DR. VEHBI KARA
Tarih: 26.09.2021 16:20
Kahtani Cehcah ve Ahir Zaman Hadisleri
Ahir zamanda yani kiyametten önce meydana gelecegi rivayet edilen hadislerle ilgili olarak sik sik seviyesizce yazilar yazilmaktadir. Hadis ilminden ve dini bilgilerden haberi olmayan sahislar; saygi sinirini asarak hadis-i serifler hakkinda olumsuz sözler sarf etmekten çekinmemektedir.
Bir kisim yazarlar ise hadisleri düsünmek ve tefekkür etmek yerine derhal “hadis inkarciligina” soyunarak ahir zaman ile ilgili hadisleri yok saymaktadir. Bunlarin önemli bir bölümü Kur’an-i Kerim’de bu hadislerin yer almadigini iddia etmektedirler. Hâlbuki Kur’an’dan sonra Islam’in en önemli kaynaklarindan bir tanesi olan hadislerdir. Daha sonra sirasi ile “Icma-i Ümmet” ve “Kiyas-i Fukaha” gelir. Bir konu hakkinda fikir yürütürken bu siralamaya dikkat edilmelidir.
"Ne yas ne de kuru (hiçbir sey) yoktur ki, apaçik Kur’ân’da bulunmasin! (En’am Suresi 59)" ayeti, insanlarin ihtiyaç duydugu her bilginin Kur’an’da yer aldigini ifade etmektedir. Ahir zamanda zuhur edecek önemli sahislarin ve olaylarin da Kur’an’da yer aldiginda süphe yoktur. Çünkü ayetlerin zahir yani açik manalarindan baska dal ve budaklari sayilan baska anlamlari da vardir. Islam âlimlerinin kitaplari, bu ayetlerin zahir manasindan baska ikinci üçüncü derecede baska manalarini da izah etmeye çalismislardir.
Bu nedenle Kur’an’in büyük bir hazine oldugu rahatlikla söylenebilir. Hadislerde geçen olay ve sahislarin Kur’an’da yer almadigini iddia etmek kabul edilemez bir sözdür. Elbette herkes tamamini degil ancak kendi ilim ve bilgi seviyesine göre Kur’an’i anlayabilir.
Eger kisinin bilgi ve irfani buna yeterli degil ise hadisler inkâr edilmez. Özellikle sahih ve kuvvetli hadisler konusunda asla inkarcilik yoluna gidilmemelidir. Bir Rafizi yani Islam’in disina çikmis kimsenin hadisi reddetmeleri yüzünden hadisleri inkar etmek; Müslüman’a yakismaz.
Diger bir mesele ise günümüzde hadislerin degerlendirilip hayatimiza tatbik edilmesi yerine adeta bunlari konusmanin ayip sayilmasi gibi garip ve tuhaf bir durumun ortaya çikmasidir. Özellikle ahir zamanda zuhur edecegi sahih hadislerle apaçik bir sekilde belli olan Deccal, Mehdi gibi konulari konusmaktan utanan nice kisilere de rastlayabiliyoruz.
Hâlbuki hadisi serifleri ele alip düsünmekten kim, ne zarar görebilir ki? Bu nedenle Deccal ve Mehdî gibi ahir zamanin önemli kisilerini konusmak ve düsünmek gerekiyor. Bu konulari konusulmali hatta ortaya çikmis olaylari degerlendirirken hadislerin isiginda tefekkür etmemiz lazimdir. Zira Deccal gibi önemli sahislarin zuhur ettigi Islam’in emir ve yasaklarini ortadan kaldirdigi bir zaman dilimini kolaylikla görebiliriz. O halde zuhur ettikten sonra hadislerde geçen dehsetli sahislara karsi uyanik kalmak ve tuzaklarina düsmemek için ayri bir gayret göstermemizin lüzumu ortaya çikmaktadir.
Çünkü 1443 yil sonra Peygamber Efendimizin (ASM) hadisleri ile ifade edilen bir mucizesi ortaya çiktigi zaman Müslümanlar telas etmez bilakis imanlari artarak güçlenir. Iste bu nedenle basinimizda neredeyse hiç yazilip konusulmamis bazi ahir zaman hadislerinde geçen Kahtani ve Cehcah isimli sahislardan bahsetmek istiyorum.
Manasi itibariyle, "yokluktan", "yokluk diyarindan" anlamina da gelebilen "Kahtani" kelimesi, ayni zamanda Mehdinin zuhurundan sonra dünyada görülecek bolluk ve bereketi getirecek kisi olarak hadis kitaplarinda yerini almistir. Bu zatin ortaya çiktigina dair bazi deliller bulunmaktadir.
