Menü Doğrulanmış Bilgi, Tarafsız Haber, Medya90’da!
DR. VEHBI KARA

DR. VEHBI KARA

Tarih: 01.12.2020 04:11

Insan Neden Diger Canlilardan Üstündür?

Facebook Twitter Linked-in

Allah, ilk insan Hz. Âdem’i (as) yarattiginda ona esyanin isimlerini ögretti. Islâm terminolojisinde bu olaya “Talim-i Esma” adi verilir. Ilim ögrenmenin diger bir manasi da esyanin isimlerini ögrenmek demektir. Esyanin hakikati; Allah’in esma-i Ilâhiye denen güzel isimlerinin ortaya konulmasindan ibarettir. Hz. Âdem esyanin isimlerini ögrenerek Ilâhî isimler ile Allah’i tanimak gibi derin ve genis bir bilgiye erismistir. Zaten insanin arzin halifesi olarak yaratilmasi ancak ilimle mümkün olabilirdi. Etrafimizda gördügümüz her seyin seklinden, yapisindan, mahiyetinden, durusundan, hareketinden, tabiatindan, büyümesinden, ölümüne kadar meydana gelen olaylarin açiklanmasi iste ayetlerde geçen talim-i esma hakikati ile izah edilebilmektedir. Iste “Hazreti Âdem Babamizin en büyük mu’cizesi ve meslegi “talim-i esma” hakikatidir. Bu hususu insanin diger canlilardan niçin üstün tutuldugu sorusunun cevabidir. Kuran’da bu konu hakkinda ayetler bulunmaktadir. Hadis-i Seriflerle de mesele açikliga kavusturulmustur. Allah, yeryüzünde bir halife yaratacagini meleklere bildirdiginde, onlar bunu anlayamazlar. Ilâhî iradenin hikmetini, kendilerine mahsus bir lisanla sorarlar. Bunun üzerine Rabbimiz, Âdem peygambere bütün isimleri ögretir ve melekleri bir imtihana tâbi tutar. Iste Âdem babamizin meslegi oldugu gibi bütün canlilardan üstün tutulmamiz “talim-i esma” iledir. Kuran’da geçen ayetlerde ve dini kitaplarda bu konuya genis yer ayrilmistir. Insanin yaratilan bütün varliklara karsi üstünlügü “talim-i esma” ile mümkün olmustur. Bakara Suresi 31. Ayet’te; “Ve allemel Âdeme esmae külleha” geçen “Ve Âdem’e bütün isimleri ögretti” meselesi bunun en büyük delilidir. Bu ayet bütün insanlarin pederi olan Hazreti Âdem’in en büyük mu’cizesidir. Talim-i esma ile insanoglu; melekler de dâhil olmak üzere bütün hayat sahipleri arasinda en üstün mertebeye çikmistir. Bunun mahiyetini “Âdem’e secde edin”. Âyeti ile anliyoruz. Fakat Iblis, Allah’in emrine karsi gelerek isyan etti ve dedi ki; “Ben çamurdan yarattigin kimseye secde eder miyim!” Iste bütün melekler: “Seni bütün noksanliklardan tenzih ederiz! Senin bize ögrettiklerinden baska hiçbir bilgimiz yoktur. Muhakkak ki sen Âlim ve Hakîmsin” diyerek bu talim-i esma hakikatini tasdik etmislerdir. Kendi nevinin üstünlügünü dava eden Iblis ise talim-i esma hakikatini anlayamamistir. Çünkü öyle güçlü bir kibri vardir ki; kendisini ebedî olarak azaba sokmustur. Allah, Seytani lanetlemistir. Ne yazik ki; insanoglunun büyük bir kismi dahi bu ayetlerin manasini anlayamamis idrak edememistir. Allah’in güzel isimlerini ögrenme konusunda çok cahildir. Ayni Iblis gibi kendini büyük görerek; talim-i esmayi ve Kuran’i ögrenmek için çaba sarf etmemektedir. Hâlbuki insan, bütün mahlûkatin üzerinde bir makama çikaracak olan Allah’in güzel isimlerine yapissa; hem bu dünyada hem de sonsuz ahirette saadete erisecektir. Psikolojinin temel kuramlarini ele alarak, esma-i hüsnanin derin anlamlarina dogru bir tefekkür yürüyüsü yapabiliriz. Allah’in güzel isimlerinin sinirsiz anlamlarini, içimizde açilmayi bekleyen duygulara dokundurarak, heyecanli bir yolculuga çikmak mümkündür. Kuran’in esma talimi, insanin tüm zamanlara ve mekânlara uzanan duygulanimlarini kucaklayan, gelis gidislerine refakat eden, duygularinin en uzak noktalarina uzanabilecek bir tefekkür dünyasi sunar. Esma-i hüsna, dünyanin fuzuli islerinde bogulmus, arzin darligina mahkûm olmus insan ruhuna essiz bir firsat sunar. Insan akli ve duygulari bu sayede güzel isimlerin tecellileri ile aydinlanmaya baslar. Allah, insani dünyanin halifesi olarak yaratmistir. Hayvanlardan cinlerden ve meleklerden farkli ve daha yüksek kabiliyetleri vardir. Mahlûkatin en sereflisi oldugu halde hayvanlardan daha asagiya düsecek özellikleri de bulunmaktadir. Iste Seytan gibi kendisini üstün görmeye basladigi anda isyan etmeye baslamis olmaktadir. Eger insan, kibir ve enaniyetinden vazgeçmez, af dilemez ise kendisini çok kötü bir son beklemektedir. Belki