Bir dönem "orta halli" diye tarif edilen milyonlarca aile vardı bu ülkede.
Ne zengindi ne fakir…
Kirasını öder, çocuklarını okutur, yılda bir tatil yapar, ay sonunu da çok zorlanmadan getirirdi.
Bugün aynı ailelere bakıyoruz.
Market poşeti küçülmüş,
faturalar kabarmış,
çocukların hayalleri ertelenmiş,
tatil ise çoktan lüks olmuş.
Kimse yüksek sesle söylemiyor ama gerçek ortada:
Türkiye'de orta sınıf sessizce eriyor.
Ve bu erime, istatistiklerden çok daha derin bir insan hikâyesi anlatıyor.
Artık yoksulluk sadece açlıkla ölçülmüyor.
Çünkü insanlar aç değil…
Ama:
Ev alamıyor
Arabasını yenileyemiyor
Çocuğunu istediği okula gönderemiyor
Sosyal hayata katılamıyor
Sürekli "idare ediyor"
Bu yeni tabloya uzmanlar bir isim veriyor:
Gizli yoksulluk.
Yani dışarıdan bakıldığında normal görünen ama içeride sürekli eksilen hayatlar…
En tehlikelisi de bu.
Çünkü sessiz.
Eskiden markete giren aileler ihtiyaç listesiyle alışveriş yapardı.
Şimdi fiyat etiketine bakarak vazgeçiyor.
"Şunu da alalım" cümlesi yerini
"Bunu koymayalım" cümlesine bıraktı.
Bir toplumun ekonomik fotoğrafı, en net mutfakta çekilir.
Bugün mutfaklar alarm veriyor.
Ekonomistler şunu söyler:
Bir ülkenin bel kemiği orta sınıftır.
Çünkü:
Tüketir
Üretir
Vergi verir
Eğitimli nesil yetiştirir
Sosyal dengeyi sağlar
Orta sınıf zayıfladığında ise toplum ikiye ayrılır:
Çok az zengin
Çok fazla geçim derdindeki insan
Bu tablo da beraberinde:
huzursuzluk
güvensizlik
öfke
toplumsal kırılma
getirir.
Yani mesele sadece ekonomi değil, sosyal istikrar meselesidir.
Aslında mesele sadece cebimizdeki eksilme değil; vicdanlarımızdaki aşınma. Ekonomik daralma kadar tehlikeli olan bu ahlaki erozyonu daha önce "Asıl Yıkım Parada Değil, Ahlakta" başlıklı yazımızda detaylıca ele almıştık.
Belki de en ağır hasar cebimizde değil, ruhumuzda oluşuyor.
Sürekli hesap yapan,
gelecekten korkan,
çocuğuna "şimdilik alamayız" demekten yorulan anne babalar…
Zamanla şunları yaşıyor:
tükenmişlik
umutsuzluk
öfke
özgüven kaybı
Toplumsal sinirlilik, tahammülsüzlük ve agresyonun arkasında biraz da bu ekonomik yorgunluk var.
İnsan geçinemediği yerde sakin kalamaz.
Bir ev
Bir araba
Bir yaz tatili
Çocuklara iyi eğitim
Bir zamanlar sıradan sayılan bu hedefler bugün birçok aile için ulaşılamaz hayal haline geldi.
Bu da şunu gösteriyor:
Türkiye'de standartlar yükselmedi,
aksine hayaller küçüldü.
Bir toplum için en acı tablo budur.
Orta sınıf erirse:
Gençler umudu keser
Beyin göçü artar
Sosyal gerilim yükselir
Aidiyet zayıflar
Ve en tehlikelisi:
İnsanlar geleceğe inanmayı bırakır.
Bir ülke için gerçek çöküş tam da burada başlar.
Elbette var.
Ama bunun için:
Gelir adaleti
Liyakatli istihdam
Enflasyonla gerçek mücadele
Aileyi koruyan sosyal politikalar
şart.
Çünkü ekonomi sadece rakam değil, insan onurudur.
Orta sınıf güçlenmeden hiçbir toplum güçlü kalamaz.
"Bir ülkede orta sınıf zayıflıyorsa, aslında sadece gelirler değil; umutlar da fakirleşiyordur."