Deprem sonrası kırsal bölgelerde hayatın yeniden kurulmasına yönelik çalışmalar sürerken, kent hukuku uzmanı mimar Emrullah Erol, köy evlerinin yalnızca barınma ihtiyacını değil, üretim ve sosyal yaşamı da doğrudan etkilediğine dikkat çekti.
Erol, TOKİ öncülüğünde yürütülen köy evi projelerinin son derece önemli olduğunu belirterek, şehir ve kırsal yaşam arasındaki temel farkın doğru okunması gerektiğini vurguladı. Şehirde konutun çoğu zaman yalnızca yaşanacak bir alan olduğunu ifade eden Erol, köyde evin ise üretimin, depolamanın ve hayvancılığın merkezinde yer aldığını söyledi.
Köy evlerinin yazdan kışa hazırlık yapılan, tarım ve hayvancılıkla iç içe bir yaşam alanı olduğunu belirten Erol, evin yıkılmasının yalnızca barınma sorununa yol açmadığını ifade etti.
"Ev yıkıldığında insanların gelir düzeni, günlük yaşam ritmi ve üretimle olan bağı aynı anda bozuluyor" diyen Erol, geçici barınma sürecinin uzamasının kırsalda geri dönüşü zorlaştırdığına dikkat çekti.
Tarlaya ne zaman dönüleceği, hayvan düzeninin nasıl kurulacağı, ürünlerin nerede depolanacağı gibi temel soruların netleşmemesinin belirsizlik yarattığını belirten Erol, bu belirsizliğin uzadıkça kırsalda kalma kararlarının ertelendiğini söyledi.
Köy evlerinin yalnızca bir yapı değil, bir yaşam döngüsünün yeniden kurulması anlamına geldiğini vurgulayan Erol, TOKİ'nin köy evi projelerinde bu gerçekliğin dikkate alınmasının hayati olduğunu ifade etti.
Erol, deprem sonrası köylerde sosyolojik yapının ciddi biçimde etkilendiğini, köyden kente göçün hızlandığını da dile getirdi. Köylünün toprağına ve üretime geri dönebilmesi için köy evi projelerinde hayvan barınaklarının (ahırların) evlerle birlikte ve yan yana planlanması gerektiğini söyledi.
Akrabalık ve komşuluk ilişkilerinin korunmasının da önemli olduğunu belirten Erol, evlerin birbirine yakın planlanmasının sosyal bağların kopmaması açısından kritik olduğunu vurguladı.
Depremin en ağır sonuçlarından birinin "askıda kalan hayatlar" olduğunu ifade eden Erol, şu değerlendirmede bulundu:
"Ev yoksa, hayvanlar için yer yoksa; yaşlı bakımı, çocukların eğitimi, komşuluk desteği gibi sosyal yapı da çöker. Bu bağlar koparsa, köye dönüş çok zorlaşır. O yüzden diyoruz ki: Askıda hayat kalmasın."
Haber: Şuranur Şişman – Dünya Haber Ajansı (DHA)