Menü Doğrulanmış Bilgi, Tarafsız Haber, Medya90’da!
DR. VEHBI KARA

DR. VEHBI KARA

Tarih: 14.06.2022 19:10

Iftiracilar yalanlar ve dogrular

Facebook Twitter Linked-in

Sözcü gazetesinden Saygi Öztürk ve Cumhuriyet’ten Baris Terkoglu sahsim hakkinda gerçege aykiri bilgiler vererek itibar suikasti yapmaya çalisiyorlar. Bunlarla mahkemede hesaplasacagiz. 

Bununla birlikte okuyucularima yasadigim olaylari ve olaylarin ardindaki gerçekleri ifade etmeye çalisayim. Zira çok sayida iftira ve yalan bulunmaktadir.

Öncelikle üçüncü baskisi yapilan ve cep telefonundan pizza siparisi verecek kadar kolay satin alinabilecek “Bahriyede 15 Yil” isimli kitabimi tanitmak isterim. 

Deniz Kuvvetleri Komutanliginda görev yaptigim yillari ayrintilari ile dile getirdigim 336 sayfalik bu kitapta hakkimdaki iddialara genis bir sekilde ve detaylari ile cevap verilmistir. Çok az sayida insan meslek hayatinda geçirdigi süreci benim kadar açik yüreklilikle ve gocunmadan yazabilmistir.

Burada kisa ve özet olarak birkaç hususa yer vermek zarureti dogmustur. Çünkü bana tahsis edilen kösede bunlari yazmaz isem yalan ve iftiralari kabul etmis sayilirim. Gerçi bu sütunda defalarca dile getirdim lakin iftiracilarin yüzlerine gerçekleri tokat gibi vurmaya devam edelim.

Öncelikle rütbe ve görevimi düzeltmekle baslayayim. Bana “deniz binbasi” demis Baris denilen Cumhuriyet yazari. Hâlbuki Yüksek Askeri Sura karari ile emekli edildigimde “deniz yüzbasi” rütbesine sahiptim. Sag olsun beni bir rütbe terfi ettirmis…

Ikincisi “Sadat” isimli sirkete danisman oldugumu söylemis. Saygi Öztürk denilen yalanci gazeteci de yakin zamanda yazdigi köse yazisinda ayni yalani söylemis. Sadat sirketinin ne danismaniyim ne de hisse sahibi ve de ortagiyim. 

Bahse konu sirketle hiçbir organik veya manevi bir bagim yoktur. Kaldi ki; Türkiye’nin çok önemli bir ihtiyaci olan savunma sanayini destekleyen böyle güzide sirketlere üye olsam hiç gocunmam seve seve “üyeyim” veya “danismaniyim” diyerek cevap verirdim.

Üçüncü olarak sahsimi “Fetullah Gülen tarikati” üyesi olarak suçlamislar. Karanlik odalar, ismini belirttigim yazarlar ve Alican Türk isimli Bati Çalisma Gurubu sanigi da ayni yalani dile getirmektedirler. Bu hususa önceki makalelerimde defalarca yer vermeme ragmen “çamur at izi kalsin” diyerek ayni iftirayi tekrarlamaktadirlar. 

Bu makale internet yazisi oldugu için sayfa sinirlamasi da yoktur. Bu nedenle bir defa daha fakat daha genis bir sekilde cevap vereyim:

1982 Yilinda askeri okula girdigim ilk günden itibaren Feto denilen sahsin ne derece tehlikeli bir zindik oldugunu anlamistim. Çünkü namaz konusunda öylesine çirkin söylemleri vardi ki; siradan bir Müslüman’in bunu kabul etmesi mümkün degildi. “Ima ile namaz” adi altinda namazdan çok farkli bir ikiyüzlülügü birçok ögrenciye benimsetmisti. 