Buhari ve Müslim de "Imam", "Halife" ve "Kahtani" tabirleriyle âhir zamandaki bir önemli zattan söz edilmektedir. Ahir zamandaki bir bolluk ve refah dönemine isaret edilmekte ve saymaksizin mal dagitan bir halifeden haber verilmektedir (Müslim, Fiten 67-69). Bunlarin disinda Kahtani’den önce gelecek Mehdi ile ilgili hadisler ise, Ebû Davud, Tirmizi, Ibn Mâce ve Ahmed b. Hanbelin Müsnedi gibi hadis kaynaklarinda geçmektedir.
Buhari’deki su hadis-i serif: ‘Kahtanli bir adam çikip degnegi (asasi) ile insanlari yönetmedikçe kiyamet kopmaz!’ seklindedir. (Buharî, Menakib 7; Müslüm, Fiten 60) Bu hadis-i serifte Kahtani’nin üç mühim hususiyeti zikredilmistir. Kaht yani kitlik, ekonomik kriz ve kuraklik gibi olaylarla ortaya çikacak olup iyi bir yönetici olarak bütün bu problemlerin üstesinden gelecegi anlasilmaktadir.
Kahtani’nin zamanindaki teknolojik araçlarin sekli ile ilgili olarak mikrofon dedigimiz cihaz da öne çikmaktadir. Bugün bir çok siyasetçi yaptigi konusmalarda bir anda yüzlerce yerde halka hitap edebilmektedir. Günümüzde siyaset adamlari ve idareciler emir ve talimatlarini bu teknolojileri kullanarak ulastirmakta olup bu araçlar sekil olarak bazan asa bazan da kamçiya benzemektedir. Bu örneklere cep telefonlarini da ilave edebiliriz.
Bazi alimlere göre (Ibn Hacer, ilgili hadisin serhinde) Kahtânî’in adi Cehcah’tir. Bu zat Mehdiden sonra çikacak ve onun yolunu tâkip edecektir. “Insanlari asasiyla sevk/idare etmesi” ifadesiyle kendisi bir çobana benzetilerek raiyetine karsi güzel ve âdil idaresine, güçlü saltanatina isaret edilmistir.
Ahir zaman hadislerini ele alip inceleyen Bediüzzaman Said Nursi'nin açiklamalari dogrultusunda Mehdinin üç vazifesi oldugunu biliyoruz. Bunlar; iman, hayat ve seriattir. Ilk basamak olan iman dairesinde iman esaslarini takviye ettikten sonra, ikinci basamakta bunlarin hayata tatbik edilmeye baslanacagi, ardindan ise Kur'an hakikatlarinin hayatin her devresinde hüküm sürecegi 3. devreye geçilecegi anlasilmaktadir.
Yine Müslim’de geçen bir baska hadiste ise, ahir zamandaki bir bolluk ve refah dönemine isaret edilmekte ve saymaksizin mal dagitan bir halifeden bahsedilmektedir. Bazi kimseler, Hz. Ömer b. Abdülaziz dönemindeki bolluga bakarak bu hadisi ona tevil etmistir. Ancak “Ümmetimin sonunda” tabiri bu zenginligin, ümmetin sonunda da olacagini göstermektedir.
Netice olarak bütün bu hadis-i seriflerden anliyoruz ki, adi ne olursa olsun, genel manada islahatçilardan ve kurtaricilardan bahsedildigi kesindir. Sahih hadis olarak kabul edilen Buharî ve Müslim’in rivayetlerini esas alacak olursak; hadislerde mehdi düsüncesinin varligi süphe götürmeyen bir gerçek olarak karsimiza çikmaktadir.
Genis daire olan içtimaî ve siyasî sahadaki Mehdiyetin ikinci ve üçüncü vazifesi, birinci vazifeye nisbeten ikinci, üçüncü derecede olup ittihad-i Islâmin kuvvetine dayanarak ve mehdiyete bagli olarak onun düsturlarini tatbik edecek zat ki, hadis lisaninda“Cehcah” denilmektedir. Bu zat âlem-i Islâm vüs’atinde hilafetin icraatini temsil eder. Mehdi’nin icraatçisi olacak bu veya benzeri zatlardir.
Tâc’dan nakledilen 988. hadis meali söyledir: “Cehcah adindaki bir adam idareyi ele alincaya kadar günler ve geceler (Süfyan’in devre-i istibdatlari ve dalalet karanliklari) gitmeyecektir. (Müslim, Tirmizi) Zübdet-ül Buhari Tercemesi 958. hadîsin hasiyesinde, Er-Raid Lügati’nin beyanina göre “Harbte na’ra atan kahraman” mânâsinda olan “Cehcah” vasfiyla tavsif edilen bir zâtin gelecegi (Sarkavî Serhi’nden naklen) söyle ifade edilir:
“Bu kisinin adi Cehcah’tir. Çok kiymetli bir zat olup Mehdi’den sonra ortaya çikacak, onun yolunu tutacaktir. Çoban koyununu nasil sürerse, Cehcah da cihangir olarak bütün ülkeleri idare edecek, herkes ona boyun egecektir.
Cehcah kelimesinin sahsin ismi degil vasfi oldugu da ifade edilmistir. (Ibn-i Hanbel 3,89) Ayrica hadislerde Cehcah ve Kahtânî’nin Mevali’den yani Arap olmayan bir milletten çikacagi da kaydedilmistir. Kahtânî geldiginde zalimlere, münafiklara, fasiklara hiç acimayacaktir.
Hadislerde Mehdiden sonra Kahtani, Cehcah, Mahzumi, Mansur, Mevla, Hesim-ül Mehdi, Selam, Emir-ül Usub, Müferrec, Zulusub, Mukaat isminde halifelerden de bahsedilmektedir.
Tüm bu anlatilanlar dogrultusunda bir yokluk, kurakliktan varlik dönemine geçis söz konusunu gündeme getirdiginden hem Mehdi için hem de ondan sonra gelecek yönetici olan Kahtani için "yokluk döneminden, varlik dönemine" manasini içine alan "Kahtalani" ismi, pek anlamlidir. Elbette herseyin en dogrusunu Allah bilir. Bizim gibi insanlar ancak olaylar vuku bulup ortaya çiktiktan sonra degerlendirme yapabilmektedir.
Günümüzdeki ve yakin geçmisteki olaylara dikkatli bir gözle bakip genel bir degerlendirme yaptigimizda büyük ekonomik krizlerin ve kitlik gibi olaylarin sik sik çiktigini görebiliriz. Fakat daha sonraki dönemlerde ekonomik istikrarin saglanmis, borçlarin ödenmis, sosyal güvenligin yayginlasmis, fakir ve bakima muhtaçlara yani toplumun ekonomik alt tabakasini olusturan insanlara yardimlarin arttigi bir dönemden de bahsedebiliriz.
Hatta ülkemiz çok büyük düsmanliklara, darbelere ve kirli kumpaslara maruz kaldigi halde istikrarin bozulmadan devam ettigine herkes sahit olmustur.. Örnek olarak 15 Temmuz 2016 darbe tesebbüsünü ve mazlum insanlarin özellikle de Suriyeli, Irakli ve Afgan mültecilerin yurdumuza gelerek hayatlarini kurtarmalarini sayabiliriz. Zira fakir ve muztar kalan kimsenin duasi arsa dayanir ve geri çevrilmez.
Diger bir örnek ise Istanbul’dur. Bir dünya baskenti olma yolunda büyük mesafeler kat etmistir. 450 senedir cami olarak kullanilan fakat Avrupalilarin baskisi ile müzeye çevrilen Ayasofya yeniden cami olmustur.
Ilginçtir bundan 30 yil önceki dönemde Istanbul’da susuzluk ve kuraklik yayginlasmis ve yagmur bombalari ile kurakligi önleme çabalari görülmüstür. Yolsuzluk ve rüsvetin alabildigine yayginlastigi bu dönemde Istanbul’da yasamis bir insan olarak bir çok olumsuzlugun sahidi oldugumu söyleyebilirim.
Istanbul’da büyük bir su sikintisi vardi ve bununla ugrasmasi gereken Belediye Baskanliginda büyük yolsuzluklar yasaniyordu. Istanbul’un her yerinde büyük çöp daglari olusmus hatta bunlardan biri patlayarak can kayiplarina yol açmisti. Fakat daha sonra yönetime gelen kisiler zamaninda iklim olarak bir kuraklik sona ermis yolsuzluklar büyük ölçüde önlenmistir.
Son olarak su hususu söylemek istiyorum. Hadisleri düsünerek tefekkür etmeliyiz. Zira hadislerde geçen bir çok olayin ortaya çiktigini söyleme imkânimiz vardir. Hele hele “Dünya 5’ten büyüktür” diyerek dünyayi kana bulayan ve insanlik suçu isleyen zalim ülkelerin tam merkezinde; insanligin ortak vicdaninin sesi olan kisilere rastlamis bulunuyoruz. Bu gerçekleri haykirmak her babayigidin harci degildir, vesselam…
Dr. Vehbi Kara
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —