ISLÂM BILIM ADAMLARI
Ahi Evran, ilk egitimini Hoy'da almis, Ahmet Yesevî'nin talebelerinin sohbetlerinde bulunmus, Haci Bektas veli ve Mevlâna ile ayni dönemde yasamistir. Ahi Evran'in çocuklugu ve tahsil devresi Azerbaycan’da geçmis, bundan Horasan ve Maveraünnehir bölgesine gelip o yöredeki âlim Fahrettin Razi’den aklî (fen) ve naklî (dini) ilimleri ögrenmis, büyük üstadlardan dersler almistir.
1203 yillarinda Bagdat’a gelmis ve burada tanistigi Evhaddü'd Din Kirmanî'nin tavsiyesiyle Abbasi halifesi Nasir Lidinillah'in kurmus oldugu Fütüvvet Teskilatina (Tasavvufî yönü olan Sûfiler olup kendi emegini biçen meslek teskilatidir.) katilmis ve bu teskilatin önde gelen seyhleriyle temas kurma imkâni bulmus, basta Kirmanî olmak üzere birçok üstaddan istifade etmistir.
O dönemde Bagdat’in ilim ve irfan merkezi olmasi, Ahi Evran’in çok yönlü yetismesinde etkili olmus, bu dönemlerde Ibn-i Sina, Sühreverdi el-Maktul ve Fahrettin Razi’nin eserlerinden istifade etmis, Ahi Evran'in çok yönlü bir bilim ve fikir adami olarak yetismesine imkân vermistir.
1204 yilinda Anadolu Selçuklulari sultaninin istegi üzerine I. Giyaseddin Keyhüsrev’i göndererek, bazi ilim adamlari ile birlikte Ahi Evran de Anadolu’ya getirtmistir. Ahi Evran Kayseri'ye yerlesmis ve Keyhüsrev’in destegiyle Fütüvvet (dini ve tasavvufi) Teskilâtindan edindigi tecrübe ile insanin dünya ve ahiret mutlulugunu saglamak için ilk Ahi Teskilâtini kurmustur.
Anadolu’da özellikle esnafa Islâmiyeti anlatarak dünya ve ahiret islerini düzenli hâle getirmeleri için nasihatte bulunmustur. Fütüvvet-nâmelerin özünde peygamber sünneti ve Kur’an-i Kerim bulunmaktadir.
Ahi Evran, 1204’de bir hac yolculugu esnasinda, evliyadan Seyh Evhadüddin Kirmani (Iran’in Kirman bölgesinde dogmus, Selçuklu Sultani II. Turan Sah'in oglu ve Türk asilli, hac emirligi yapmis oldugu kaynaklarda söylenen bir sûfî velî) ile tanismis ve ondan ders almis, tefsir, hadis, fikih, kelâm ve tip alaninda derin bir âlim, tasavvuf yolunda yüksek makam sahibi bir velî olmustur.
Ahi Evran, 1205 yilinda Kermani’nin kizi Fatma Baci ile evlenmistir. Ahilige kadinlar giremedigi için Fatma Baci dünyada ilk olarak Baciyan-i Rum (Anadolu Kadinlari) teskilatini kurmustur. Böylece Fatma Baci Kadin Ana olarak taninmis, kadinlari egitmis, onlari asina, isine, esine bagli yetistirmis, onlari meslek sahibi yaparak üretici konuma getirmistir.