Zavalli ögrenciler askeri okuldan atilirim korkusu ile bu zindigin sözlerine aldanmis Islam’in en önemli emri olan namazi tagyir etmeye yani bozmaya baslamislardi. Bunun çok yanlis bir sey oldugunu, kimsenin Allah’in günde bes vakit emri olan namazi keyfine göre degistiremeyecegini; bu ögrencilerden bazilarina söylemistim. 

Bu nedenle FETÖ agina takilan birçok ögrenci, yaptigim tenkitlerden dolayi bana düsman olmustu. “Donkisotluk yapmayin” ve “Vehbi zaten namaz kildigi için askeri okuldan atilacak, sakin bu adamla konusup irticaci damgasi yemeyin” diye benden köse bucak kaçar olmustu.

Harp Okulunda o yillarda asiri sol görüslü yani komünist örgütler cirit atiyorlardi. Bunlar ile mücadele ederken bir de Fetocularla kavga etmeye baslamistim. Her taraftan baskiyla karsilasiyordum. 

Çünkü Kenan Evren denilen fasist darbeci; binlerce askeri okul ögrencisini sirf “namaz kiliyor” diye okuldan atmis agir bir tazminatla cezalandirmisti. Ailelerin bir kismi Fetocular gibi “aman oglum okulda sakin namazlarini kilma” diye telkinlerde bulunuyordu. 

Kisaca söylemek gerekirse zavalli askeri okul ögrencileri; bir taraftan darbeci cuntanin diger taraftan FETÖ örgütünün kiskaci altina girmisti. Sinifimizda Libyali bir ögrenci olan Salim’den baska namaz kilan bir tek ben vardim. Bazi arkadaslarim bir müddet namaz kilmaya baslasa da; korkutularak kisa zamanda terk etmek zorunda kaliyorlardi. 

Ben ise elimden geldigince uluorta yerlerde degil; merdiven altlarindaki odalarda ve hafta içi günlerde bos olan hapishanede namazlarimi kilmaya çalisiyordum.

Daha 17 yasinda iken yasadigim bu can sikici ve igrenç baski yüzünden komünistlerden daha fazla Fetoculara düsman olmustum. Aradan 40 yil geçtigi halde simdi de ayni düsüncedeyim. Zira “namazi keyfince degistiren bir kafa yapisi her türlü rezaleti de yapabilir” kanaatine sahibim. 

Gerçekten de FETÖ’ye bulasan bir çok genç bu Islam düsmani örgütün pençesine düsmüs namazdan sonra oruç gibi ibadetleri de terk etmisti. Yetmedi güya inançlarini gizlemek için dinimiz hakkinda çirkin bir sekilde konusmaya hatta içki içmek ve daha bir çok igrenç davranisi yapmaya baslamislardi. 

Askeri okuldan mezun olunca FETO’nun rezaletlerinin daha da arttigini görmüs ve su fikre sahip olmustum. “Iste ahir zamanda yani kiyamet yaklastiginda ortaya çikacak Islam Deccali bu Feto denilen zindiktir” Çünkü bu din ve Islam düsmani sahis; Allah’in emrettigi her hususu reddedip yasakladigi her isi pervasizca yaptirmaya çalisiyordu. 

Arapça “dicl” yani “aldatmak” kökünden gelen “Deccal” tabiri, tam da Fetullah Gülen denilen bu kisiye uyuyordu. Yüzü kizarmadan yalan söyleyebilen ve aglayarak konusabilen bu dehsetli sahis hakkinda hadis-i seriflerde de yer verildigini görmüs bir çok makalemde dile getirmistim.

1997 Yilinda ordudan re’sen emekli edildikten sonra Istanbul Büyüksehir Belediyesinde Erdogan’in Baskanliginda Müdür Yardimciligi görevine basladim. Bu arada birçok gazete ve dergide de yazilar yaziyordum. Fetullah Gülen’in “Islam Deccali” oldugunu ispatlayan yazilarimdan olayi birçok gazete, dergi ve internet sitesi yazilarima son verdi. Kisaca Feto karsitligi yüzünden bedel ödeyen yazarlardan birisi olmustum.

