Birkaç yildir kisisel gelisime merak sardim. Kisisel gelisim egitimini aldim, kamplara katildim ve bu alanda yazilmis kitaplar okuyorum.
Yaptigim gözlemler neticesinde kisisel gelisim, yasam koçlugu, psikoloji, kuantum adina ne derseniz deyin bu alanlarda anlatilan her seyin aslinda Yüce Kitabimiz Kur’an’da ve Peygamberimiz’in sünnetinde zaten var oldugunu gördüm.
Kisisel gelisim kisaca, insanlarin karsilastiklari problemler karsisinda nasil bir yol izlemeleri gerektigi, karsilastiklari zorluklarla nasil bas edebilecekleri hususunda onlara yardimci olmaktir.
Kendilerini tanimalari, basarili olmalari hayata daha olumlu bakmalari ve hedeflerine ulasmalari için onlari motive etmektir seklinde tarif edilebilir.
Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Mekke’den Medine’ye hicret ederken dostu Hz. Ebu Bekir ile birlikte Sevr Magarasina gizlenmislerdi.
Peygamber Efendimizi öldürmek amaciyla evini saran müsrikler evinde olmadigini ögrenince onu aramaya basladilar. Iki iz sürücünün rehberliginde Sevr Magarasinin agzina kadar geldiler. Onlarin konusmalarini duyuyor adeta nefeslerini hissediyorlardi.
Bu durum karsisinda Hz. Ebu Bekir endiseye kapilarak “ Ey Allah’in Resulü! Egilip baksalar bizi görecekler “ dedi. Allah Resulü ise, o anda büyük bir teslimiyetle “ La tahzen innallahe meana” yani “Üzülme Allah bizimle beraberdir” diyerek onu teselli etti.
Müsrikler magaranin agzina kadar gelmelerine ragmen onlari bulamadilar ve geri gittiler. Allah kendisine siginan habibini ve yol arkadasini böylece müsriklerden korudu.
Daha sonra Habibinin bu teslimiyetini diger kullari da örnek alsinlar diye Tevbe Suresi 40. Ayette su sekilde anlatiyor : ”Siz Peygambere yardimci olmasaniz da önemli degil. Nitekim inkârcilar onu, iki kisiden biri olarak yurdundan çikardiklarinda Allah ona yardim etmisti: Hani onlar magaradaydilar; arkadasina “Tasalanma! Allah bizimle beraberdir” diyordu. Derken Allah ona kendi katindan bir güven duygusu indirdi, sizin göremediginiz askerlerle onu destekledi ve inkârcilarin sözünü degersiz hale getirdi. Allah’in sözü ise en yücedir. Çünkü Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir.”
Bu ayet sadece Peygamber Efendimize degil bizlere de hitap ediyor.
Çaresiz kaldiginda, insanlar seni terk ettiginde, hiçbir yardimci bulamadiginda
"Ey kulum sen de bana sigin; hiç kimse seni görmese de ben seni görüyorum, hiç kimse seni duymasa da ben seni duyuyorum, hiç kimse seni anlamasa da ben seni anliyorum ben seninle beraberim” diyor.
Ama biz Kur’an’a o kadar uzagiz ki bize hitap eden böyle bir ayetin varligindan bile haberdar degiliz. Böyle olunca da çaremiz bize bu kadar yakinken biz onu baska yerlerde ariyoruz.
Kur’an-i Kerim sadece bir ibadet kitabi degildir. Hem dünya saadetimiz hem de ahiret saadetimiz için gerekli olan her türlü bilgi onda mevcuttur.
Sahabeden Abdullah b. Mes’ud Kur’an-i Kerim’i tanimlarken söyle der:
"Kur’an Allah’in yeryüzündeki ziyafet sofrasidir. Burada bir tesbih vardir. Bizim bildigimiz manada ziyafet sofrasi, önce gözü sonra da mideyi besler. Kur’an ise, akli kalbi ve ruhu besler.
Öyleyse ey Müslüman kardesim sen de bu ziyafet sofrasinda yerini almaya var misin?