22 Subat 2022 tarihinde Rusya üst düzey yetkililerinin defalarca “saldirmayacagim” demesine ragmen Ukrayna’ya saldirmasi her iki ülke için bir faciaya dönüsmüstür. Rus tanklari altinda ezilen çoluk-çocugun feryatlari bütün dünyayi titretmis ve halen de feryatlari devam etmektedir.
Elbette bu durumun sorumlulari arasinda ABD ve Baskan Biden’in rolünü de unutmamak gerekiyor. “Tavsana kaç, taziya tut” politikasi ile Ukrayna’ya “Rusya seninle savasamaz” diyerek gaz veren ve Rusya’ya da “seninle asla savasmayacagim” diyerek cesaretini arttiran ABD, bütün dünya nezdinde büyük ölçüde güvenirligini yitirmistir.
Maalesef olan oldu ve Rusya Devlet Baskani Putin, haksiz ve acimasiz bir sekilde Ukrayna’ya saldirdi. Bütün dünya halklari, Rusya’nin bu vicdansiz saldirisini kinarken; Rusya’nin kendi içinden dahi protestolar yükselmeye basladi. Putin’in Suriye’de asker-sivil ayirt etmeden yapmis oldugu “hali bombardimanlari” yeniden hatirlandi.
Dünyanin her yerinde Müslümanlar katledilirken kör-sagir-dilsiz rolünü üstlenen Avrupalilar bu sefer sessiz kalmayarak her yerde Rusya’yi protesto etmeye basladilar.
Yetmedi; ekonomik yapisi gayet kirilgan olan Rusya’ya karsi çok önemli yaptirim kararlari aldilar. Her geçen gün bu yaptirimlar daha da artmaya devam ediyor.
Öyle ki; 26 Subat günü Mans Denizinde yaptirim uygulanan Rus sirketine ait bir kargo gemisine Fransa tarafindan el koyuldu. Demek ki bundan sonra Rusya için çok daha kötü durumlar meydana gelecek.
Petrol ve dogalgaz ve birazda tahil disinda dünyaya satacak bir seyi olmayan Rusya’yi bundan böyle çok kötü günler bekliyor. Haksiz ve vicdansiz bir saldiri ile sivilleri katleden Rusya’ya karsi içten ve distan her geçen gün artan bir sekilde tepkiler devam ediyor.
Bunun ulasacagi son nokta ise sudur; yikilmis ve tarumar edilmis Rusya ve Ukrayna topraklari…
Ekonomik ve sosyal yönden dipsiz bir kuyuya düsen bu savasta; cepheden de çok kötü haberler geliyor. Esir olmak yerine direnmeyi seçen Ukrayna halki, dünyanin her yerinden gelismis silahlar almaya devam ediyor.
Rusya-Ukrayna savasi gitgide bir gerilla harbine dönüsmeye baslamistir. Bu durum ister istemez üç buçuk ay süren “Rus-Fin Savasini” akla getirmektedir.
“Kis Savasi” ya da “Fin-Rus Savasi”; 2. Dünya Savasi baslarinda Finlandiya ile Sovyetler Birligi arasinda yasanmisti.
Finliler, kuvvet dengesi çok bozuk olmasina ragmen gerilla savasi taktikleri ile Ruslari dize getirmislerdi. Savas, Alman ve Ruslarin Polonya istilasindan iki ay sonra, 30 Kasim 1939'da Sovyetlerin saldirisiyla baslamisti.
O zaman Birlesmis Milletlerin yerini tutan Milletler Cemiyeti, saldiriyi yasa disi olarak kabul etmis ve 14 Aralik 1939 tarihinde Sovyetler Birligini cemiyetten atmisti.
Almanlarin Finlilere destegi ile büyük kayiplar veren Sovyetler Birligi, 13 Mart 1940'ta Finlandiya ile “Moskova Baris Anlasmasini” yapmak zorunda kalmis ve bütün dünyanin önünde büyük bir prestij kaybina ugramisti.
Öyle ki; bu bozgun Hitler Almanya’sinin istahini açmis “kartondan asker” olarak gördükleri Ruslara karsi 1941 yilinda “Barbarossa Harekatina” girismesine yol açmisti.
Sonuçta Napolyon ordularinin bir yüzyil önce ayni topraklarda ugradigi bozgun bu sefer Hitler’in ordusuna da sirayet etmis Nazi ordusu büyük bir yenilgiye ugramisti.
Simdi ise ayni hatayi Putin’in de yaptigini görüyoruz. Büyük bir hirs ve acimasizlikla Ukrayna topraklarini bir defa daha kana boyayan Rusya, öncekiler gibi kendi kendini bitirmeye baslamistir.
Ruslari isgalci gören ve gerilla harbi yaparak direnmeye karar veren Ukrayna, daha ilk hafta dolmadan onlarca uçak düsürdügü gibi tank ve zirhli araç kayiplari ile Rus ordusunu bozguna ugratmaya devam etmektedir.
Savas süresince geçen her saat, Putin’in aleyhine islemekte ve bir daha asla altindan kalkamayacagi büyük bir yikimi hazirlamaktadir.
Bütün Ukrayna topraklarini isgal etse bile burada tutunmasi imkânsiz olan Rusya’nin bu tutumu; deyim yerindeyse tam da “kendi bacagina kursun sikmaktan” farksizdir.
Putin’in yaptigi bu hatayi bütün Rus halki ödeyecektir. Belki de orta vadede Rusya’nin üçüncü defa parçalanmasi gündeme gelecektir.
Tarihe bakip hatirlayacak olursak; en güçlü oldugunu zannettigimiz bir anda Birinci Dünya Savasi devam ederken “Bolsevik Devrimi” meydana gelmis ve Çarlik Rusya’si yikilmisti. Daha sonra Stalin’in acimasiz politikalari ile güçlenen Sovyet Rusya, “Süper Güç” oldugunu zannettigi bir zamanda Afganistan’a saldirmis ve büyük bir bozgun yasamisti.
Kisa zamanda 1990 yili çikmadan bu sefer Sovyetler Birligi parçalanmis tam 15 bagimsiz devlete bölünmüstü.
Simdi de benzer bir sonuçla karsilasacagimiz anlasilmaktadir. 22 Özerk yapidan meydana gelen Rusya Federasyonunun bu savasin getirdigi ekonomik ve sosyal yikimin altindan kalkmasi çok zor görünmektedir, vesselam…