Ne ilginçtir ki; 15 Temmuz 2016 tarihinden bir yil önce “FETÖ’nün askeri darbe yapacagini” dile getiren çok sayida makale nesretmistim. Hatta 29 Subat 2016 tarihinde “Kamikaze Fetullahçi Darbe” basligi ile bir yazi kaleme almis bunu gazete ve internet sitelerinde yayinlamistim. 

O zaman Basbakan olan Ahmet Davutoglu’nu meydana gelebilecek olaylardan dolayi uyarmistim. ABD’nin FETÖ örgütü vasitasi ile darbe yapacagini ve bunun basarisiz kalacagini iddia etmis ülkemizin çok büyük bir yikima maruz kalacagini, dile getirmistim. 

Maalesef uyarilarim dikkate alinmadi ve FETÖ’nün silahli kuvvetler içindeki yapilanmasi çökertilmedi. Halbuki çok önceden yeterli vakit var iken önlemler alinabilirdi. 

Sonuçta 254 vatandasimiz sehit düsmüs ve binlerce insanimiz yaralanarak sakat kalmisti. 

Buraya kadar anlattigim hususlar internette, gazete dergilerde halen mevcuttur. Isteyen herkes ismimi yazarak arama motorlarini yardimi ile FETÖ örgütü hakkinda yazmis oldugum bu yazilari okuyabilir. 

2007 Yilinda ilk basimi yapilan “Bahriye’de 15 Yil” kitabimda da bu sinsi örgütün Müslümanlara verdigi zararlari ve özellikle namaz konusundaki hiyanetini dile getirmistim. Bu gerçekler ortada iken kalkip bana “Fetocu” demek kelimenin tam anlamiyla yalanin daniskasi ve çirkin bir iftiradir.  

Bu garip ülkede hâlâ “Sen, Bediüzzaman Said Nursi’nin kitaplarini okumussun bu kitaplari okuyanlar suç islemistir” diyen fasistlere rastliyoruz. 

Evet, genç yaslarimdan itibaren bu Islam âlimi zatin kitaplarini okudum hala da okumaya devam ediyorum. Zaten askeri okulda ve donanma savas gemilerinde bana “her ne pahasina olursa olsun namazimi kilacagim” dedirten en önemli motivasyon kaynagi bu kitaplar olmustur. Buna suç diyenler vicdansiz ve din düsmani fasistlerden baska kim olabilir?   

Bediüzzaman’in namaz, oruç, zekat ve hac gibi Islami emirlerin yerine getirilmesi konusunda gösterdigi çaba emsalsizdir. Iman konusunda Türkiye ve dünyada; bu zattan daha fazla gayret eden yok gibidir. Eserleri ortadadir, isteyenler bu hususlari kolaylikla fark edip görebilir. 

Fakat Feto’nun Bediüzzaman’in eserlerini okudugu ve referans gösterdigi gerekçesi ile saldiran var ise iste bu insanlar gerçekten de vicdansiz ve ahlaksizdirlar. Allah, bu iftirayi atanlari ruzi mahsere birakmaz; dünyada dahi kahhar bir el ile cezalandirir. 

Bu nedenle Bediüzzaman gibi Islam âlimlerine saldirip tek bir kitabini dahi okumadan iftira atanlarin ayaklarini denk almasi kendi menfaatlerinedir. Bu zavallilari Allah islah etsin…

Kisaca söylemek gerekirse su garip durumu söyleyebilirim. Hayati boyunca Feto ile mücadele edip de Feto’cu iftirasina maruz kalmak, çok tuhaf bir duygudur. Bu iftirayi atanlar hiç yazili belgelere bakmazlar mi? 

