Yine bir gemimiz korsanlar tarafindan saldiriya ugradi ve 15 Türk denizci fidye almak maksadiyla rehin alinarak kaçirildi. Azerbaycan vatandasi 2. Mühendis ise korsanlar tarafindan sehit edildi. Yarali oldugu için rehin alinmayan Bas Mühendis ve 4. Kaptan ve bir gemici ise gemide birakildi.
Bati Afrika açiklarinda seyir yapan Mozart isimli Konteyner gemisinde yasanan bu aci olaylar maalesef bir çok denizcinin basina gelebiliyor. Yillarca denizde çalismis ve halen Afrika’nin bir baska ucunda Kizildeniz sahilinde bir gemide çalisan birisi olarak “denizcilerin bas belasi” korsanlar hakkinda bazi hatiralarimi paylasmak ve çözüm önerilerinde bulunmak istiyorum.
Yillar önce bir dökme yük gemisinde çalisirken Aden Körfezinde gözlerimin önünde Titan isimli bir Yunan gemisi korsanlar tarafindan kaçirilmisti. Öyle ki; kaptanin feryatlarini ve korsanlar tarafindan saldiriya ugradigini telsizden isitmistim. Titan gemisi hemen yani basimizdaydi ve çaresi bir sekilde Somali korsanlarinin saldirisi sonucunda kaçiriliyordu.
O yillarda aden Körfezinde çok fazla sayida korsan saldirisi oluyordu. Nitekim bu aci olaydan bir gün sonra bu sefer Ulusoy-1 isimli Türk gemisi saldiriya ugramisti. Benim geminin telsizi iyi oldugu için bölgede bulunan Türk Savas gemisi ile bu gemi arasinda telsizle aracilik yapiyordum. Durum Ulusoy-1 için de oldukça kötüydü.
Bereket gemi bostu ve fribordu yani güverte ile deniz seviyesi arasindaki mesafe yüksekti. Bu nedenle korsanlarin güverteye ulasmasi zorlasmisti. Zavalli gemi kaptani elinde silah olarak kullandigi basinçli deniz suyu ile otomatik silahlari olan korsanlara karsi gelmeye çalisiyordu. Gemi mürettebati silahli korsanlardan çekindigi için gemi kaptani bizzat bas üstü ve güverteden korsanlara bizzat su sikarak gemiye çikmalarini engellemek için ugrasiyordu.
Telsiz mesajlarini Türk savas gemisine ilettikten sonra bir helikopter yardima gelmis ve korsanlar gemiden uzaklasmisti. Simdi ayni yöne dogru biz yol aliyorduk ve gemimiz tam doluluk oraninda tahil yükü tasiyordu. Fribordumuz çok alçak olup korsanlarin tekneye çikmalari oldukça kolaydi. Önlem olarak gemi etrafina dikenli tel baglamis ve deniz suyu devrelerini açmistik. Basimiza geleceklerden habersiz Aden Körfezinde seyrimize devam ediyorduk.
Önlem olarak diger gemilerle temas kurmus ve dört gemi ile beraber kendimizce bir konvoy meydana getirmistik. Konvoyumuzda bir Türk bayrakli gemi daha vardi. Telsizden Türk savas gemisi komutanina adeta yalvararak bize geçis bitene kadar eslik etmesini istemistim. Sag olsun TCG Giresun isimli muhrip bir müddet sonra konvoyumuza katilmisti. Simdi biraz daha güvendeydik.
Uykusuzluk ve stres nedeni ile çok perisan bir durumdaydim. O gece adeta bayilarak uyuyabildim. Fakat sabah saat 8 civarinda telefonla 4. Kaptan beni uyandirdi. Acilen köprüüstüne gelmemi istiyordu. Köprüsütüne çiktigimda seyir vardiyasi tutan 2. Kaptan pruvamizdaki geminin acilen iskeleye döndügünü söyledi. Tam bu esnada korsanlarin sürat teknesi ile karsi karsiya kalmistim. Tam yolla üstümüze geliyordu.
