MURAT FIDAN
Tarih: 31.03.2022 22:52
KARDESLERIM, KORKMAYINIZ! KÜFRÜN BEL KEMIGI KIRILMISTIR
Ali Riza Muhlis Agabey anlatiyor
Denizli'nin Çaybasi Mahallesi'nde 1927 yilinda dogmusum. 17 yasinda ortaokulu bitirdikten sonra Denizli Ticaret ve Sanayi Odasi'na memur olarak tayin olundum.
1944'de sabahlari vazifeme gidip gelirken Bediüzzaman Hazretlerini talebeleriyle beraber hapishaneden mahkemeye gelip gidislerini gördüm. Önde Hz. Üstad, arkada agabeyler ikiser ikiser kelepçeli olarak jandarma nezaretinde geçiyorlardi. Fakat daha ben bir sey bilmiyorum. Hiç duymamistim Bediüzzaman'i. Yolda beklesen insanlara; "Kimdir bunlar, nedir, ne oluyor?" diye sordum, kimseden ses çikmadi. O zaman insanlarda çok siddetli korku vardi. Hükümet disiplini kuvvetliydi. Kimse kimseye bir sey diyemezdi. En yakinlarima bile sordugumda bir cevap alamadim.
Üstad hapishaneden çikinca ilk önce bu handa kaldi. Tahminen 15 gün orada kalmis olabilir. Bir gün isimden dönüsümde orada Hz. Üstad'i gördüm. Hanin salon kismi pencerelerden görünürdü. Üstad'in pencereden bakarak her tarafi seyrettigini gördüm. Orada araba duragi vardi, genisçe söyle betonlanmis bir alan. O alanin üzerinde fayton arabalari dururdu. Faytoncular biraz küfürbazdirlar. Üstad onlarin konusmalarindan, bagrismalarindan rahatsiz olmus, müracaat etmis, ondan sonra Sehir Oteli'ne nakledilmis. Yani Hz. Üstad 1944'de beraat ettikten sonra ilk olarak bu Ahmet Aganin Hani'nda kaldi, ondan sonra Sehir Oteli'ne geçti.
1960 yilinin Ocak ayinda Ankara'dan, agabeylerimizden, "Çok hadiseler oluyor, mebuslara gidelim, Risale-i Nur'u anlatalim" diye bir mektup geldi. Gittik... Kazim Kayaalp, Hüseyin Tomas, Yakup Cemal agabeyler ve ben vardim. En gençleri de bendim. Nazilli'den de gelenler oldu, alti-yedi kisi olduk. Trenle gittik Ankara'ya. Aksam Ulus'ta Murat Lokantasi'nin üstündeki dersanede bulustuk. Tarih: 10 Ocak 1960. Bütün Türkiye'den gelen kardesler vardi. Üstad Hazretleri de "oraya gelecegim" diye söz vermisti. Sonra anlasildi ki Üstad Hazretlerini Gölbasi'ndan geri çevirmisler. Biz ayni ekiple gece vakti Emirdag'ina dogru yola çiktik, sabahleyin vardik.
Tarih: 11 Ocak 1960. Kusluk vaktiydi. Biz, bir taslik yer vardi, orada beklerken yukaridan Üstad indi geldi. Hilal seklini aldik hemen. Üstad yildiz gibi ortada durdu. Hepimiz sirayla elini öptük. "Kardeslerim korkmayiniz. Küfrün bel kemigi kirilmistir. Müspet hareket ediniz, çalisiniz, hiç korkmayin" dedi. En son sözü bu oldu. Üstad yukari çikti, biz de evlerimize geri döndük. Iki ay sonra Hz. Üstad vefat etti.
Çaybasi Camii'nde babam fahri müezzindi ya. O olmadigi zaman ben müezzinlik yapardim. Mesela 1941 yilinda tasraya gitti babam, iki sene onun yerine ben yaptim müezzinligi. Normal ezan yasakti o zaman. Hoca bana dedi ki: "Oglum, sen uyduruk ezani (Türkçe Ezan) okumadan önce kendin duyacak kadar ezani oku, ondan sonra o ezani oku" dedi. Ben de öyle yaptim. Üstad da öyle dermis zaten. Birkaç yerde fahri imamlik da yaptim ben.
27 Mayis 1960'da ihtilal olunca belediye imamligindan tard edildim ben. Zahiri sebep de sapka giymedigim için. En sonunda bir kasket elime aldim, elimde getirip götürdüm, basima giymedim. Ihtilaldan iki ay sonra çagirdilar beni. Biz seni atacagiz dediler açikça. "Suçum ne?" dedim. "Vali Bey, Halk Partililer öyle istiyor" dediler. Attilar beni isten...
Ufak bir dükkân açtim. Sermayem yok. Evdeki kitaplari götürdüm, koydum. Beni taniyanlar bile dükkâna koyacak kitap-defter veremediler bana. Tahkikat yaptilar, mektep kitabi da sattirmadilar.
Daha sonra
Ankara'dan cevap geldi: "Bu adam çok tehlikeli. Bunda 53 tane dini kitap var, -kitaplarin isimleri de var- bunlari satmamak sartiyla izin verin" diyor. Maarif müdürüne götürdüler beni. Yasli bir adam, bir sey de bildigi yok. Oturtmuslar oraya. Böyle böyle müdür bey dedim. "Kur'an-i Kerim de satmayacaksin" dedi. Iste bir zamanlar böyle zulümler gördü bu insanlar...
(Agabeyler Anlatiyor.)
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —