Yarın açıklanacak enflasyon verileriyle birlikte emekli maaşlarına yapılacak zam oranları netleşecek. Mevcut beklenti, son 6 aylık enflasyonun yüzde 12–13 aralığında gerçekleşmesi yönünde. Bu oranlar doğrultusunda en düşük emekli aylığının 18 bin 900 TL ile 19 bin 75 TL bandına yükselmesi öngörülüyor.
Ancak mesele sadece rakam artışı değil.
Kulislerden yansıyan bilgilere göre zamma ekstra refah payı eklenmesi ihtimalinin zayıf olduğu ifade ediliyor. İşte asıl kaygı tam da burada başlıyor.
Bugün emeklilerin yaşadığı tablo ortada.
Kira, gıda, enerji ve sağlık harcamalarındaki artış, açıklanan resmi enflasyonun çok ötesinde hissediliyor. Pazara çıkan, eczaneye uğrayan, faturasını ödeyen her emekli bunu bizzat yaşıyor.
Bu nedenle yalnızca enflasyon farkı kadar yapılan artış, emeklinin alım gücünü korumuyor, aksine geride bırakıyor.
Emekliler bir ayrıcalık değil, insanca yaşamayı talep ediyor.
Yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş, primini ödemiş, emeğini vermiş milyonlarca insan bugün refah payını bir beklenti olarak değil, hak olarak görüyor.
Refah payı eklenmeden yapılacak bir artış;
Emeklinin sofrasını büyütmeyecek
Geçim derdini hafifletmeyecek
Umudu güçlendirmeyecek
Aksine, büyük bir hayal kırıklığı doğuracak.
Daha önce memurlara verilen 8.043 TL'lik seyyanen zammın emeklilere yansıtılmaması nedeniyle açılan davada, emekliler yargı yoluna başvurmuştu.
Bugün emekliler yüksek sesle konuşmuyor olabilir.
Ama her evde, her sofrada aynı cümle fısıldanıyor:
"Bu kez refah payı olur mu?"
Bu beklentinin karşılıksız kalması, yalnızca ekonomik değil, psikolojik ve toplumsal bir kırılma anlamına da gelir.
Buradan açıkça ifade etmek gerekir:
Refah payı eklenmeden yapılacak bir zam eksik kalır.
Devletin imkânları, sosyal adalet ve vicdan terazisi birlikte düşünülmelidir.
Emekliler sadaka değil, adalet istiyor.
Ve bugün bu adaletin adı nettir:
Bu beklentinin görülmesi, duyulması ve karşılık bulması; sosyal devlet anlayışının da en somut göstergesi olacaktır.

Sizce emekliye refah payı verilmeli mi? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.