de insanogluna düsen görevlerden en önemlisi Allah’in güzel isimlerini ögrenmektir. Fakat insanin diger bir yönü ise tembel ve cahil olmasidir. Iblis gibi kendini büyük görerek; büyük bir tehlikeye düser. Insanda mevcut benlik duygusu ile Allah’in güzel isimleri hissedilebilir ve kismen anlasilmasi mümkün olur. Gerçek manasi ile anlasilmasi ise Cennette ve huzuru Ilahide olacaktir. Bunun için de Allah’a iman etmek ve Hazreti Muhammed Aleyhissalatü vesselama iman etmek sarttir. Hazreti Muhammed Aleyhissalatü Vesselam’a mahsus kilinan Miraç mucizesinin insanlik alemine getirdigi hediyeler saymakla tükenmez. Bu konuya açiklik kazandirmasi için sadece bes tanesine deginmeye çalisalim: Miraç ile imanin önemli hususlarini yani melaikeyi, cenneti, ahireti, hatta Zat-i Zülcelal olan Allah’i göz ile müsahede etmis ve bize bildirmistir. Bu haber; insanliga ebedi bir hazine ve hediyedir. Çünkü kâinati o vehmedilen perisanliktan, fâni ve karmakarisiktan kurtarmistir. Insan, Miraç nuru ile yaratilan varliklarin en güzeli oldugunu anlamistir. Çünkü insanlar, ezeli ve ebedi olan Allah’in muhatabi ve has kullaridir. Beser, sonsuz olan cennete namzet ve aziz misafirlerdir. Iste bütün bu güzel hususlari Hazreti Muhammed (asm) bizzat görmüs ve insanliga hediye olarak getirmistir. Böyle bir hediye, insan olan bütün insanlara, nihayetsiz bir sürur, hadsiz bir sevk verir elbette… Insanlar ikinci hediye olarak Allah’in insanlardan ne istedigini Miraç ile idrak etme imkânini bulmustur. Islâmiyet’in basta namaz olarak esaslarini dahi hediye getirmistir. Çünkü her insan Allah’in rizasini kazanmak için O’nun bizden ne istedigini anlamak ister ve bunu bilmekten memnun olur. Temenni eder ki: “Keske bir iletisim imkâni olsa da dogrudan dogruya Allah ile konussa idim. Benden ne istiyor, anlasa idim. Benden onun hosuna gideni bilse idim.” der. Iste Zat-i Ahmediye (asm) yetmis bin perde arkasinda Allah’in biz insanlardan istediklerini dogrudan dogruya Miracin bir meyvesi olarak bizzat isiterek getirmis ve besere hediye etmistir. Insanlar Ay’daki veya Mars gezegenindeki hali anlamak için milyarlarca dolar masraf yapip uydu gönderiyor ta ki; bilip ögrensin diye… Halbuki Ay ve gezegenler, Allah’in mülkünde bize göre bir sinek kadar bile degildir. Günes Allah’in yarattigi kâinat içinde bir mum kadar bir deger sahibi ancak olabilir. Iste Hazreti Peygamber (asm), Allah’in muhtesem sanatini ve sonsuzluk alemindeki rahmet hazinelerini görmüs, insanlara söylemis ve hediye getirmistir. Üçüncü hediyesi ise sonsuz saadetin anahtarini bizlere getirmesidir. Hazreti Muhammed Aleyhissalatü vesselam, Miraç vasitasiyla kendi gözüyle cenneti görmüstür. Cennetin sonsuz ve baki görüntüsünü müsahede etmistir. Ebedi saadeti bizzat idrak etmis ve müjdesini insanlara hediye etmistir. Bu müjdenin kiymetini anlamak için söyle bir misal verebiliriz: “Bir adam tam idam edilecegi bir anda, Cumhurbaskaninin affini kazaniyor ve ayrica bir saray veriliyor”. Iste ayni bunun gibi bütün insanlara yok olmaktan ve ebedi bir idamdan kurtulus müjdesi ve cennet saraylari hediye getirilmistir. Dördüncü hediye “Rü’yet-i cemalullah” yani Allah’i bizzat görebilme imkânidir. Nasil ki Miraç ile Hazreti Peygamber (asm) bizzat bu nimete müserref olmustur; iste bütün insanlarin elinde böyle bir imkan vardir. Allah’a ve resulüne iman sayesinde her mümin için Allah’i görmek ve müsahede etmek mümkündür. Besinci hediye ise sudur: Insan; kâinatin en kiymetli varligi ve Yaraticimizin muhatabi ve sevgilisidir. Küçük bir mahlûk, zayif bir hayvan ve aciz bir varlik olan insan; bu hediye ile o kadar yükselmistir ki kâinatin en degerli varligi olmustur. Bu makam; insani öyle bir makama çikarir ki; kâinatin üstünde bir gurur verebilir. Öyle bir sevinç ve sürur veriyor ki tasvir etmek mümkün degildir. Rütbesi onbasi olan bir askere “maresal oldun” demek gibi harika bir müjdedir. Iste daha bunun gibi nice güzel müjdeler, Miraç vasitasi ile insanliga hediye getirilmistir. Bu müjdelere muhatap oldugumuz için ne kadar sükretsek azdir. Bediüzzaman Said Nursi’nin Sözler isimli kitabindan derleyerek arz ederim, vesselam…
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —