’da!
MURAT FIDAN

MURAT FIDAN

Tarih: 02.04.2021 15:25

Sultan Resad: Gerçek Bir Alim Bediüzzaman Gibi Olmalidir

Facebook Twitter Linked-in

Sanli Osmanli imparatorlugunun Padisahi, çok mütedeyyin ve kahraman bir zat olan; Sultan Resad (Rehimehullah) bir tören düzenliyordu...

Bu törene zamanin diger âlimleriyle birlikte Bediüzzaman Said Nursi (r.a.) hazretleri de davet edilmisti...

Bediüzzaman hazretleri bu davete, kendisine özel yerel kiyafetiyle katilmak istedi. Ayaginda çizmesi, belinde kusagi ve hançeri, basinda da ucunu omuzlarina kadar sarkittigi sarigi...

Alimler Ona, hiç olmazsa bu tören süresince diger âlimler gibi cübbe giymesini rica ettiler. Israrlar üzerine, bir cübbe giyerek Saray'a öyle gitti...

Seyhülislâm, âlimler, bakanlar, yüksek rütbeli komutanlar ve üst düzey memurlar "saçak" öpeceklerdi...

Padisahin oturdugu tahtin yan tarafindan ipekten yapilmis bir kumas sarkitilmisti.
Saçak öpme merasimi basladiginda, kimi bu saçagi, kimi padisahin etegini öpüyor, kimi de bas egip gerisin geri çekiliyordu.Sira Bediüzzaman hazretlerine gelmisti... 

Bediüzzaman hazretleri yerinden çikti, dik ve vakur adimlarla yürüyerek Padisahin önüne kadar geldi. Eli gögsünde "Esselâmu Aleykum" diyerek Selâm verdi ve Sultan Resad'in önünden geçerek gitti... Oradaki tüm insanlar bu davranis karsisinda çok hayret edip gözleri faltasi gibi açilmisti.

Padisah da çok sasirmisti tabi ki. Bu simdiye kadar esi benzeri görülmemis bir hadiseydi. Su ana kadar hiçbir kimse Padisahin karsisinda egilmeden iki büklüm olmadan durmamis hele birde vakurla böyle Selam vermesi sok etkisi yapmisti salonda...

Sultan Resad: yanindaki pasaya sordu: "Kim bu adam pasa? Beni mahalle muhtari mi sandi? Niçin böyle Selam etti?"

Pasa eli önünde bagli bir halde titreyerek: "Efendim, bu zatin lakabi Bediüzzaman, ismi Said'dir. Çok yüksek bir ilmi vardir. Çok da izzetlidir. Felege bas egmeyen biridir."

Sultan Resad kisa bir süre düsündü. Durumu kavramisti. Zaten âlimlere büyük saygisi ve sevgisi olan biriydi. Böyle bir âlim ise onun daha çok ilgisini çekmis, takdirini kazanmisti.
Herkesin duyabilecegi bir sekilde sunlari söyledi Sultan Resad:

"Ben simdiye kadar ilmin izzetini koruyan pek az insan gördüm ve tanidim. Gerçek âlim, iste böyle Bediüzzaman gibi olmalidir."

Bu olaydan sonra Bediüzzaman hazretleri ve Sultan Resad samimi iki dost oldular.

Çok genis bir hazirlik yapilarak, 26. Haziran 1911’de Istanbul’dan baslayip Çanakkale, Selanik, Üsküp, Pristine (Kosova Sahrasi) ziyaret edildikten sonra Selanik ve Çanakkale üzerinden Istanbul’a dönülmesiyle son bulan üç haftalik bir Rumeli ziyareti yolculuguna da Sultan Resad, Bediüzzaman hazretlerini de davet edip bu seyahati birlikte yapmislardir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —