Otizmli bir çocuk bağırdığında, kendine vurduğunda ya da kontrolsüz tepkiler verdiğinde çoğu zaman aynı cümle kuruluyor:
"Problem davranış sergiliyor."
Peki gerçekten ortada bir problem mi var?
Yoksa bu davranışlar, çocuğun ifade edemediği bir krizin alarmı mı?
Bugün otizmle ilgili en büyük yanılgılardan biri, davranışı sorun sanmak.
Oysa sorun davranışta değil; onu nasıl okuduğumuzda gizli.
Otizmli çocukların yaşadığı zorluklar artık çok net biliniyor:
Alışmadığı insanlar…
Alışmadığı ortamlar…
Ve ifade edemediği ihtiyaçlar…
Bu üçü aynı anda yaşandığında, çocuğun sinir sistemi alarm verir.
Bağırır, ağlar, kendini yere atar ya da içine kapanır.
Biz buna "problem davranış" diyoruz.
Ama çocuk aslında şunu söylüyordur:
"Şu an dayanamıyorum."
Bu bir sorun çıkarma hali değil, hayatta kalma refleksidir.
Çoğu zaman ilk refleksimiz şudur:
Davranışı durdurmak.
Sakinleştirmek.
Bastırmak.
Oysa davranış bastırıldığında kriz bitmez, içeriye gömülür.
Ve bir sonraki sefer daha sert, daha yıkıcı şekilde geri döner.
Bu yüzden otizmde asıl soru şudur:
"Bu davranışı nasıl engelleriz?" değil,
"Bu davranış bize ne anlatıyor?"
Otizmli çocukların aileleri için bu durum teori değil, günlük hayat.
Bir markette…
Bir hastane koridorunda…
Bir misafirlikte…
Çocuk kriz yaşar.
Bakışlar aileye döner.
Suçlayıcı fısıltılar başlar.
Aile yalnızlaşır.
Yoksullaşır.
Tükenir.
Ve en acısı, çoğu zaman sistem sadece izler.
Otizmli bir çocuk için kriz çoğu zaman şuradan başlar:
Aşırı ses.
Kalabalık.
Belirsizlik.
Güvensizlik.
Bu yüzden çözüm, çocuğu değiştirmeye çalışmak değil;
ortamı regüle etmektir.
Sessizlik.
Güven.
Düşük uyarıcı.
Çocuğun sinir sisteminin "nefes alabileceği" alanlar…
Bu konu çoğu zaman yanlış bir yerden ele alınıyor.
Merhamet…
İyi niyet…
Duygusallık…
Oysa mesele bunların ötesinde.
Bu, bir yönetim meselesi.
Bir toplumun, en kırılgan bireylerini nasıl koruduğunun göstergesi.
Krizi büyüten mi olacağız,
yoksa krizi söndüren mi?
Bugün konuşmamız gereken şey yeni tanımlar değil.
Yeni raporlar değil.
Yeni toplantılar hiç değil.
Asıl soru şu:
Kriz anında otizmli bir çocuğun gidebileceği güvenli bir kapı var mı?
Eğer yoksa,
"problem davranış" diye konuşmaya devam etmenin kimseye faydası yok.
Otizmde davranış bir sorun değildir.
Davranış, duyulmayan bir cümlenin en yüksek sesle söylenişidir.
Bu yazı bir şikâyet değil.
Bir suçlama hiç değil.
Bu, bakış açımızı değiştirmeye dair bir davettir.
Artık davranışları susturmayı değil,
çocukları anlamayı konuşmamız gerekiyor.