Bende iskele alabanda ile dönüse basladim. Konvoyumuzda savas gemisi oldugunu gören korsan teknesi bize saldirmaktan vaz geçmis ve rotasini degistirmeden sancak tarafimizdan geçerek bizden uzaklasmaya baslamisti. Fakat bu sefer ava giderken avlanmis Türk savas gemisi korsanlari tekneden alarak etkisiz hale getirmisti.
Konvoy gemileri ile yeniden rotamiza dönmüstük ki; bu sefer balikçi gemisi görünümündeki korsanlarin ana gemisi pruvamizda duruyordu. Bir müddet sonra bölgede bulunan ABD helikopteri çok yakinimizdaki bu gemiye ates açmis ve gemiyi batacak sekilde vurmaya çalisiyordu. Kisa bir zaman sonra korsanlarin sürat teknelerini tasidiklari balikçi gemisi gözlerimizin önünde batmisti.
Bu olaydan kisa bir zaman sonra Türk savas gemisi konvoydan ayrilacagini söyledi. Kendisine yillarca muhriplerde çalistigimi ve hala tehlikeli bölgeden çikmadigimizi söyleyerek bize refakat etmesi için rica ettim. Beni donanmadan tanidigini ve bir Polonya savas gemisinin konvoya katilacagini söyleyerek yanimizdan uzaklasti ve tekrar savas gemisi olmadan yolumuza devam etmeye devam ettik. Maalesef bahsedilen Polonya gemisini hiç görmemistik bile…
Bu sikintili seyir bitmis Pakistan’a sag salim ulasmistik. Fakat bu sefer dönüs yolculugumuz vardi ve yine korsan bölgesinden geçecektik. Fakat isimi sansa birakmamis Afrika sahillerinden oldukça açik bir bölgeden geçecek sekilde rotami çizmistim. Seyir süresi daha uzun olmasina ragmen Madagaskar adasinin dogusundan yolumuza devam etmistik. Iyi de yapmisiz zira Komor Adalari açiklarinda bir açik deniz balikçi gemisi ve bir yat korsanlar tarafindan fidye alinmak üzere kaçirilmisti.
Yolumuzu uzatmamiza ragmen Arjantin’e zamaninda varmayi basarmis ve yeni seferimize devam etmistik. Aradan iki yil geçtikten sonra bu sefer Yasin-C isimli bir gemiye kaptan olarak gönderilmistim. Bu geminin de kaderi korsanlarla kesismis ve basina büyük felaketler gelmisti. Gemiye Çin’de tersanede katilmis ve denizcilerin yasadiklari tatsiz olaylari bizzat olayi yasayan gemicilerden dinlemistim.
Yasin-C isimli gemi korsanlarin saldirisina ugramis ve isgal edilmisti. Korsanlar bu sefer roketlerle saldirmis köprüüstü ve çarkçibasi kamarasini vurarak gemide yangin çikarmislardi. Bu esnada gemi üstüne çikmayi basaran korsanlari baska bir sürpriz bekliyordu.
Gemi kaptani personeli “citadel” denilen yani geminin iç kalesi anlamina gelen yeke dairesine götürmüs ve kaportasini içeriden kilitlemisti. Korsanlar gemiyi yagmalamaya baslamislar fakat kimseyi bulamamislardi. Bu esnada gemide yangin büyümeye baslamisti. Citadel’de nefes alamayan gemiciler burada durumun daha kötü oldugunu görmüsler ve korsanlara teslim olmaya karar vermislerdi. Aksi takdirde küçücük bir yerde havasizliktan ve dumandan öleceklerdi.
Fakat ne ilginçtir güverteye çiktiklarinda korsanlarin gemiyi terk ettiklerini görmüslerdi. Derhal denizsuyu ile yangini söndürmeye çalismislar ve uzun ugrasilardan sonra yangini tamamen söndürmeyi basarmislardi. Fakat ortada ne köprüstü ne de yasanacak bir yasam yeri kalmisti. Bu arada ana makine çalisiyordu.
Derhal ana makineyi çalistirarak ve gemi dümenine yeke dairesinden kumanda ederek sefere devam etmeye baslamislardi. Bir gün sonra Kenya sahillerine ulasmislardi. Gemi limana ulastiginda armatör ve liman devleti adeta hortlak görmüs gibi gözlerine inanamamislardi. Çünkü onlar en son korsan saldirisi alarmini almis ve elektronik cihazlar yangin nedeni ile görev yapamadiklari için korsanlarin gemiyi kaçirmis olduklarini düsünmüslerdi.
Gemi yükünü tahliye ettikten sonra römorkör esliginde Çin’de tersaneye girmisti. Iste ben de bu gemiyi yeniden insa etmek üzere tersaneye girmis ve uzun çalismalardan sonra seyir testlerini geçerek sefere çikarmistim.
Iste simdi Mozart isimli konteyner gemisinin basina gelenleri görünce ister istemez bu hatiralar yeniden canlandi. Bu olaylari “Alti Ayda Alti kita” baslikli bir kitabimda daha genis bir sekilde yazdim. Isteyenler Kiyapyurdu Dogrudan Yayincilik-KDY’den internet araciligi ile satin alabilirler.
Yazi uzun olmakla birlikte son olarak “Korsanlara karsi nasil önlem alinmalidir?” sorusuna cevap vereyim. Bugün Aden körfezinde silahli korumalar alinmaya basladiktan sonra korsanlik faaliyetleri neredeyse tamamen kesilmistir. Demek ki silahli korumalar büyük oranda korsanlara karsi caydirici olabiliyor.
Fakat Bati Afrika sahillerinde böyle bir koruyucu sirket ve silahli eleman olmadigi için korsanlar Mozart gibi bir çok gemiyi fidye almak için kaçirabiliyorlar. Öncelikle bu bölgelerde benzer yapilari meydana getirmek gerekiyor. Ücret karsiliginda ayni Aden Körfezinde oldugu gibi korumalar gemiye alinip tehlikeli bölge geçildikten sonra uygun limana birakilabilirler.
Eger simdilik bu kurum ve sirketler yok ise tehlikeli sularda seyir yapacak ticaret gemilerine silahli gemiciler alinabilir. Özellikle asker kökenli denizcilerin silah kullanma konusundaki tecrübelerinden dolayi istifade edilebilir. Elbette bunun için ilave egitim ve ücret tahakkuk ettirilmelidir. Aksi takdirde zaten gemideki görevlerinden dolayi oldukça yipranan denizcilere bir de “korsanlarla silahli çatismaya gir” demek çok insafsizca bir davranis olacaktir.
Bir çok denizciye bu konuyu sormustum. Neredeyse tamami sunu söylemisti:
“Süvari Bey, ben üç kurus para kazanmak için zor sartlarda gemide çalisiyorum. Buna ilave olarak bir de silahli çatismaya giremem. Eger çok istiyorsan sen silah sik!”
Iste çözüm ararken gemicilerin bu tavirlarini da düsünmek gerekir. Bana göre de gemicileri ilave ücret ödemeden korsanlarla silahli çatismaya sokmak hem vicdansizlik hem de etik degildir. Bu is için yetistirilmis uzmanlar ve sirketler varken gemicilere üstesinden zorlukla kalkabilecegi böylesine agir bir görev yüklemek dogru degildir.
Fakat gönüllü olarak belirli bir ücret karsiliginda bu isi yapak isteyenlere yardimci olmak gerekir diye düsünüyorum. Lakin silahli çatisma profesyonel kisilerin isidir bunu asla unutmamak gerekir, vesselam…