Silahli Kuvvetler içinde yasadisi olarak kurulan Bati Çalisma Gurubu’nun esi basörtülü ve dindar olan askerleri ordudan atmak için iftiralar ile dolu raporlarini ciddiye alip insanlari suçlamak; hangi vicdana sigar? Bütün bu çirkin isleri ve iftiralari Allah’a havale ediyorum. Elimden geldigince mahkemelerde de hesaplasacagiz. Simdi hakkimdaki diger yalan ve iftiralara dönelim:

Cumhuriyet’in iftiraci yazari Baris Terkoglu diyor ki; “mesai saatlerinde görevi aksatacak sekilde namaz vakitlerinde camiye gitmis”. Bu gülünç suçlama için su kadarini söyleyeyim. Donanma Komutanliginda görev yaptigim garnizonlarda 1986-1997 yillari arasinda cami yoktur. Camiye gidebilmek için gemiyi terk edip garnizon disina çikmak gerekiyordu. 

Eger kasit Cuma namazi ise sunu söyleyebilirim. Savas gemilerinde hafta sonu tatili Cuma öglen baslar. Nöbetçi oldugum zamanlarda Cuma namazlarina gitmem zaten mümkün degildir. Fakat nöbetçi olmadigim zamanlarda ögleden sonra izinli oldugum için Cuma namazlarina gidebilme imkânim vardi ve ben de bu hakkimi kullanip camiye gidiyordum. Zaten bu konuda hiçbir komutan bana ceza verebilmis degildir.

Bununla birlikte alkollü içki içmedigim için gemi komutanlarinin büyük baskisi ile karsilasiyordum. Bir defasinda Izmir Orduevinde içki içmedim diye agir hakaretlere ugramistim. 

Bendeki inat ise çok güçlüydü. “Su ana kadar alkollü içki içmedim kelle mi de kesseniz içmem” diyecek kadar pervasizdim. Geminin Çarkçibasisi Yüzbasi Ümit Saydam beni korumasaydi resmen komutan üzerime saldiracakti. 

Iste bu yüzden “güzün üstünde kasin var” diyerek çok cezalar aldim. Fakat “hapis cezasi” almama ragmen bir gün dahi hapse girmedim. Askeri okulda namaz kilmak için girdigim odadan baska bir hapis odasi veya bir cezaevi görmedim ve yasamadim. 

Bununla birlikte Terkoglu’nun yazmadigi daha baska cezalarim da vardir. Fakat bunlar benim için seref kaynagidir. Çünkü görevlerimden dolayi degil inançlarimdan dolayi ceza almistim. Hâlbuki çok önemli görevleri basari ile yerine getirmistim. Silah atislarinda birincilik kazanmis muhriplerde sadece iki gemide bulunan silaha kumanda edecek kadar herkesin gipta ettigi islerde çalismistim. 

Sovyetler Birligi dagilmadan önce liman ziyareti yaptigimiz Sivastopol sehrinde tören kitasi komutani olarak resmigeçit yapmis Rus dergilerinde sayfa sayfa resimlerim yayinlanmisti. Eger disiplinsiz bir subay olsaydim bu görevlere beni getirmezlerdi. 

Bilakis; islerimi ciddiyetle yaptigim için saygi ve takdir aliyordum. Takdir belgelerim de vardir. Rabbime sükürler olsun çok onurlu ve gurur duydugum islerde çalismak nasip oldu. 

Son olarak okuyucularima su hususlari söylemek isterim. Bu yazinin maksadi kendimi övmek degil sahsima karsi yapilan iftiralari dile getirip çürütmektir. 

Eger bunlari yazmaz ve cevaplamaz isem atilan çamur üzerime yapisacaktir. Madem bana ayrilan bir köse var elbette iddialara cevap vermem gerekiyor. Aksi takdirde çalistigim müessese de zarar görebilir. 

Bu nedenle iftiralara cevap vermek zorunlulugu vardir. Suskun kalmak daha birçok nedenden dolayi dogru degildir, vesselam… 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —